Dr. Suphi Toprak


BEBEKLERE KIYMAYIN EFENDİLER

Bize sağlık reformu olarak yansıtılan şey kaygılı bir toplum yarattı.


Bize sağlık reformu olarak yansıtılan şey kaygılı bir toplum yarattı. İnsanlar, hastalar, sağlık çalışanları, doktorlar kaygılı ve bunun sonucunda yerli yersiz birçok müdahale ortaya çıkıyor ve her geçen gün artıyor. Daha o gün doğmuş bebekler de bundan nasibini alabiliyorlar. Bebekler anne sütünden anne sıcaklığından mahrum kalabiliyorlar.

Size son gözlemlediğim olayı anlatayım. O bebeği daha o sabah doğurtmuştum ki anne babası akşamüzeri arayıp bebeklerinin emmediğini bana bildirdiler. Anlatılanlar bebeğin normal uyuyor olduğunu gösteriyordu. Emzirme konusunda neler yapabileceklerini anlattım. Birkaç saat sonra bir çocuk doktoruna başvurmayı tercih etmişler. Bebek “kanında mikrop var” denilerek hastaneye, yoğun bakıma yatırılmış. Anne de ertesi gün öğleden sonra emzirmeye çağırılmış.

Yeni sağlık sistemimiz ve sosyal güvenlik kurumumuz yoğun bakım tedavilerini karşılamak konusunda oldukça bonkör. Bunun sonucunda dış alım yoluyla çoğu hastanede yoğun bakımlar kuruldu. Yoğun bakım donanımı üreten uluslararası firmalar da kazançlarına kazanç kattılar. Şimdi bu yoğun bakımlara bol bol hastalar gerek. Anneler babalar hastalar hasta yakınları da maşallah birer kaygı topu oldukları için yerli yersiz birçok durum için hastanelere başvurmaktadırlar. Toplumumuz artık doğal riskleri de kabullenmeyen bireylerden oluşmaktadır. Doktorlarımızdan doğaya aykırı olarak sıfır risk sağlanması istenmektedir aksi durumda kolayca şikâyet edilmektedirler. Bir de sezaryenlerle zamanlı zamansız ansızın doğurtulan bebekler var. Onların da önemli bir bölümü yoğun bakıma giriyor. Kimi zaman gereksiz yatışlara ve gereksiz tedavilere yol açılmaktadır.

“Kanında mikrop var” denilen durumun tıbbi adı “ sepsis” dir. Bir ateşli hastalığın tüm vücudu sardığını gösteren yüksek ateş ve benzeri şiddetli belirtiler veya alınan kan örneğinde bir hastalık mikrobunun üretilmesi yolları ile konabilir. Oysa hekimlerimiz çoğunlukla hiçbir başka bulgu olmadan sadece iltihabı gösterebilecek bazı laboratuar tahlilleri üzerinden bu tanıyı koyabiliyorlar. Ama bu tahliller o bebeğin bir iltihaplı hastalık geçirmekte olduğunun ispatı kesinlikle değiller. İleri derecede yüksek oldukları durumda iltihap olduğu ihtimalini destekleyebiliyorlar. Bizim bebeğimiz böyle bir tahlilin sınırı hafif aşacak kadar yüksek çıkması sebebiyle yoğun bakıma yatırılmış. Bana göre günümüzün bilimsel gerçeklerine uygun olmasa da hani tedbir için yatırıldı diyelim. Bunun sonuçları neler oluyor bir de onlara bakalım.

Yeni doğum yapmış olan anne emzirmez ise sütü gelmeyebilir. Sütün memeye yürümesi için memenin emzirilmesi, annenin beyninin bunu algılaması ve süt üretimini başlatması gerekir. Buna halk ağzında “ memelere süt yürümesi” denir. Bizim bebeğimiz henüz 15 saatlik iken yoğun bakıma yatırıldı ve anne bebeğini bir 15 saat sonra daha geçtikten sonra görebilecek. Bu süre içinde kendisi eğer sütünü sağmaz ise sütü hiç gelmeyebilecek. Hemen bir süt pompası almalarını önerdim.

Emzirmekte olan bir anne üretilen sütünün tamamını bebeğine vermez veya boşaltmaz ise sütü azalabilir. Çünkü annenin beyni ne kadar süt talebi olduğuna bakar. Eğer üretilmesini sağladığı sütün memeden alınıp tüketildiğini görmez ise süt üretiminin azalması komutunu verir.

Emzirmekte olan annenin kesilen sütü bir daha geri gelmez. Eğer düzenli emzirme ile süt üretimi başlatılmaz, ardından da üretilen süt sağılmaz ise süt tamamen kesilebilir. Bu durumda tekrar geri gelmez.

Anne sütü bebek için besin olmaktan daha fazla bir şeydir. Bebeğin bağışıklık sistemini destekler, bağırsaklarındaki faydalı mikrop ortamlarının oluşmasını sağlar.

Bebek annesinin sıcaklığına, sesine, kalp atımlarını duymaya ihtiyaç duyar. Çünkü 9 ay bunları duyarak hissederek yaşamıştır. Bunun yerini hiçbir kuvöz, yoğun bakım tutamaz.

Yoğun bakımlar zorunlu durumlarda yaşamı kurtarıcı olabilir. Ama her yararlı şey gibi yoğun bakımlardan da gereğinde yararlanılmalıdır. Doğduğu gün annesinden koparılıp yoğun bakıma sokulan bir bebek yerine konamayacak birçok kayba uğrayacak birçok başka tehlike altına girecektir. O sebeple “ bebeklere kıymayın efendiler “ diyorum.