Bugün, 29 Mayıs 2020 Cuma



Recai ÖNAL


GELECEĞİMİZİN MİRASI TARIMSAL TOPRAKLAR


GELECEĞİMİZİN MİRASI TARIMSAL TOPRAKLAR

Öncelikle büyük önderimiz M. Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bayramımızı koronanın gölgesinde evde kalsak da 83 milyon ile coşkulu bir şekilde kutladık. Bu hafta sizlere tarımsal topraklarımızın değeri hakkında bilgilerimi paylaşmak istiyorum.

Toprağımızı görmezden geldik. Her yerinde yürüdük, ayak altında çiğnedik, lakin soluduğumuzda hava gibi, su gibi ona da çok ihtiyacımız var. Artık toprak hakkında konuşma zamanı geldi. O olmadan hayat olmaz. Bizleri besler ve ondan bizler sorumluyuz. Toprak, güneşin kayaları yavaşça ayrıştırmasıyla, rüzgar ve yağmurla, hayvan ve bitkilerle şekillenir. Bu yolla 10 cm’lik verimli toprak 2000 yıl gibi uzun bir sürede oluşur.

Ormanlar ve bitkiler toprağı korur. Biliyor musunuz, her sene 13 milyon hektar orman yok oluyor. Yok olan orman alanları yarım yamalak işleniyor ve üstelik tek ürünlü, eğimli arazide tarım yapmak zorunda kalınıyor. Hasattan sonra bu alanlar çıplak ve korumasız olarak bırakılıyor. Tüm bunlar aşınmayı daha da çok artırıyor ve erezyona sebep oluyor. Sadece 2011 yılında 24 milyar ton verimli toprak kayboldu. Dünya çapında kişi başı 3,4 ton kayıp oluyor.

Şehirlerimiz çok hızlı büyüyor. Avrupa’da her yıl Berlin büyüklüğünde bir alan kentsel alana dönüşüyor. Bu toprakların yarısı mühürleniyor ve bu yüzden artık hiçbir ürün yetişmiyor.

Verimli topraklar sınırlıdır bu yüzden paha biçilemezdir. Yatırımcılar ve devletler bunun farkına vardı. Dünya topraklarını kapma yarışı çoktan başladı. Çoğu zaman şüpheli yollardan, şüpheli sebeplerle araziler ele geçiriliyor. Bedeli ise maalesef dağılmış aileler oluyor, genellikle en fakir ailelerdir. Bu fakir aileler çoğu zaman başka seçenekleri olmadığı için topraklarını elden çıkarmak zorunda bıraktırılıyorlar. Bu sebeple üretimin ivedilikle desteklenmesi gerekmektedir. 

Süpermarket raflarını dolu görüyoruz. Bu rafların sonsuza dek dolu olacağını sanıyoruz. Toprağın sırtından geçiniyoruz. Bunlar hiç tükenmez değil ki! Hiç para yatırmadığımız hesaplardan sürekli para çekiyoruz. Toprağı yok ettikçe borçlanıyoruz. Bir gün topraklar bittiğinde marketler de boş kalacak. İşte o zaman çok geç olacak.

Çocuklarımız için topraklarımızı koruyarak onlara iyi bir gelecek bırakmalıyız. Toprak ilgi bekleyen, hassas, canlı bir varlıktır. Ne yazık ki her toprak da fabrika değildir. Topraklarımızı kanunlarla muhafaza ederek korumalıyız. Geçim kaynağımızı asfalt altına gömmeyi göze alamayız. Gözlerimizi açıp bilgilerimizi uygulamanın yollarını bulmalıyız ki ayaklarımızın altındaki zemini kaybetmek zorunda kalmayalım.

İstatistiki verilere göre 2050 yılında dünya nüfusunun;

  • 10 milyar olması
  • 1 milyar insan aşırı yoksul olması
  • 800 milyon insanın aç kalması
  • 600 milyon insanın obezite olması

beklenmektedir.

Ayrıca her yıl 1,4 milyar ton gıdanın israf edildiği, 34 ülkenin gıda, 80 ülkenin ise su sıkıntısı çektiği bir dünyada yaşıyoruz.

2050 yılında gıda üretimini %60 artırma mecburiyeti olacaktır. Ne yazık ki su savaşları, gıda savaşları, küresel ısınma verimi düşürmektedir. Bu sebeple SU PROBLEMLERİNİ ÇÖZMEDEN TARIMSAL SORUNLARI ÇÖZEMEYİZ.

Ülkemizin yüzölçümü 78 milyon hektar olup yaklaşık üçte biri (28 milyon hektar) tarım arazisi olarak kullanılmaktadır. SULANABİLİR 25 MİLYON HEKTAR TARIM ARAZİMİZ OLUP BUGÜNE KADAR NE YAZIK Kİ 6 MİLYON HEKTAR ARAZİYİ SUYLA BULUŞTURABİLDİK. Bu çok düşük bir değerdir. Bir an evvel toprakla suyu buluşturarak tarımsal üretimi en yüksek değere ulaştırmak için gereken projeleri harekete geçirmeliyiz. O zaman, dünyanın tarımsal üretim hasılatı yönünden maksimum değere ulaşırız. 2016 istatistiklerine bakacak olursak 60 milyar dolar tarımsal hasılat, 17 milyar dolar tarımsal ihracat ile dünyada yedinci, Avrupa Birliğinin de en büyük tarımsal ülkelerinden biriyiz.

TOPRAK İŞLEYENİN, SU KULLANANINDIR.

Üretim yapan çiftçimize bereketli bir 2020 sezonu dileğiyle, saygılarımla.