Bugün, 29 Mayıs 2020 Cuma



Oktay ÖZENGİN


349 YIL ÖNCE MENEMEN NASILDI?


 

349 YIL ÖNCE MENEMEN NASILDI?

        Düşünün…
       Zamanımızdan 349 yıl evvel Menemen nasıl bir yerdi? Kaç evde, kaç insan yaşardı? Nasıl geçinir, nasıl bir hayat sürerlerdi? Köyleri, mahalleleri varmıydı?
      İşte bu ve daha bir çok soruya kesin bir cevap vermek mümkündür. O dönemde dünyayı dolaşan seyyahlar kentleri, gezdikleri, gördükleri yerleri ve hemen herşeyi defterlerine kaydetmişler, daha sonra onları ciltler halinde kitap haline getirmişlerdir. Bu seyyahlardan biri de Evliya Çelebi’dir. Osmanlı Sarayının Kuyumcubaşısı olan babası Derviş Zılli Mehmet sayesinde yüksek tahsil gören Evliya Çelebi, Asya, Avrupa ve Afrika’daki sayısız şehri dolaştıktan sonra gördüklerini 10 ciltlik ünlü “SEYAHATNAME”sinde topladı.

MENEMEN’E GELİŞİ

      1671 yılında çıktığı Ege turunda Bergama’dan gelerek kayıkla Gediz nehrini geçen Evlilya Çelebi, 1 saatlik yolculuktan sonra Menemen’e varır. Tuttuğu günlüğe Menemen’den “Tarhaniya Vilayeti Melemeniye Şehri” diye yazar. Sonra şöyle devam eder. “Yani, 'Oğuzlar Vilayeti' demektir. Hüdavendigar gazi fethidir. Kalesini yerle bir etmiştir. Halen bir kalesi Gedüs’ün (Gediz nehri) karşı tarafında bir kaya üzerinde olup oraya KAYACIK kalesi derler. Bu şehir anadolu toprağından Cezayir kaleminde, Valide Sultan Has’ıdır. Fukarası çoktur. Şehir, denizden üç saat uzak bir düzlüktedir. 25 mahali, üçbin kiremitli evi, 29 mihrabı vardır. Çarşı içindeki camii (Mahkeme) kubbeli eski camidir. Cezzar camii kapısı üzerindeki tarih 987’dir. (Kad bena hazel cumatiş-şerif sahibül hayrat Mustafa bin Mahmud gafere zünübehü 987)           

        Bunlardan başka Ulucami ve Sultan Camii vardır. Diğerleri mescittir. Üç hamamı olup, bir pazar yeri, iki hamamı (çifte ve eski) vardır. Bir medrese, üç mektep, bir imaret vardır. Şehirde 300 dükkan, bir kargir bezestan vardır. Sokakları kaldırımsızdır. Çoğu evleri kerpiç yapıdır. Halkı, Cezayir levendi elbisesi giyer. Renkler sarımtıraktır. Çünkü havası çok sıcak ve ağırdır. Temmuz ayında bütün halkı şehir dışındaki bağlarda yatarlar. Çünkü bir adam bir gece şehirde kalsa sivrisinekler yer. Kadı bir adama ceza verse, şehirde elini ayağını bir direğe bağlayıp bırakırlar. Sabaha kadar direkte asılı kalan adam tulum gibi şişer, bütün yaptıklarına tövbe eder. Bu şehir böyle sinekli bir yerdir. Çünkü sineklerin padişahı, değirmenler tarafındaki bir kuyudadır derler. Akşam olunca bu kuyudan duman gibi sivrisinekler çıkıp şehri istila ederler. Çok vakit halk bu kuyuya neft, katran atıp yakmışlar, yine faydası olmamıştır.”

        Evliya Çelebi Menemen ile ilgili tesbitlerinde bir de hikayeye yer verir :

