Bugün, 10 Ağustos 2020 Pazartesi


ŞEHİTLERİN MEZARLARI NEREDE?

ASTEĞMEN MUSTAFA FEHMİ KUBİLAY, BEKÇİLER HASAN VE ŞEVKİ BEYLERİ ÖLÜMLERİNİN 87. YILDÖNÜMLERİNDE RAHMETLE VE MİNNETLE ANIYORUZ...

ASTEĞMEN
MUSTAFA FEHMİ KUBİLAY,
BEKÇİLER HASAN VE ŞEVKİ BEYLERİ
ÖLÜMLERİNİN
87. YILDÖNÜMLERİNDE
RAHMETLE VE MİNNETLE
ANIYORUZ...



Yarın, 23 Aralık 2017. 87 yıl önce bugün Menemen´de yaşanan irtica olaylarını hepimiz biliyoruz. Bugünkü yazımı bilmediğimiz, daha doğrusu bilemediğimiz bir konu üzerine yazmak istiyorum.

ŞEHİTLERİN MEZARLARI NEREDE?

          Şehit Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay ve bekçiler Hasan ve Şevki Beylerin mezarlarının bugün için nerede olduğuna dair elimizde kesin bir bilgi mevcut değildir. En azından biz Menemenliler olarak bunu bilmediğimizi söyleyebiliriz.
       Ancak, 23 Aralık 1934 tarihine kadar yani Kubilay şehit edildikten sonraki dört yıl boyunca eski Menemen Kabristanı´nda diğer iki şehit Bekçi Hasan ve Bekçi Şevki Bey ile aynı yerde gömülü olduğunu kesin olarak söylemek mümkündür. Eldeki fotoğraflar, görgü şahitleri ve o günün günlük gazetelerinde çıkan birçok haber bunu doğrulamaktadır. Kubilay ve iki bekçimiz eskinin ?Kışla Yolu? dediği bugünün ?Stad Yolu? diye bildiği 400 metrelik dik yokuşlu bir caddenin tepe noktasında toprağa verilmişlerdir.
Burası, 1930´lu yıllarda Menemen Kabristanı´nın sınır noktasıdır. İzmir´den Çanakkale´ye bu cadde üzerinden, mezarlığın yanı başından geçilerek gidilmekte idi. Yani otobüsle yolculuk eden herkes bu mezarların önünden geçiyordu.
        1934 yılından itibaren bu mezarlığın ihtiyaca cevap verememesi nedeniyle daha büyük ve boş bir yer aranmış, netice de bugün halen kullanımda olan mezarlık 1935 yılında ?Menemen Asri Mezarlığı? olarak hizmete girmiştir. 1935 yılı sonlarında da Menemenliler cenazelerini ilçeye 1.5 kilometre uzaklıkta bulunan bu mezarlığa gömmeye başlamışlardır.
       Hal böyle iken, 1896 yılından bu yana devam eden insan göçü Menemen´de yeni ikamet yerlerinin inşa edilmesi gerekliliğini ortaya çıkarır. Gerçekten de özellikle Girit´ten, Bulgaristan´dan, Yunanistan´dan, Yugoslavya´dan süre gelen göçler Menemen nüfusunu üçe katlamıştır. Vilayet emriyle kurulması istenen yeni ikamet yerlerinin başında da İzmir Valisi Kazım Dirik´in isminin verildiği Kazımpaşa Mahallesi gelmektedir. Bu bölgedeki artık kullanılmayan eski Menemen Kabristanı, Osmanlı Mezarlığı ve yanındaki boş alanlar bu işe uygun bulunmuştur. 1935 yılından itibaren bu alanlara yeni evler inşa edilir ve zamanla eski kabristan ortadan kalkar. Bu süreçten Kubilay ve iki bekçimizin yattığı mezarlık bölgesi de nasibini alır.
       Bugün için eski kabristana ait yüzeyde hiçbir iz kalmamıştır.
       Şimdi Kubilay ve iki bekçiye ait mezarın da yok olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak, burada bir mucizeden bahsetmek gerekiyor. Onca inşaata rağmen şehitlerimizin mezarları açılan bir yolun altında kalmış, o yıllarda mezar başlarına dikilen selvi ağaçları ise bu yolun kenarında, mezarların dibinde yükselmeğe devam etmişlerdir.
