Bugün, 14 Temmuz 2020 Salı


MENEMEN İÇİN YENİ YENİ FIRSATLAR!

Menemen Kaymakamı Gülihsan Yiğit´i Menemen´in Sesi Gazetemizde keyifli bir kahvaltı sohbetinde ağırladık. Menemen´in eğitim, güvenlik, sosyal yaşam ve gelecekle ilgili meselelerini samimi bir havada enine boyuna konuşma imkanı bulduk.

MENEMEN İÇİN 

YENİ YENİ FIRSATLAR!

 

Menemen Kaymakamı Gülihsan Yiğit´i Menemen´in Sesi Gazetemizde keyifli bir kahvaltı sohbetinde ağırladık. Menemen´in eğitim, güvenlik, sosyal yaşam ve gelecekle ilgili meselelerini samimi bir havada enine boyuna konuşma imkanı bulduk.

 

SDB: Kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

GY.Gülihsan Yiğit. 1965 Yılında Malatya´nın merkez köylerinden olan İlağaçlı´da doğdum. İlk ve orta eğitimimi Malatya´da tamamladım. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi´nden mezun oldum. Mastırımı da orada tamamladım. Daha sonra İçişleri Bakanlığı´nın açmış olduğu sınava katılarak kaymakam oldum. 25 yıldır kaymakamlık yapıyorum. Şu an son görev yerim olan Menemen´de görevimi sürdürüyorum. Memleketimizin pek çok yerinde görev yaptım. Bir de kısa süreli görevlerim oldu. Sanırım biraz dik baslı biriyim. Bu yüzünden sık sık sürgün edildim. Ama bu dik başlılığım sayesinde memleketimin her yöresini, güzel insanlarını yerinde görme tanıma fırsatı buldum. Elazığ, Erzurum, Karadeniz´de Sinop, Akdeniz´de Antalya, Trakya´da Kırklareli, iç Anadolu´da Aksaray, 2000 yılında da Hakkari´de 8 hafta görev yaptım. Hakkari´de oldukça zengin ve hareketli bir sosyal yaşam var. Çok güzel ve eski bir kent. Küçük bir yer ama marka giyecek ve yiyecekler satılıyor. İşin aslı Hakkari sanıldığı kadar geri kalmış bir kent değil.

 

SDB: Daha önce görev yaptığınız yerle Menemen´i kıyaslasanız ne söylersiniz?

GY: Ben Malatyalı´yım. Doğunun kuzeyinde, iç Anadolu´ya yakın bir bölge bizim orası. Eskiden bize İzmir denince Karşıyaka´da Zeki Müren´in filmlerinde gördüğümüz gibi güzel bir şehir hayal ederdik. Vallahi buraya geldikten sonra tam bir hayal kırıklığına uğradım. Bir kere Türkiye´nin kalkınmasından yeterince pay almamış bir kent İzmir. Bu düşüncem farklı zamanlarda Uşak´a bir kaç defa gittiğimde daha da pekişti. Çünkü Uşak´a baktığınızda küçük bir iç Ege şehri. Ama derli toplu, temiz, her gittiğimde başka bir gelişim aşamasında buluyorum. Bence İzmir henüz hakkettiği yerde değil. Menemen´i bu değerlendirmeden bağımsız düşünmek mümkün değil. Çok daha iyi bir yerde olmalıydı. Ancak Menemen aldığı yoğun göç yüzünden nüfusu çok hızlı artan bir ilçe. Bir yıldır buradayım kayıtlı nüfusumuz 10 bin kişi daha artmış. Bu belirttiğim sayı, resmi kayıtlara göre gelmiş olanlar. En az bunun yarısı kadar da müracaat etmeyen insanımız var. İlçemizin nüfusunun belli dönemlerde sezonluk işçi olarak gelenlerle birlikte çok daha arttığını biliyoruz. Nüfusumuzda kaydı bulunmayan vatandaşlarımıza sağlık ve eğitim desteği sunamıyoruz. 10 yıl önce Menemen´e yolum düşmüştü. O günkü Menemen ile bugünkü Menemen arasında pek bir fark göremedim. O zaman da Çanakkale Yolu üzerinde ki orta refüjler böyle bakımsız ve sahipsizdi. Bugün de öyle.

