Bugün, 28 Mayıs 2020 Perşembe



Dr. Suphi Toprak


KORONA VİRUS YAZILARI 1


KORONA VİRUS YAZILARI 1

Bir süredir ara verdiğim “Menemen’in Sesi” yazılarıma yeniden başlıyorum. Bundan sonra her cumartesi sizlerle birlikte olacağım. Hadi hayırlısı…

Bu günlerde korona virüs diye bilinen, COVİD-19 virüs salgını en güncel konumuz. Onu yazarak başlayacağım.

Biliyorsunuz insanlık tarihi için tamamen yeni olan bu virüs dünya çapında bir salgın ( pandemi ) başlattı. Bu salgın konusunda doğal olarak her kafadan çeşitli sesler çıkmaya başladı. Ben de bildiklerimi geliştirmeye çalıştım. Zamanla önemli sonuçlara ulaştım. Öyle ki bazı sonuçlar o sırada yaygın olarak kabul edilmiyorlardı. Yorumlarımı önce çevreme anlatmaya başladım. Baktım anlamak isteyen var, anlamak istemeyen var. Ben de tuttum bir gece uzun saatler boyu yazdım, yazdım ve kendi facebook sayfamda 1 Nisan günü yayınladım. Şimdi sizlere bu yazıların yeniden düzenlenmiş ve eklemeler yapılmış halini sunuyorum. O tarihte henüz sağlıklı insanların maske takmasının önerilmiyor olduğunu vurgulamak isterim. Şimdi her geçen gün tüm dünyada maske önerisi artıyor. 

HAYDİ, HERKES MASKESİNİ TAKSIN 

Öncelikle bu COVİD-19 virüsü bir nezle grubu solunum sistemi virüsüdür. Yani insanların ağzı, burnu veya gözleri yoluyla girer. Ellerden ve ciltten girişi yok. Ellerimizi iyi yıkıyoruz çünkü ellerimiz ile başkalarının saçtığı mikroplu damlacıklara dokunma sonra da bu sözünü ettiğim giriş yollarına dokunup hastalığı kapma olasılığımız var. Sadece insandan insana geçiyor. Sadece hasta insanın sıvılarının içinde bulunuyor. O sıvı kuruduğu zaman o da ölüyor. Kendi başına bir canlı değil. Bir insana girdiğinde önce onun boğazı, burnu dolayına yuvalanıp çoğalmaya çalışıyor. Yani mikrobu taşıyan insanın ağzından çıkan havanın içindeki su tanecikleri ile havaya karışıyor. O sırada başka bir insan o havayı solur veya o kişinin ağzından çıkan bu damlalara dokunur ve ağzına burnuna götürür ise o da mikrobu almış oluyor. O sebeple mikrobu taşıyan kişi ile yüz yüze olan kişi büyük tehlike altında. Yüz yüze olmasa bile yakınında olup aynı havayı soluyan kişi de tehlike altında. Kapalı ortamda bu tehlike artıyor ama açık havada da tehlike yok değil. Çünkü kimin bu virüsü taşıdığını bilmek kolay değil. Virüsü taşıyan kişinin hastalık belirtisi göstermesi hiç gerekmiyor. O sebeple başka insanlar ile karşılaşan herkes maske takmalı. Eğer kendisinde bu virüs var ise bulaştırmamak için, eğer yok ise almamak için. Haydi, herkes maskesini taksın.

MASKE NASIL OLMALI

Evet, maskeler karaborsa. Uzmanlar maske takmanıza gerek yok diye söyleyip duruyorlar. ( bu yazı ilk yazıldığı sırada öyleydi şimdi değişti ) Çeşit çeşit maskeler var. Peki, biz ne yapacağız? Hemen söyleyeyim maskeni takacaksın. Çünkü o virüs sende veya belki bende var. Ve başkasına yayma yolu, soluğumuz ile.  İşte o soluk ağızdan çıkarken içinde küçük su damlacıkları var. Yanlış anlamayın gözle gördüğümüz iri damlalar değil sadece, gözle görmediğimiz su da var. İsterseniz soğuk bir cama bir " hoh " deyin de görün ne kadar su varmış. Bu su damlalarının içinde virüs de var. Eğer maske takıyor olursak o suyun çoğu maskede kalacak, ortama yayılmayacak. Çevremize hastalık saçmamış olacağız. Veya çevremizde havada henüz yere düşmeden uçuşan damlalar varsa taktığımız maske bunları tutacak ve bize ya hiç virüs giremeyecek ya da az girecek. Maske doğal bir malzemeden yapılmış, havanın içinde geçmesini sağlayacak kadar gözenekli herhangi bir bezden olur. Cerrahi maske de olur. Özel maskeyi sadece o hastalar ile doğrudan uğraşan sağlık personeli taksın. Ben, toplumun tamamı maske taksın diyorum. Bu maske yüze örtülmüş birkaç kat tülbent de olabilir.  Birkaç kat tülbendin dikdörtgen şeklinde katlanması, köşelere sap dikilmesi hatta ip bağlanması ile de olur. Kâğıt havlu katlanıp, köşelerine paket lastiği takarak da maske yapılabilir. Cerrahi maske de olur. Bunlar kullanıldıktan sonra açık havada birkaç gün dinlendirildiğinde bile virüsler ölür. Yıkanıp kurutulur ise de ölür. Çok kaygılı iseniz bir de ütü yaparsınız. Tekrar tekrar kullanırsınız. Haydi, dışarı çıkan herkes maskesini taksın.

Bu yazı benim facebook hesabımda yayınlandıktan hemen sonra Cumhurbaşkanlığı ülkede maske satışını yasakladı. Bir anda maske bulamaz olduk. İşyerim için sipariş vermiş olduğum maskeler de gelmedi. Ardından cep telefonlarımıza gelecek mesajları bekler olduk. Kimimize mesaj geldi kimimize hiç gelmedi. Gelenler eczanelere gittiklerinde ya uzun ve kalabalık kuyruklar ile karşılaştılar ya da maskeyi hiç bulamadılar.

İzmir Büyükşehir Belediyesi İzban istasyonlarına seyahat kartı kullanılarak ücretsiz maske veren makineler koyacağını duyurdu. Deneme fırsatım olmadı ama çok güzel bir uygulama bence. Umarım hızla yaygınlaşır.  

İnternette iddialı sözlerle bazı şık maskeler satılmaya başlandı. “Lazer” kesim, “nano” ve “skuba”  kumaş ifadeleri insanlarda çok önemli bir ürün ile karşı karşıya kaldıkları izlenimi yarattı. Oysa bunlar maskenin dalgıçlar için yapılmış ve lazer ile düzgün şekil verilerek kesilmiş maskeler olduğunun göstergeleri olup COVİD-19’a karşı koruyuculuklarının göstergesi değillerdir. Benim görüşüme göre emiciliği az olan bu maskelerin koruyuculuğu çok az olmalıdır. Çünkü unutulmaması gerekir ki COVİD-19 virüsü en sık maskeden bile geçebilecek kadar küçüktür. Onu yakalanabilir kılan hastanın nefesindeki suyun içinde olmasıdır. O sebeple suyu tutabilen emici doğal bir malzemeden yapılmış olmalıdır. Ayrıca sık sık değiştirilen bir maske ciddi şekilde önleyici ve koruyucu olacaktır. 

Hatta maske pamuklu bir bezden yapılır ve arasına katlanmış kağıt havlu girecek bir cep yapılır ise o kağıt havlu sık sık değiştirilerek etkili bir koruma sağlanabilir.

Haftaya bu konuya devam edeceğim. Görüşmek dileğiyle.