Bugün, 28 Mayıs 2020 Perşembe



Dr. Suphi Toprak


KÜRESEL ISINMAYI BİR DE BENDEN DİNLEYİN – 3

Bundan önceki iki yazımda küresel ısınma hakkında temel bilgileri verdim.


 

Bundan önceki iki yazımda küresel ısınma hakkında temel bilgileri verdim. Şimdi olabildiğince kısa bir özet geçip benim bakış açımdan konuyu inceleyelim: Küresel ısınma esasen bir bütün olarak dünyamızın günden güne ısınması demektir. Bu kötü gidişin esas sebebi olarak dünyamızı çevreleyen hava tabakasının içine karışan bazı gazların bir sera gibi davranarak dünyayı ısıtması gösteriliyor.

Bence sera gazları dünyamızın ısınması için insanlığın binlerce yıldan beri yaptığı yıkımın sadece son aşamasıdır. Dünyadaki gelmiş geçmiş en acımasız katil insanın kendisidir. İnsanların davranışları dünyamızdaki milyonlarca canlı türünün yok olmasının temel sebebidir. Dünyanın nerede ise her karışı insana hizmet eder hale getirilmiştir.

İnsanlık avcı toplayıcılık ile yaşamını sürdürdüğü dönemlerde bile kalabalık gruplar oluşturup kendisinden çok daha büyük hayvanları avlayabilmiştir. Bu davranış başka hayvanlarda bu oranda görülmemektedir. Çok güçlü görünen bazı hayvanlar bu kalabalık ekipler kuran avcı karşısında çaresiz kalmış kimisi aşırı avlanmadan kimisi ise ana besin kaynaklarını kaybettikleri için dünyamızdan yok olup gitmişlerdir. İnsanlar bazı hayvanları besin olarak kullanmanın ötesinde dişi, yağı, kürkü için kökünü kurutacak kadar avlayabilir hale gelmiştir.

İnsanlar avcı toplayıcılıktan tarım toplumuna geçtiğinden beri durmaksızın yeni tarım alanları açmaya çalışmaktadırlar. Şimdilerde ise durmaksızın taş ocakları, sanayi ve yerleşim alanları açmaya çalışmaktadır. Bu sebeplerle dünyanın orman birikimi her geçen gün hızla azalmaktadır.

19. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren insanlık kendi gücünü dev adımlarla arttırmıştır. Sanayi devrimi ile başlayan bu gelişme insanların daha uzun yaşamasına, daha hızlı çoğalmasına, daha etkin ulaşım olanaklarına, daha iyi yaşam koşullarına kavuşmasına yol açmıştır. Büyük bir hızla çoğalan insan toplulukları bu sayede dünya yüzeyinin her bir karışı üzerine yayılabilmiştir.

Sanayi devrimi ile beraber sermaye ve paranın gücü artmış, bu sayede bazı ülkelerin toplumları çok yüksek refah düzeyine ulaşmışlardır. Bunun sonucunda insanlar daha iyi ısıtılmış evlerde, daha bol ve daha kaliteli besinlerle beslenip daha uzun yaşlar hale gelmiştir. Son 150 yılda elde edilen bu gelişmelerin ağır bir bedeli vardır: tüm bu gelişmişliğin sürdürülebilmesi için sürekli büyüyen oranda yakıta, besin kaynaklarına, yaşam alanlarına ihtiyaç vardır.  Bütün bunlar ancak sürekli artan üretim ile ödenebilmektedir. Hem sanayi hem gıda üretimİ sürekli artmak zorundadır. Üretim artışı sanayi devrimi öncesi görülen açlıktan insan ölümlerini çok azaltsa da yetinmeyen israf eden bir insan topluluğu da yetişmesine yol açılmıştır. Büyüme adına yapılan üretimin önemli bir bölümü de israf edilmektedir. İsraf edilen sadece gıdalar değildir. Üretilen makineler bile belli bir sürede değiştirilmek üzere üretilmekte ve çöpe atılmaktadırlar. İnsanlar büyük bir hızla üremekte insafsızca tüketmektedirler. İnsanlar büyüme adına diğer canlılara yaşam şansı veremeyecek şekilde onların yaşam alanlarını işgal etmekte milyonlarca hayvan ve bitki türünün daha yok olmasına yol açmaktadırlar. Oysa dünyamız tüm bunları kaldırabilecek kadar büyük değildir. İnsanlık kendi sonunu kendisi hazırlamaktadır.

Dünyamızın milyonlarca yıl önce kurduğu bir dengesi vardır. Dünyada henüz yaşam yokken dünyanın buzla kaplı olduğuna inanılmaktadır. Buzla kaplı olan dünya buzun güneş ışığını büyük oranda yansıtması sebebiyle ısınamamakta iken bu gidiş bir şekilde kırılmıştır. En büyük olasılıkla bunun dünyaya çarpan büyük bir göktaşı aracılığı ile olduğuna inanılmaktadır. Bu göktaşı bembeyaz dünya yüzeyi üzerinde kara bir delik açmış ve bu kara deliğin yansıtamadığı güneş ışınları sayesinde ısınmaya başlamıştır. Arada birkaç kez daha buzul çağına giren dünyanın yine de hiçbir zaman tamamı tekrar buzla kaplanmamıştır. Adım adım dünyada bu günküne daha doğrusu 150 yıl öncekine benzeyen bir ısı dengesi oluşmuştur. Bu denge son buzul çağını sağ atlatan insanlığa dünyanın ısısını yaklaşık on beş bin yıldır küçük değişimlerle sabit olan bir dünya sunmuştur. İnsanlık o zamandan beri sürekli dünyanın dengesi ile oynamaktadır. Ama yine de küçük değişiklikler yaratabilmiştir; ta ki son 150 yıla kadar. Son 150 yıldır artık dünyamız büyük bir hızla ısınmaktadır.