Bugün, 3 Temmuz 2020 Cuma



Dr. Suphi Toprak


HAYATIM SENİ GEZMEYE GÖTÜREYİM Mİ?


HAYATIM SENİ GEZMEYE GÖTÜREYİM Mİ?

Son zamanlarda dişi köpeğim Roya ile bir iyiyiz, bir iyiyiz ki görmeyin gitsin. Oysa daha geçen hafta bana zincirini koparacak ve beni parçalayacak gibi saldırıyordu. Yüz ifadesi bir kurdu andırıyor, en keskin dişlerini dudaklarını büzerek gösteriyor, en güçlü atılacak vücut duruşu ile yay gibi duruyordu. Ne oldu da bir anda işler değişti?

Roya’yı size birden fazla kez anlattım. Biraz korkak, kaygılı, biraz tez canlı, biraz kıskanç, biraz da malı kıymetlidir. Bu sebeple beni kimi zaman ısırmak ile tehdit etti. İki, hatta üç defa da ısırdı. Yine de hiçbir zaman bu kadar tehditkar olmamıştı.

Öncelikle bunun sebeplerini bulmaya çalıştım. Geçen ay bir sinir sistemi hastalığı yaşamıştı. Hemen ardından bir kedi de aynı hastalığa tutuldu ve sonunda öldü. Bu sebeple bu hastalığın virüs hastalığı olduğunu düşünüyorum. Roya bu hastalığı birkaç gün yaşadı, en sonunda bir nöbet geçirdi ama en sonunda iyileşti. Bence o olay bitti.

Köpeklerde şeker hastalığı oldukça fazla ama bu durumda çok su içmesi gerek. Kesinlikle böyle bir durumu yok. Bence şeker hastası değil.

Tiroid bezinin fazla çalışması da sorun yaratabilir. Bu durumdaki canlı, aşırı hareketli olur ama aynı zamanda da zayıflar. Roya maşallah zayıf değil.

Beyin tümörü veya beyinde genişlemiş bir damar olabilir. Bu durumda da büyük çoğunlukla adım adım kötüleşir. Bir iyi bir kötü geçişleri yakın olamaz. Oysa ben Roya’yı en kötü halinde iken bir anda kuzu gibi yapabildim. Bunun için sihirli cümlem “canım seni gezmeye götüreyim mi”. Az önce beni parçalayacak olan kadın bir anda kuzu oluverdi. Elimdeki tasmaya bakıp olmayan kuyruğunu sallamaya başladı. Yanına yanaştım zincir halkasını çözdüm ve tasma ipini taktım. Bu sırada her ne kadar tasmasından sıkıca tutsam da ( korkuyorum aslında ) istese beni her an kapabilir. Ayak bileğimi böyle kapmıştı. Yine tasmasını sıkıca kavramış pilav dolu yoğurt kabını daha kolay yesin diye ters çevirmeye eğilmiştim. Bileğime 6 dikiş atıldı ve yaşam bozu izini taşıyacağım.

Aslında her gece saldığım, istedikleri gibi koşup oynayabilen köpekler bunlar. Çok ihtişamlı yiyecekler sunamasam da hiç aç da bırakmadım. Yani zincirli oldukları dönemi veya yemeğine dokunmamı sorun edeceği bir durum yok.

Tasma ipini taktım ve oldukça uzun bir yürüyüş yaptık beraber. Çocuklar gibi şendi. Bana karşı hep saygılı ve sevgili davrandı.

Düşündükçe anladım. Benim meyve toplamak için kullandığım ucunda bez sepet olan uzun çubuk onu rahatsız ediyormuş.  Onu barınak görevlilerinin başıboş hayvanları yakalamak için kullandıkları kementli sopaya benzetmiş.

En azından anlamış olduk ki Roya’nın beyinsel bir hastalığı yok. Kişilik özellikleri bunlar. Eğer bir hastalığı olmuş olsaydı bu kadar hızlı ve büyük duygu durumu değişikleri olamazdı.    

Sonraki günler her gün ona “canım seni gezmeye götüreyim mi”  demeye başladım. O da bunu her defasında memnuniyetle kabul etti.  

Birkaç gün sonra iki gün yine aynı meyve toplama sopası ile çevresindeki ağaçları dolaşmam gerekti. İlk gün hiç ilgilenmedi. Tepki vermedi. “Tamam, alıştı artık. Benden zarar gelmeyeceğini anladı” diye düşünürken ertesi gün saldırılar yine başladı. Demek ki için için kuruyormuş.

Dediğim gibi ilişkimizde artık Roya ne derse o oluyor. Bana “tabi hayatım” demek kalıyor. Onun istediği gibi davranıyorum ve huzurumuz geri geldi. Yine de her an ısırılabileceğimi biliyorum.

Her fırsatta yanına gidip “hayatım seni gezmeye götüreyim mi diyorum” çok mutlu oluyor. Artık her sabah zincirinin başına kendiliğinden gidip kendini başlatıyor.

Ben hayvanlardan çok şey öğreniyorum. Bu sayede  insan ilişkilerini daha iyi anladığımı düşünüyorum.