Dr. Suphi Toprak


ANNE KEDİDEN ÖĞRENDİKLERİM ? 2

Havalar hızla ısındı. Köpeklerden korunabilecekleri bir güvenli alan yapıp yavruları bahçeye taşıdım.


Havalar hızla ısındı. Köpeklerden korunabilecekleri bir güvenli alan yapıp yavruları bahçeye taşıdım. Bir gün yavrulardan birkaçının gözünün iltihaplandığını gördüm. Birisinin iki gözü de iltihaplı idi. Göz kapaklarını zorla aralayıp arkasındaki iltihabı boşaltırken içimden o gözün bu iltihabın içinde erimiş, akmış olacağı beklentisi geçiyordu. Her gün iki defa pansumanlar ve ilaçlama ile o kedilerin gözü tamamen iyileşti. Tedavinin son günlerden birisinde ben yurt dışında olduğum için bir dostumu gönderdim. Ben döndüğümün akşamında gittiğimde yavrular yok olmuştu. Aklıma neler geldi. Bahçemde irice bir yılanım var, o mu yedi vb vb? Anne ortalıkta dolansa da yavruları birkaç hafta göremedim. Sonra bir gün çitimin kenarında ? kocakafa? dediğim yavruyu görünceye kadar. Kocakafa annelerinin onları sakladığı yerden düşmüştü. Serbest dolaşmakta olan köpekler kedi yavrusuna doğru hamle yapıyorlar ancak yavru ile aralarına oturmuş olan anne yüzünden bu hamlelerini tamamlayamıyorlardı. Anne kedi yavrusu ile köpeklerin arasına oturmuştu. Sanki uyukluyor, hiç ilgilenmiyormuş gibiydi. Köpeklere tepki vermiyordu ama o duruşu ile onları engelliyordu.

Çıkardığım dersler: bazen bir tavır bir duruş birçok bağırıştan çağırıştan daha etkili bir savunma aracı olabilir. Anne kedinin o araya girişi bir sessiz güç gösterisi gibiydi. Nitekim sonraları da anne kedinin köpeklere tısladığını hiç görmedim. Son olayda yavrusunu ararken olduğu gibi kimi zaman kaygısızca köpeklerin ulaşabildikleri alana gelir otururdu. Pasif bir güç gösterisi, pasif bir meydan okumaydı onunki.  Hayvanlar yavruları ile yabancıların iletişim kurmasını istemiyorlar. Benim dışımda bir yabancının daha yavruları ellemesi üzerine yavrularını alıp sakladığı o yer aslında ulaşılması son derece zor girişi ileri derecede dar bir çatı aralığıydı. O dört yavruyu ağzına alıp oraya nasıl taşımıştı hala merak ederim. Annelikten gelen insanüstü ? pardon ? kediüstü?- bir gayret, güç olmalı. 

Yaz boyunca bahçemdeki odunların arası o dört yavrunun yuvasıydı. Komşu bahçeye de geçiyorlardı. Komşu bahçeye musallat olan gelincik onlara da saldırmış olmalı ki boyunlarından yara izleri ile gelmeye başladılar. Kocakafa alnından aldığı yarayı bir türlü atlatamadı ve ölmeye yattı. Diğer üç yavru büyüdüler yetişkin oldular. Bu arada anneleri bir kez daha gebe kaldı ve sonbahar ile beraber beş yavru daha doğurdu. O beş yavru ile daha az ilgilendim. Sadece yağmurlar başlayınca duvarın dibinde sığındıkları taşların arasından çığlıklar içinde balkonuma taşıyıp soğuktan biraz korunmalarını sağladım. Bir zaman sonra balkonum onlara dar gelmeye başladı aşağı inmeye başladılar. Kışı kâh karşı bahçenin depolarında kâh benim orada geçirdiler. Dikkat çekici olan anne kedinin benim olduğum zamanları kollayıp ardından gidip yavrularını arkasına takıp alıp bana gelmesiydi. Bu gidiş gelişler arasından iki yavru yaşamını kaybetti. Kimi zaman o arabamın sesini takip eder, kimi zaman ben seslenir geldiğimi haber ederdim. Sağ kalan üç yavru sürekli kalmasa da arada gelir giderler.

Bu dokuz yavrunun büyümeleri sırasında her birinin davranışlarını, benimle olan bağlarını inceleme şansım oldu. Gelecek yazımın konusu burada edindiğim deneyimlerimi anlattığım ? çocuklarla nasıl sağlam bağ kurulur? başlıklı yazı olacak. 

İlk dört yavrudan sağ kalan üçünden bir delikanlı önceleri çirkin bir şeyken sonra pırıl pırıl tüyleri ile yakışıklı bir delikanlı oldu. Ara sıra gelir, kendisini sevmeme izin verir. Onun istemediği bir sırnaşıklık yaptığımda hiçbir zaman tırnaklarını çıkararak direnmez. Diğer iki kız ise bahçeyi hiç terk etmediler. Kızlar ilk yaşlarını hamile kalarak doldurdular. ?İzabel? dediğim çekik gözlü sarışın karnı iyice büyüdüğünde bir yok oldu, sonra bir gün çıktı geldi. Belli ki doğurmuş. Buyur ettim yemek verdim, epeyi acıkmış imiş. Sonra bir baktım daha gözleri açılmamış minicik sarışın bir yavru aldı geldi. Ardından ikincisi, üçüncüsü ve dördüncüsünü teker teker getirdi. Yavrularını alıp yuvaya dönmüştü. Kapımın önüne tuğlaları yığarak yaptığım kış yuvasına yerleştirdim onu ve yavrularını. 

Onlar geldikten bir hafta sonra diğer kız ısrarla eve girmek istiyor ben de engelliyordum. Sonra bir baktım kardeşinin yanına girmiş orada doğuruyor. Kardeşi de onu kabul etmiş. Zaten büyürken de aralarındaki bağ güçlüydü. Doğum tamamlandığında yavruları ayırıp ayrı bölmelere yerleştirdim. İzabel yavrularını alıp diğerinin yanına çıkartarak yine birleştirdi. Yavrulara beraber bakmaya başladılar. Bu onlara özgürlük veriyor. Birisi tüm yavruları emzirirken diğeri dolaşmaya çıkabiliyor.

Çıkardığım ders: işbirliği ve yardımlaşma hayvanlarda umulandan çok daha gelişmiş. ( ayrıca kediler çok hızlı çoğalıyorlar. İlk fırsatta kısırlaştırılmaları gerekli.)