 

SDB: Menemen´in yerel yöneticileri ile (Belediye, siyasi parti ilçe örgütleri, odalar, birlikler, dernekler, spor kulüpleri, STK´lar vb.) ilişkileriniz nasıl? Ne tür çalışmalar yürütüyorsunuz?

GY: Temelde bir sorunumuz yok. Emniyetimizle, jandarmamızla, belediyemizle, oda ve birliklerimizle, muhtarlarımızla, STK´larımızla oldukça uyumlu ve verimli çalışıyoruz. Özellikle belediye ile ilgili sorunlar gündeme geldiğinde hemen belediye başkanımıza telefon ile ulaşabiliyor, çözüm için desteğini alabiliyorum. Bunu geldiğim günden bugüne kadar çok farklı problemlerin çözümünde yaşadık. Böyle bir çalışmanın kente yapılacak hizmetler açısından oldukça değerli olduğunu düşünüyorum.

 

SDB: Yeni hükümet konağı ile ilgili sizden biraz bilgi alabilir miyiz? Hangi birimlerle aynı çatı altında buluştunuz?

GY: Aslında yeni hükümet konağına geçişimiz tam bir karmaşa. Elbette ki daha etkin ve kaliteli bir hizmet için, daha iyi fiziki koşullara sahip mekanlar önemli. Bizim hükümet konağımız da oldukça görkemli, modern, büyük ve teknolojik bir yapı. Ancak yer tercihi pek doğru olmamış. Buranın hükümet konağı yeri olarak ayrılmasına  Rahmetli Ahmet Kahraman öncülük etmiş. Sağolsun. Burdaki pek çok şeye eli değmiş. Adliye binası olsun burası olsun, Çukurköy yolu olsun hep onun çabalarıyla Menemen´e kazandırılmış hizmetler. Kendisi milliyetçi ve vatan perver birisiymiş. Memleketine kısa ömründe büyük hizmetleri olmuş. Daha önceki bulunduğumuz hizmet binamızın yeri çok daha merkeziydi. Kurumumuzla işi olan vatandaşımız açısından çok daha uygundu. İhaleyi alan müteahhit firmanın doğru seçilmediğini düşünüyorum. Her teslim almaya gittiğimizde en az 8-10 problemin giderilmediğini gördük. Bir türlü binamızı teslim alamadık. Tespit ettiğimiz sorunları her seferinde kendilerine ilettik ancak gereğini yapmadılar, salladılar. Mecbur sorunu her seferinde valimize iletmek zorunda kaldık. Nihayet sonunda teslim aldık. Ancak sorunlar bir türlü bitmek bilmedi. Örneğin, en büyük sorunlardan birisi ön tarafta girişte bir mermer alan var. Yağmur yağınca oradan su içeriye giriyordu. Bunu söyledik adamlar yine direndiler. Devletin mühendisi ve müteahhitti de direndi. Sonra tuttular kapının oraya yağmur suyu gitsin diye bir gider benzeri bir tahliye kanalı yaptılar. Onu da çatının su tahliye borularına bağladılar. Bir gün çok yoğun bir sağanak yağmur yağdı. Çatıdan gelen yağmur suları da eklenince bizim girişteki kanaldan sular taştı ve önceden içeriye bir birim su giriyorsa, bu defa 5 birim su içeri girdi. O gece geldim, fotoğraflarını geçtim ve whatsapptan vali beye attım. Sayın valim buraya bir hendek açmışlar dedim. O günlerde hendek benzetmesi modaydı:) Saat birde vali bey beni aradı. Ne hendeği dedi, bunları müteahit firmaya söylemediniz mi diye sordu. Ertesi gün bir ekip geldi orayı açtılar o zamana kadar direnen adamlar artık bunun üzerine orayı tekrar açıp 25 cm düşüp meyil vererek sorunu giderdiler. Örneğin benim makam odama 6 tane yangın musluğu koydular orası makam odası orda yangın musluğu mu olurmuş, vali bey kaldırın dedi. Hala bir sürü bahane, kaldırıyorlar! Arkasından kanal sorunu çıktı. Kanal bağlanması için belediyeye ciddi miktarda bir para yatırılması gerekiyormuş. Sorduk soruşturduk öğrendikki anlaşmada bu da müteahitin sorumluluğundaymış. Biraz sürdü ama ödediler halloldu. Kanal bağlanmadan, su bağlanmıyormuş gecikse de onu da çözdürdük. Arkasından elektrik için bir teminat yatırılması gerekiyormuş. Merkezden destek istedik onu yatırttık. Aslında binanın elektrik tüketiminde tasarruf sağlaması için çok pahalı ve teknolojik bir sistem kurulmuş. Ancak onun da 5 bin liralık bir parçası takılmadığından atıl duruyormuş. Onu da öğrendik, takip ettik müteahhit firmanın anlaşması kapsamındaymış onu da çözdürdük. Büyük mücadelelerin sonunda nihayet binamıza gerçek anlamda yerleştik. Öylesine çok bizimle ilgisi olmayan sorunla mücadele ettik ki, bir aşamadan sonra insan gerçekten beziyor. Ama bunları çözerken de çok şey öğreniyor:) 

