Bugün, 29 Mayıs 2020 Cuma



Recai ÖNAL


SU VARSA YAŞAM VAR!


SU VARSA YAŞAM VAR!
Bu haftaki yazıma geçmeden önce elleri öpülesi annelerimizin anneler gününü canı yürekten kutlar, bütün annelerin ellerinden öperim. Sulamada temel sorunlar konulu yazıma geçmeden önce bir sorunun cevabını merak ediyorum, tarımda suyumuzu etkin bir şekilde kullanabiliyor muyuz acaba? Bence etkin kullanamıyoruz. Çünkü sulamanın temel sorunlarını çözmemiz gerekmektedir. Bu temel sorunları inceleyecek olursak durum aşağıdaki gibidir;

  1. Yapısal Sorunlar
  2. Yasal Sorunlar
  3. Örgütlenme Sorunu
  4. Eğitim ve Bilinçlendirme
  5. Ekonomik Sorunlar
  6. Etkili İzleme ve Değerlendirme Sorunu
  7. Diğer Sorunlar

Yukarıdaki 7 maddeyi aşağıda açıkladığım şekildeki gibi çözüme kavuşturabiliriz.

Yapısal sorunlarda sulama şebekelerimizin büyük bir kısmı açık kanal (yüzey sulama) ve 40 yaşın üzerindeki tesislerdir. Bu yapı, su iletimi ve uygulamasında buharlaşma ve sızma gibi kayıpların çok fazla olmasına yol açmaktadır. DSİ (Devlet Su İşleri) şebekelerinin %82’si açık kanal, %18’i borulu sistemdir. Salma sulamada (vahşi sulama)
dekar başına 8000 m3 ile 10.000 m3 su kullanılmaktadır. Yağmurlama sulamada ise dekar başına 4000-5000 m3 su kullanılmaktadır. Diğer yandan damlama sulamada ise dekar başına kullanılan 2500-3000 m3 su miktarı, bitkilerin su ihtiyacını gidermektedir. Bu vesile ile acilen kapalı ve basınçlı sulama sistemlerine geçmek zorundayız. Ne yazık ki su fakiri ülkeler arasında tanımımız yapılmaktadır. Kullanılabilir 112 milyar m3 suyumuz olup 83 milyon nüfusa böldüğümüzde kişi başına düşen su miktarımız yaklaşık olarak 1300 m3 tür. Bu veriler de su fakiri bir ülke olduğumuzun gözle görülebilir göstergesidir.

En fazla suyu tarımsal sulamada kullanmaktayız. Ülkemiz coğrafyasında 25 milyon hektar tarım arazisinin ancak 6 milyon hektarı sulanabilmektedir. Tarımsal suları kontrol altına alabilmek için ise acilen su kanununa ihtiyaç vardır.

Su dağıtımını, su kullanıcı örgütleriyle yapmak zorundayız. Devlet Sulama Birlikleri’nde seçilen başkan, yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin görevlerine son verilerek ve birliklere mühendis atanarak yeni bir model arayışına girilmiş olup sulamada tek kişiye yürütme görevi verilmiştir. Bu modelle de özelleştirmenin önünün açılması hedeflenmektedir. Çözüm olarak suyun iletimi için suyu kullananlar tarafından katılımcı sulama yönetimine geçilmesi gerekmektedir, başarı bu şartlarda sağlanır.

Sulamada eğitim ve bilinçlendirme sorununun çözümü için sulama yapan çiftçilerin eğitilmeleri büyük önem taşımaktadır. Su kullanıcı örgütlerinin idari ve teknik personeli, sulama teknikleri ve sulama programlaması konusunda yeterli bilgi sahibi olması gerekmektedir.

Ekonomik sorunların çözümü için sulama şebekelerinin rehabilitasyonu için finansman sorununu çözmemiz gerekmektedir.

Etkili izleme ve değerlendirme sorununun çözümü için bütün veriler alınarak sulama oranları, sulama randımanları ve sulanan ürünler analiz edilip sonuçlarının değerlendirilmesi yapılmalıdır.

Diğer sorunlara gelirsek arazi toplulaştırması tamamlanan yerlerde sulama şebekeleri projelerinin yeniden yapılması gerekmektedir. Ürün desenine göre su kaynağı yetersizliği, uygun olmayan su dağıtım programları, idari ve teknik kapasite sorunları gibi sorunlar giderilmelidir.

Küresel iklim değişikliği ve sektörün artan taleplerini durdurmak imkansız!

Sürdürülebilir sulama yönetiminde suyumuzu etkin bir şekilde kullanmalıyız.

Unutmayalım ki;

Gıdanın 2/3 ‘ü sulu tarımda üretilmektedir.

Gıda güvenliği için su güvenliği şart!

İstatistiki verilere bakarsak bazı gıdaların üretimi için gerekli su miktarları aşağıda sıralanmıştır:

  • 1 kg buğday için 1 m3 su
  • 1 kg prinç için 3 m3 su
  • 1 kg süt için 1 m3 su
  • 1 kg peynir için 5 m3 su
  • 1 kg biftek için 15 m3 su

HARCANMAKTADIR!

Ülkemiz coğrafyasında tarımda su, etkin ve verimli kullanılmamaktadır. Çözüm olarak sulama şebekelerinde acilen kapalı, basınçlı ve damlama suya geçmeliyiz. Su sorunu çözülmeden tarım sorunları çözülmez.

SU VARSA YAŞAM VAR!

Saygılarımla.