Bugün, 29 Mayıs 2020 Cuma



Oktay ÖZENGİN


Merhaba Değerli Dostlarım ve Kıymetli Hemşehrilerim…


Merhaba Değerli Dostlarım ve Kıymetli Hemşehrilerim…

          Menemen’in Sesi Gazetesi’nin değerli yöneticisi ve meslektaşım Erhan Özalp’ten gelen istek üzerine bundan böyle bu köşede sizlerle buluşacak, Menemen tarihi üzerine yaptığım araştırmalarımı yine sizlerle paylaşacağım. Sunacağım fotoğraflarla geçmişi yad edecek, geleceğe ve gelecek nesillere de bir kültürel yazı mirası bırakmış olacağım. Özellikle 1900-2000 yılları arasındaki 100 yıllık dönemi kapsayacak araştırma ve yazılarımın siz değerli okurların ve Menemenli hemşehrilerimin ilgisini fazlasıyla çekeceğine inanıyorum...

           İlk yazıma ilçemizin tarihi ile başlamak istiyorum.

           Menemen...

           Bilinen en eski tarihiyle kuruluşu 6 bin yıl öncesine kadar dayanan tarihi şehrimiz. Maltepe’nin Panaztepe mevkiinde 36 yıldır sürdürülen kazılar sonucunda ortaya çıkan buluntular bu tarihi kesinlikle doğrulamaktadır. Yine aynı şekilde Buruncuk tepesindeki antik Larissa şehrinde 88 yıl önce yapılan arkeolojik kazılar da Menemen’in Ege bölgesinin en eski yerleşim merkezlerinden biri olduğunu ortaya çıkarmıştır.  Bu 6 bin yıl içerisinde ilçemiz sırasıyla Memaniomenos, Mainomenos, Menmen, Melemen, Menimen ve son olarak da Menemen adını almıştır.

            İlk kuruluş yeri Asarlık bölgesi’dir ve burası İonyalıların egemenliği sırasında kurulmuştur. İonyalıların egemenliğini sırasıyla Frigyalılar, Lidyalılar, Persler, Makedonlar, Helenler izlemiş son olarak da Orta Asyadan gelen Selçukluların ve Osmanlıların boyunduruğu altına girmiştir. Menemen, Asarlık bölgesindeki ilk yerleşimin ardından Anadolu beylikleri zamanında bugünkü asıl yerine taşınmış, Osmanlılar zamanında gelişimini sürdürmüştür.

             Osmanlı İmparatorluğu zamanında çok önemli görevler üstlenen Menemen, imparatorluğun tekstil, silah ve liman merkezi olmuştur. Osmanlıların kullandığı çadır ve yelken bezleri ile Menemenli ustaların imal ettiği ok ve yaylar ordunun ihtiyaçlarını fazlasıyla karşılamıştır. Özellikle geçmişte “Menemen Limanı” olarak bilinen, ancak bugün yeri dahi belli olmayan limanın sağladığı faydalar çok önemlidir. Bu limanımız geçmişte uluslararası gemilerin dahi uğradığı çok önemli bir merkezdi. Menemen ile çevre kaza ve köylerinde üretilen ürünler, (Özellikle peynir, yumurta, saman, arpa, pamuk, zeytin, incir) limana uğrayan ticaret gemilerindeki tüccarlar vasıtasıyla satın alınır, karşılığında altın, gümüş veya takas yöntemi ile bir başka ürün verilerek ödeme yapılırdı.

             Menemen bu liman sayesinde çok zenginleşmiştir. Ancak en büyük felaketler de bu liman sayesinde olmuştur. Bir örnek vermek gerekirse, 18. Yüz yılda bu ticaret gemilerinden biri Menemen’e uğradığında “Veba” mikrobunu taşıdığından kimsenin haberi olmamıştır. Hızlı bir şekilde yayılan bu illet, çok kısa sürede Menemen ve Güzelhisar’a kadar birçok yöre halkını ve hayvancılığını yok etmiştir. Resmi kayıtlarda insan ve hayvan kaybı nüfusun % 80’ine denk gelmektedir. Bu durum karşısında kaybolan nüfusun yerine padişah fermanıyla çevre adalardan Rumlar ve Türk nüfusun varolması açısından Konya’dan Türkmen aşiretleri getirilir. Bugün birçok köyümüz o dönemden gelen Türkmenlerin soyundandır.

          Menemen ile ilgili olarak günümüze kadar ulaşan yüzlerce belge vardır. Bu belgelerde çok önemli bilgiler mevcuttur ve geçmişimizin bilinmesine büyük faydalar sağlamaktadır. Bu belgelerin yanısıra yüzlerce yıl önce Menemen’e gelen seyyahların tuttuğu notlar da tarihimizin bilinmesi açısından çok önemlidir. İngiliz ve Fransız seyyahların yanısıra Türk seyyahlar da geldikleri dönemlerin Menemenini ayrıntılı olarak yazmışlardır.

            Bunlara bir örnek vermek gerekirse; 16. yüzyılın Menemeni ile ilgili en önemli bilgiler 1550-1640 yılları arasında yaşayan Süleyman Menemeni adındaki kişinin el yazması bir divanda bulunmaktadır. Bu önemli eser 1959 yılına dek Menemen Belediyesi tarafından korunmakla birlikte daha sonra ortadan kaybolmuştur. Ancak Menemenli gazeteci rahmetli A. Cevdet Yiğitoğlu’nun o yıllarda çıkardığı “Menemen” gazetesinde 19 Mayıs 1958 ile 10 Haziran 1959 yılları arasında özet halinde yayınlanmıştır. Bu eser, kimliği tam olarak bilinmeyen, ancak askeri bir personel olan Binbaşı Ensar Bingöl’ün “Menemen Tarihi”nden A. Cevdet Yiğitoğlu’na verilmiştir. Menemen’in 100 yıllık bir geçmişini öğrenmek bakımından Menemen Gazetesinde yayınlanan bu bilgiler çok önemlidir.

         Yine aynı şekilde Menemen’in geçmiş tarihini anlatan en iyi belgelerden biri de ünlü Türk seyyah “Evliya Çelebi”ye ait olan “Seyahatname”dir. 1671 yılında Menemen’e gelen Evliya Çelebi, Menemen’i kusursuz bir şekilde anlatmaktadır.                                                        

OKTAY ÖZENGİN Kimdir?

Gazeteci-Yazar Oktay Özengin 1966 yılında Menemen’de doğdu. Daha 10 yaşında iken  Menemen Haber Postası Gazetesi’nde mesleğe başladı ve 1984 yılında Hürriyet Gazetesi’nin Menemen muhabiri oldu. 1986 yılında bir süre Hürriyet Gazetesi’nin İzmir Bürosunda görev yapan Özengin, 1988 yılından itibaren Menemen tarihini anlattığı kitaplarını yayınlamaya başladı. Son olarak üç ay önce son kitabı “MENEMEN TARİHİ ALBÜMÜ”nü çıkaran Oktay Özengin, bugüne dek Menemen Tarihi ile ilgili olarak 6 kitap yayınlarken, 12 ayrı fotoğraf sergisi açtı. Gazeteci-Yazar Oktay Özengin’in birçok gazete, dergi ve televizyonda Menemen Tarihine yönelik araştırmaları yayımlandı.

 

Menemen tarihini gün yüzüne çıkaracak Panaztepe kazıları. (1985)

Menemen’in antik Larissa kent kalıntıları.

 Larissa’dan 1932 yılında çıkarılan ve İstanbul Arkeoloji Müzesinde sergilenen bir sütun başlığı.