Bugün, 28 Mayıs 2020 Perşembe



Dr. Suphi Toprak


KÜRESEL ISINMAYI BİR DE BENDEN DİNLEYİN – 7

Dünyanın ısısının arttığı bilim insanlarınca ilk defa 1950’lerde fark edildi. İnsanlar bunu ancak 1980’lerde konuşmaya anlamaya başladılar.


Dünyanın ısısının arttığı bilim insanlarınca ilk defa 1950’lerde fark edildi. İnsanlar bunu ancak 1980’lerde konuşmaya anlamaya başladılar. 2010 yılına gelindiğinde Güney Amerika veya Asya toplumlarının dörtte üçü bu sorunun kendileri ve aileleri için önemli bir tehdit olduğunun farkında ama Amerika Birleşik Devletlerinde toplumun ancak yarısı bu bilince ulaşabilmiş.  2019 yılına gelindiğinde Amerikan toplumunun % 64 ü bunun bir ‘’kriz’’ veya ‘’şakaya gelmeyecek’’ bir sorun olduğunun farkında iken sadece % 44 ü bunun insanların yaptıklarından dolayı olduğunun bilincindeydi. Dünyanın ısınması bizde uzun zaman “ozon deliği” gibi insanların anlamasına katkısı olmayan ifadelerle gündeme geldi. 1990’lardan beri bazı büyük petrol firmaları başta olmak üzere bazı kuruluşlar küresel ısınmanın gerçek olmadığını söyleyecek bilim insanlarına büyük paralar ödemektedirler. Yine bazı tutucu düşünce kuruluşları dünyamızın ısınmasının sebebinin kapitalizmin yarattığı refahı ve zenginliği çekemeyen yıkıcı ve bölücü çevrelerce yaratıldığını savunan bildiriler yayınlamaktadırlar. Özetle dünyamızın ısındığını kimileri artık dünyada yaşayamaz hale geldiğimizde ancak anlayacaklardır. Sorunun bu kadar zor anlaşıldığı bu durumda çözüm de o kadar kolay değildir.

Bilim insanları şu anda dünyamızın ısınmasını yavaşlatmaya ve ısınmanın yarattığı sonuçlara uyum sağlamaya çalışmaktadırlar.

Küresel ısınmayı yavaşlatmak için en önemli ümit dünyamızı saran hava tabakasına sera etkisi yapan gazların salınmasını azaltmak ve sera etkisi yapan bazı gazların şu ana kadar birikmiş olanlarını atmosferden geri emmekte görülmektedir. Bunun için enerji verimliliği, enerji saklanması, yenilenebilir enerji kaynakları ile düşük karbonlu enerji üretimi, nükleer enerji, karbon tutucu önlemler, karbonu temizleyen en önemli doğal güç olan ormanların tahribatının önlenmesi ve orman varlığının arttırılması gibi önlemler ön plandadır. Son 30 yılda insan nüfusu ve onun yarattığı tahribat devasa artmıştır. Petrol gibi fosil yakıtlar her ne kadar bir gün tükenecek olsa da 21 inci yüzyıl boyunca yetecek miktardadırlar. Yakın gelecekte her birimizden harcadığımız enerji ve havaya saldığımız karbondioksit için vergiler alınması planlanmaktadır.

Dünyamızın ısınmasını önlemek için bizlerin birey olarak yapabileceklerimiz: daha az uçak kullanımı, otomobil yerine toplu taşıma kullanımı, daha az kırmızı et ve süt ürünü tüketilmesi, kömür yakılmaması, yöremizde üretilen yerel gıdaların kullanılması ve gıda israfının önlenmesi, yaşam alanlarının iyi yalıtılması yoluyla ısı kaybının önlenmesi, daha çok yürümek, daha sık bisiklet kullanmak, iş için seyahat etmek yerine video konferans kullanmak, daha az sıcak su kullanmak, tasarruflu LED aydınlatmalar kullanmak, özellikle ısınmada güneş enerjisi kullanmak, çamaşırları doğal yollarla kurutmaktır.

İnsanlar çok yakın bir gelecekte sel baskınları, tayfunlara bağlı ölümler ve bunlara bağlı göçler, tatlı su sistemlerinin yok olması su kıtlığı gibi sorunlara uyum sağlamak zorunda kalacaklardır.

Bana göre dünyayı ısıtmamak için tüm bunlara ek olarak dünya üzerinde başka biçimde biriken enerjileri ısıya dönüştürmeyi bırakmalıyız. Yani akarsu bildiği şekilde akmaya devam etmeli, rüzgâr da gönlünce esmeye devam etmelidir. Biz bunlardan elektrik elde edip bu elektriği ısıya çevirmeye devam edersek bu da dünyamızın ısınmasına katkıda bulunacaktır. Bitkilerden yakıt elde edilmemeli onlar doğal şekilde yok olmaya bırakılmalıdır. O bitki güneşin ısı enerjisini alıp kendi bitkisel yaprak yapısını geliştirmiş tohumunu, meyvesini büyütmüştür. Bu yolla dünyanın fazladan ısınmamasına katkıda bulunmaktadır. Biz bu bitkinin yağını çıkarıp biyodizel yakıt elde ettiğimizde de dünyanın ısınmasına katkıda bulunmuş oluyoruz.  Dünyayı ısıtmadan enerji elde etmek için en verimli kaynak güneş enerjisidir ama dünyanın tutabileceğinden daha fazla ısının emilip elektrik enerjisine çevrilip kullanılması şeklinde değil. Güneş enerjisinin dünya tarafından emilip ve ısıya dönüştürülecek kısmından çalıp, onu elektriğe dönüştürüp kullanmaktır. Bu nasıl olacak diye baktığınızı görüyor gibiyim. On yıllardır dışarının ısısını içeri alıp evlerimizi soğutuyoruz. Dışarısı buz gibi olabiliyor aslında ama biz onun bir kısmını aldığımızda evimiz ısınmış oluyor. Onun gibi bir şey. “dünyanın yüzeyindeki ısı farklarından elektrik elde etmek üzere şu anda olmayan bir teknoloji geliştirmek gerek” diyorum ben. Dünyanın fazladan ısıtılmasını ve atmosferdeki sera etkisi yaratan gazların arınması için gerekecek yüzyılları dünya yok olmadan beklememizi sağlayacak tek yol bence budur.