       “Bana anlattıklarına göre, Sultan Ahmet zamanında bir derviş şehre gelmiş, yatacak yer istemiş ancak kimse onu evine almamış. Ertesi sabah camide bu derviş elinde bir balmumundan sivrisinek şekli ile halka; (“Ey Melemen’in meleme ve tüli emele düşmüş hasis ve ilgisiz halkı. Bu zayıf kulu bir gece misafirliğe almadınız. Bu hakirin sizlere yadigarı şu olsun, gece rahatınız olmasın, gece haneberduş olasınız”...) diyerek elindeki balmumundan sineği, bir kağıt ile bu kuyuya bıraktı. O geceden beri şehrimize sivrisinekler musallat oldu dediler. Allahın hikmeti, bu şehre gelen misafirleri sivrisinek asla ısırmaz. Bütün şehir geceleri evlerinin kapılarını açık bırakıp bağlara giderler. Ancak on adet bekçi kalır. Bunlar da kalın elbiseler giyip, yüzlerini ve gözlerini nikap ile örtüp sarıp sarmalayıp boğazlarına birer davul geçirip sabaha kadar şehri korurlar. Davul bereketiyle sinekten korunurlar. Çünkü bu sivrisinek sazlıkta husule geldiğinden midir nedir her adama iğnesini batırmaya gelince ney çalarak fasıl ile gelir. Onun için Melemen halkı sivrisineğe davul çalar. (Bu durum ilerde “Melemen davulu gibi öter.” sözü ile özdeşleşecektir.)

        Melemen’in pamuğu, sem semi, kavunu, karpuzu çoktur. Tuzlası ise 500 akçe miri emanettir. Padişah hasıdır. Komşu vilayetlere yüzlerce deve yükü tuz buradan gider. Canlı hangi mahluk bu tuzlaya düşse Allah’ın emri ile tuz olur. “
        Ünlü Seyyah Evliya Çelebi, Menemen ile ilgili olarak gördüklerini bu şekilde anlatır ve buradan ayrılmadan önce Mahkeme Camii’nde namaz kıldığını, Gediz nehrini kayıkla geçtikten sonra Bergama’ya altı saatte vardığını son olarak anlatır..

DİĞER SEYYAHLAR
       Evliya Çelebi’den başka Menemen’i 1675 yılında İngiliz seyyah ve araştırmacı Richard Chandler, 1806 yılında Fransız seyyah ve yazar François Rene De Chateaubriand, 1828 yılında İngiliz seyyah Charles Mc Farlane, 1830 yılında bir başka  İngiliz seyyah F.V.J. Arundell de gezip görmüş ve eserlerinde anlatmıştır.

1828 ilkbaharında İzmir’den Bergama’ya bir yolculuk yapan İngiliz seyyah Charles Mc Farlane, ilk olarak vardığı Menemen iskelesinin manzarasını beğenmediği, kerpiç’ten yapılmış bir ahır’dan başka binanın olmadığını belirtmektedir. Menemen’e kadar süren iki saatlik yolculukta da tek bir ev ile iki Müslüman mezarlığına rastlar. Seyyaha göre, Menemen dağınık evleriyle bir köye benzemektedir. Evlerin çoğu boştur. Camilerden birkaçı metruk kalmış, Rum kilisesi harabe halindedir.

     Seyyah, harabiyetin birkaç yıl önce meydana gelen yunan ayaklanmasından ve hükümet mezaliminden ileri geldiğini düşünmektedir. Oysa daha önce buradan geçmiş gezginler Menemen’i çok nüfuslu, zengin, bayındır ve oldukça şirin bir kasaba olarak yazmışlardır. İngiliz seyyah daha fazla ayrıntıya girmeden Menemen’den Gediz nehrine geldiğini, nehirden üç köşeli bir kayıkla karşı tarafa geçtiğini 8 saat sonra da Güzelhisar’a vardığını anlatır.

2 yıl sonra 2 Temmuz 1830’da bu kez başka bir İngiliz seyyah F.V.J. Arundell Bergama ve Ayvalık’a gitmek üzere Menemen’den geçer. Menemen’e gelmeden önce ilk molasını Karşıyaka’da bir kahvehane’de verir. Ancak o sırada sahilleri çekirge sürülerinin kapladığına şahit olur. Yola çıktıktan 3 saat sonra Chili (Çiğli)’ye vardığında şiddetli bir yaz yağmuru başlar. Sırıksıklam halde Menemen’e vardıklarında ise yanında bulunan kılavuzu ermeni bir arkadaşının evinde kalması için ısrar eder. Aslında onun amacı Kervansaray’da kalmaktır. Ancak daha rahat edeceğini düşünerek Tackvore adındaki ermeninin evinde kalmaya karar verir. Ancak gece boyu gelen davetsiz misafirlerden çok şikayet eder. Geldiğine bin pişman olduğunu yazar.

        Seyyah Arundell, Menemen’den “Menimen” olarak bahsederken, çevredeki dağlardan, nehirden ve güzel manzarasından hoşnut kaldığını belirterek, fazla da ayrıntıya girmeden Gediz nehrinden geçerek Bergama’ya gider.

Evliya Çelebi

Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde bahsettiği Menemen Mahkeme Camii

Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde bahsettiği Kayacık Kalesi