Bugün, 26 Mayıs 2020 Salı



Mehmet ERGÜNEŞ


CORONA GÜNLERİNDE DİŞ BAKIMINI AKSATMAYALIM


CORONA GÜNLERİNDE DİŞ BAKIMINI AKSATMAYALIM

Corona virüs etkisi altında olduğumuz bu süreçte sizlere diş tedavileri sırasında sizlerin ve biz hekimlerin alması gereken önlemlerden her hafta bahsetmeye çalıştım. Sayılar günden güne azalsa da kliniklerin tamamen açılıp hasta kabulüne başlaması için henüz erken olduğunu düşünmekteyim. Sayılar bu hızla azalmaya devam ederse ağrısını geçirdiğimiz hastalarımızın tedavilerine devam edebilmek ve beklemekte olan hastalarımıza cevap verebilmek adına 1 hazirandan itibaren hasta kabulüne başlamayı hedefliyoruz.

Ancak hasta kabulüne başlamamız demek her şeyin eskisi gibi olduğu anlamına gelmiyor. Çünkü alına tedbirlerin gevşetilmesi demek salgının hızının tekrardan artması demek oluyor. Buna yol açmamamız gerekiyor. Dikkatli davrandıkça sadece ülke olarak değil dünya olarak bu salgını kontrol altına alabileceğiz

Eskiden yoğun kliniklerde hem hastalardan hem de hekimlerden sık duyulan bir tabir olurdu. Gelsem aradan alır mısınız ya da gel seni aradan alırız. Ama bu durum artık geçmişte kaldı. Geçmişte kalmak da zorunda. İçinde bulunduğumuz süreçte kliniklerin yoğun olmasının önüne geçmek zorundayız. Bekleme salonunda kalabalık oluşmaması için randevu saatlerini doğru şekilde vermeli, hastaların da randevularına özen göstermeleri konusunda uyarmalıyız. Hatta bu isteği biz hekimlere onlar sunmalı ve özellikle bekletilmemelerini istemelidirler.

Mümkün olduğunca tedavi ya da muayene için kalabalık gruplar halinde değil yalnız ya da tek refakatçiyle gelmelidirler. Bu hem kalabalık oluşmaması için hem de daha fazla insanın etkilenmemesi için belki de alınabilecek en basit önlemdir. Havaların da ısınmasıyla ve salgın için açıklanan sayıların azalmasıyla olabilecek en kötü durumlardan biri de rehavete kapılmaktır. Bu durum hem düşen sayıların artmasına hem de normalleşme sürecinin uzamasına ve belki de tekrardan tamamen evlere kapanmamıza sebep olabilecek bir durumdur.

Hastalarımızdan bu süreçte ağrının yanında en fazla diş eti problemleriyle ilgili telefonlar aldık. Bu nedenle biraz da diş eti hastalıklarından bahsetmek istiyorum. Diş eti hastalıklarının en büyük sebebi dişlerimizi iyi bakmamamız ya da bakamamamız sonucu oluşan diş plağıdır. Diş eti hastalığı yayılımı oldukça fazla olan bir hastalıktır. Neredeyse her 10 kişiden 9 unda diş eti hastalığı bulunmaktadır. Bu hastalık bazen sadece diş eti kanaması ya da kaşınma şeklinde kendini gösterirken, bazen daha da ilerleyip dişlerin sallanmasına yol açabilir.

Dişlerin etrafında bulunan plağın uzaklaştırılmaması sonucu bu plak tükürükteki minerallerle beraber diş taşını oluşturur. Oluşan taşlar ise direk olarak diş etlerini etkiler ve taş oluştuktan sonra artık fırçalamayla uzaklaşması mümkün olmamaktadır. Profesyonel olarak bu taşların uzaklaştırılması hastalığın daha da ilerlememesi için gereklidir. Normal şartlarda yılda 2 ya da 3 kez diş hekimine kontrole gitmek hem oluşabilecek diş eti hastalığını hem de yeni çürükleri önlemek konusunda çok etkilidir. Diş eti hastalığının tedavisinde hekim tarafından yapılan işlemler kadar hastaların evde doğru fırçalama ile bu temizliği devam ettirmeleri çok önemlidir. Yoksa hastalık tekrarlayabilir.

Diş eti tedavisi demek diş beyazlatma demek değildir. Bunlar birbirine çok karıştırılırlar. Diş temizlemenin hem dişe hem de diş etine zarar verdiği konusu ise tamamen yanlış bilgidir. Aksine hem dişi hem de diş etini korumak için yapılan bir işlemdir. Diş eti tedavisi yapılması yapılacak olan implantların ve estetik işlemlerin de daha uzun ömürlü olmalarını sağlamaktadır. Salgın nedeniyle evde olduğumuz bu günlerde dişlerimizin bakımını aksatmamak olası bir diş eti hastalığına yakalanmamızı önleyecektir. Olası diş eti kanaması, diş eti kaşınması veya yanması veya dişlerde sallanma probleminde mutlaka hekiminize danışınız.

Sağlıklı gülüşler…
Sorularınız için;
www.disizmir.net - disizmir@gmail.com