Bugün, 28 Mayıs 2020 Perşembe



Dr. Suphi Toprak


KORONA VİRUS YAZILARI - 2


KORONA VİRUS YAZILARI - 2

Bu yazıları oluşturan fikirler mart ayı ortalarında kafamda oluşmaya başlamıştı. Ve bir gece içim sıkıldı. Bu yazı dizisinin temelini oluşturan görüşlerimi kendi facebook sayfamdan yayınladım. Çünkü o gün benim kişisel görüşlerim yaygın kabul görmüyorlardı. Bu sebeple görüşlerimi duyurmak zorunda hissettim. Kimileriniz aradan geçen zamanda görüşlerimin kabul gördüğü o sebeple sıradanlaştığını düşünürseniz lütfen bunun zamanında öncü düşünceler olduğuna da dikkat edin. Geçen haftadan devam ediyorum: 

BU VİRÜS ÇOK DAYANIKLI DEĞİL AMA YİNE DE BULAŞICILIĞI YÜKSEK ÇÜNKÜ O İNSANLARIN SOLUĞUNDAN ETRAFA SAÇILIYOR BİZ DE HAVAYA KARIŞAN, YÜZEYLERE YAPIŞAN O SU DAMLALARINI DA SOLUYORUZ.  İnsanlar o kadar kalabalık ki dip dibe yaşıyorlar. Bu sebeple bu hastalık ileri derece bulaşıcı olabiliyor. O sebeple evlerimizde kalmalıyız ki hastalık kolayca yayılmasın. Bu virüs taşıyıcı insanın soluğundan etrafa yayılıyor. Taşıyıcıların üçte ikisi ya hiç hastalık belirtisi göstermiyor ya da çok hafif belirtiler gösteriyor. O sebeple kimden korunacağınızı bilmeniz asla mümkün değil. O yüzden evde kal. Mikrop dışarı saçılsa bile hasta edecek insan bulamasın.  Bulamadığı takdirde oldukça kısa zamanda ölecektir. Çünkü o ancak taşıyıcı insanın saçtığı sıvıların üzerinde yaşayabiliyor. İçinde bulunduğu su damlası kuruduktan bir süre sonra virüs de ölecektir.  Çünkü virüsün zarı kendi içindeki suyu ancak bir süre tutabilir.  Sonra da ölür. Ama unutmayın ağızlarımızdan çıkan bu su damlaları bir süre havada asılı kalacaktır. Bir kuş tüyü düşünün. Yere düşene kadar havada nasıl dakikalarca  salınabilir hatta yeniden havalanabilir. İşte hasta kişinin nefesinde çıkan su damlaları da böyle, havada asılı kalacak salınıp duracaklardır.  Sizin bunu fark etme şansınız yok. Soluduğumuz havanın içinde o taşıyıcının mikroplu havası da olabilecek. Ya insanlardan uzak duracaksınız ya da maske takacaksınız. Bence ikisi de yapmalıyız. O sebeple haydi maskeni tak sonra devam edelim.

İşte virüs taşıcısının ağzından çıkan bu su damlaları havada veya düştükleri yüzeylerde iyice kuruyup içindeki hücreler ölene kadar hastalık bulaştıracaklardır. İçinde virüs içeren su damlasının kuruması beklemeyi gerektirir. Ortam uygun ise damla bir türlü kurumayabilir. Damlayı emen ve parçalara ayırıp içinden hava akımı sağlayan cilasız tahta, kağıt, doğal maddelerden yapılmış özellikle pamuklu kumaş gibi yüzeyler daha hızlı kuruyup daha hızlı mikroptan arınacaklardır. Ama bu süreyi beklemek yerine sabun ile yıkamak. 60 derece ısı, klor veya alkol uygulamak da virüsü kolayca öldürecektir. O sebeple maskelerinizi atmayın. Yıkayın kurutun havalandırın isterseniz ütüleyin ve tekrar kullanın. Ama lütfen dışarı çıkarken maskesiz çıkmayın. HADİ HERKES MASKESİNİ TAKSIN.