      Kubilay´ın 1930 yılında gömüldüğü mezarının tam yerini bugün için Menemen´de sadece birkaç kişi bilmektedir. Bunlardan biri de benim ortaokulda Türkçe ders öğretmenim Tuğrul Alphan Bey (Aşağıdaki fotoğrafta solda) ve yerel gazeteci ağabeyim Ali Rıza Kemer´dir. (ortada)  Her ikisi de 1980 ihtilalinde askeri yönetimin isteği üzerine Menemen ile ilgili araştırmalar yapmış, bu arada Kubilay´ın mezarının tam yerini eski belediye başkanlarından Bedri Onat´tan öğrenmişlerdir. (Bedri Onat, Kubilay´ın yakın arkadaşı olup, cenazesinde bulunmuş ve 1950-1960 yıllarında Menemen´de Belediye Başkanlığı yapmış, müthiş hafızaya sahip bir kişidir. 1984 yılında kendisi ile Kubilay Olayı üzerine uzun bir görüşme yapmış, bu görüşmeyi kasete de kaydetmiştim. Ancak, bu kaset ne yazık ki bugün elimde bulunmamaktadır. Ancak, yazılı olarak bana verdiği bazı bilgiler bu kitapta birçok konuyu size aktarmama imkan sağlamıştır.)
        Bedri Onat, verdiği bilgilerde Kubilay´ın mezarının halen ilk gömüldüğü yerde, küçük bir tepenin üzerinde olduğunu söylemiştir. Bedri Onat´ın bu sözünü destekleyen en kesin bilgi 30 Ekim 1933 tarihli Anadolu Gazetesi´nde yer almıştır. Anadolu, Kubilay Anıtı için yapılan temel atma töreninin ardından tüm resmi zevat ve halkın, şehitlerin mezarına giderek çelenk koyduğunu ve burada Menemen Halk Fırkası Reisi Abalıoğlu Rıfat Bey tarafından "Menemen´deki gelişmeler" üzerine bir nutuk söylendiğini yazmaktadır. Bu cümlelerden Kubilay ve iki bekçinin mezarının halen gömüldükleri yerde olduğu sonucunu çıkarabiliriz.
       Peki, Kubilay ve iki bekçimizin mezarları hala aynı yerde ise mezarların içi dolu mudur, boş mudur? Eğer dolu ise onlardan geri kalanları çıkarıp anıt mezarlığına götürmek gerekmez mi? (Kubilay´ın kanlı elbiseleri ile gömüldüğü resmi yazılarla ortaya çıkmıştır.) Bu çok kolay yapılabilir. Alınacak izinler sonrası yeri belli olan bu bölge enine, boyuna ve derinliğine kazılacaktır. Buna Kubilay´ın ailesinin izni gerekecekse bunu seve seve vereceklerdir. Çünkü hiçbir aile yakını Kubilay´ın mezarı hakkında bir bilgiye sahip değildir. Kubilay´ın torunlarıyla yaptığım görüşmelerde, ?Bir Fatiha bile okuyamıyoruz.? demişlerdir.
        Diğer yandan bir başka ihtimali de göz ardı etmemek lazımdır!
        Ulaştığım farklı bilgiler ise Kubilay´ın ve diğer iki bekçinin mezarlarının anıtın altında bulunduğuna işaret etmektedir.
        Düşünün ki Kubilay ve iki bekçi için 1934 yılında bir anıt yapılıyor. Bu anıtın altına üç şehidin mezarı nakledilmiş olamaz mı? Özellikle de eski kabristanın artık kullanılamayacağı ortaya çıktıktan sonra. İhtimal dahilindedir. Ancak bu ihtimali uzun müddet araştırdım. Ne yazılı basında, ne de resmi arşivlerde böyle bir bilgiye rastlamadım. Cumhurbaşkanlığına, Başbakanlığa, Genelkurmay´a konu ile ilgili olarak bizzat yazılı başvuruda bulundum. Ne yazık ki açıklayıcı bir cevap alamadım. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivlerinde de Kubilay´ın mezarı ile ilgili olarak bir bilgi yoktu. Resmi yerlerde bu bir ?sır? olarak kalmış olabilir.

ANIT İLE İLGİLİ ÇOK AYRINTILI BİLGİLER ASLINDA HERŞEYİ ANLATIYOR :

1934 yılında tamamlanan Kubilay Anıtı ile ilgili olarak bir kaynaktan aldığım 800´e yakın bilgi, belge, döküman ve fotoğraf özel arşivimde mevcut. Bunların hepsini defalarca en ince ayrıntısına kadar okudum. Temel taşlarından, anıtın en tepesine kadar nerede ne malzeme kullanılacağı, ne derinlikte kazı yapılacağı, yükseltilerin ne olacağı, v.s. v.s. her şey resmi olarak yazılı. Anıta ait orijinal proje çizimlerinin tamamını da inceledim. Gün gün neler yapılmış onlar bile yazılı belgeye dökülmüş. Ama anıtın altına veya bir başka yerine şehitlerin mezarlarının nakledileceğine dair bilgi mevcut değil. Bir mezar yeri alanı da bırakılmamış. Projede de görülmüyor. Şunu rahatlıkla söylemek mümkün olabilir. Kubilay´ın ve bekçilerin mezarları anıtın altında yok. Peki nerededir? Bir bilen veya bilenler varsa inşallah bir gün açıklar.