Emici olmayan yüzeyler yani cilalı plastik yüzeyler üzerine düşen damlaları daha uzun süre bütün olarak tutacaklardır. Bu sebeple damlaların tümüyle kuruması çok daha uzun süre alacaktır. Bu sebeple virüs emici olmayan yüzeylerde, nemi koruyacak girintileri çıkıntıları olan cisimlerde çok daha uzun süre yaşayacaktır. Bunlar aklımıza gelen her şey olabilir, cep telefonundan, asansör düğmesine, paradan, market poşetine kadar. Poşet dedim de bir naylon poşeti yıkadığımızı ve sonra kurutmaya çalıştığımızı gözünüzün önüne getirin. Kimi zaman o poşetin kuruması ne kadar zor olur değil mi? Bir köşesinde bir su damlası kalır ve bir türlü kurumak bilmez. Poşetin orasını da açıp havalandırmak gerekir. İşte emici olmayan yüzeylerde veya para gibi nemle vıcık vıcık hale gelmiş zor kuruyan malzemelerde veya kıvrımlarının arasında ıslaklığı tutan koruyan sentetik malzemelerde damlalar daha zor kuruyacaktır. Para gerçek kâğıt değildir. İçinde pamuk ve keten içerir. Gerçek kâğıt gibi kolay kurumaz. Tüm bu yüzeylere hasta kişilerin nefesinden çıkan su buharı içindeki virüsler daha uzun yaşayacaklardır. Bu yüzeyler kendi başlarına mikrop üretecek değillerdir. Mikrobu yine hasta kişilerin nefesi saçacaktır. O sebeple herkesin maske takması mikrop saçılma olasılığı azaltacaktır.

İşte üzerine düşen damlaların kolay kurumasına engel olan her şeye ellerimiz ile dokunduğumuzda henüz ölmemiş olan virüsleri alıp ağzımıza, burnumuza, gözümüze bulaştırma ihtimalimiz var. O sebeple ELLERİ YIKAMAK DA ÇOK ÖNEMLİ. ELLERİ YIKAMADAN SAKIN YÜZÜNE, BURNUNA, AĞZINA, GÖZÜNE DOKUNMA. Ellerimize bulaşan virüsü yıkanmamış ellerle buralara bulaşıp bizi hasta edebilir. Maskene dokunup durma, maskeden alıp başka bir yere veya başka bir yerden alıp maskeye bulaştırmak mümkün.  

KORONA VİRÜSE DAYANIKLI OLMAK DİYE BİRŞEY YOK O SEBEPLE EVDEN ÇIKMA VE ZORUNLU OLARAK ÇIKARSAN MASKENİ TAK DA ÇIK  Bu virüs insan için çok yeni. Kendine, bağışıklığına, yediğine içtiğine güvenme. Bunların seni koruyacağı belli değil. İnsan vücudu bu virüsü hiç tanımıyor. Yapacağınız bir şey, örneğin soyunuz, direnciniz falan bu virüsün ilk saldırısına karşı sizi korumayacaktır. O sebeple maskeni tak ki virüsü almamaya çalış veya olur da alırsan aldığın virüs sayısı düşsün. ( Bana göre alınan virüs sayısı büyük oranda hastanın geleceğini belirliyor. ) Tabii ki vücut hemen saldırının farkına varıyor. Onu durdurmaya çalışıyor ama unutmayın o bu saldırı ile ilk defa tanışıyor. O da şaşkın. Şansınız varsa vücudunuza giren saldırgan virüs sayısı azsa. Vücut bu saldırıyı daha kapıda karşılıyor ve kimi zaman siz fark etmeden durduruyor ardından def ediyor. Ama bu arada siz de çevrenize sevdiklerinize mikrop saçıyorsunuz o sebeple hemen maskeni tak. Yani hastalığı yeni almış ve hiç hastalanmayacak bile olsanız hastalığı yaymak mümkün. Saldırı giriş kapısında önleyemeyeceğiniz kadar güçsüz değil de kalabalık ise vücut ilerlemeyi durduruyor ama def edemiyor. Burunda boğazda ilk çıkartmasını tamamlayan virüs iyice yerleşiyor ve çoğalıyor. İşte o aşamada şikâyetler var. Şikâyetler çok çeşitli. Halsizlik, baş ağrısı  burun akıntısı, hapşırma,  koku alamama  ve benzeri aklıma gelen gelmeyen birçok şikâyet yapabiliyor. Bu aşamada hastalığı tam anlamanız mümkün değil. Sakın ben hasta olup olmadığımı bilirim demeyin maskenizi takın.

Haftaya bu konuyu tamamlarız diye umuyorum.