 

Şu anda müftülük, ilçe tarım ve halk eğitim dışındaki tüm birimler yeni hizmet binamızda. Giriş katında; sol tarafta vatandaşın yoğun olarak geldiği yerlerden olan nüfus müdürlüğümüz var. Giriş katta; sağ tarafta kadastromuz var. Karşımızda C blokta da tapu dairemiz var. Fiziki sorunlarımızı hallettik ancak tapudaki çalışan personelimizin hizmet mantalitesini henüz halledemedik. Vatandaşı sebepsiz yere bekletmeyi bir gereklilik gibi görüyorlar. Dolayısıyla insanların işi aksıyor, zamanı boş yere gidiyor. Vatandaşa şikayet et diyoruz. Etmiyorlar. Öyle sürüp giden anlamsız bir durum işte. 1. katta; milli eğitim müdürlüğümüz var. Hemen yan tarafta sağda emniyet müdürlüğümüzün idari işlemlerin yürütüldüğü bölümü var. Diğer tarafta sağlık müdürlüğümüz var. 2. katta; ise kaymakamlık hizmetlerimiz var. Yazı işleri, mal müdürlüğü, tüketiciyi koruma hakem heyeti var. 3. katta; da ilçe milli eğitimin müdürlüğümüzün bir bölümü ve vergi dairemiz var. Vergi dairesi taşınacağı yeri kendi imkanlarıyla, ihtiyacına uygun olarak sil baştan yaptı ve hazırladı. Yakında tümüyle taşınmış olacaklar. Bu arada yeni vergi dairesi müdürümüz de atandı. Genç bir kardeşimiz. Artık vatandaşımız kent içerisinde işlerini halletmek için sokak sokak, kapı kapı gezmek yerine, tek bir bina içerisinde kamu ile ilgili tüm işlerini kolaylıkla halledebilecek. Öncesinde pek çok problem yaşansa da merkezi ısıtma ve soğutma sistemleri sayesinde vatandaşlarımıza oldukça ferah bir ortamda işlerini görme imkanı sunuyoruz. Arkada otoparkı ve ön tarafta gelenler için de bekleme, dinlenme noktalarımız var. Hemen önümüzdeki orta refüjü yaptırdık. Tedaş elektrik direklerini kaldırıp elektrik kablolarını alta alma konusunda bize söz verdi. Umuyoruz en kısa zamanda bunu da yaparlar ve o kötü görüntü tamamen ortadan kalkar. Aynı zamanda sokağı biraz daha ışıklandırarak çeki düzen vermek istiyoruz. Orası çok merkezi bir yer. Her şeyin tam ortasındayız. Etrafımızda garaj, sanayi sitesi, sulama kanalı, Çanakkale Asfaltı hepsiyle bir aradayız. Karayollarına bizim bölgemizden geçen Çanakkale Asfaltı için bir battı-çıktı yapmaları için 3-4 defa gittim. Uzmanlarını gönderdiler, ölçtüler, biçtiler mesafe yetersiz diyerek konuyu kapattılar. İşin özü yapmak konusunda biraz isteksizler. Ama bu talebimizin peşini bırakmaya hiç niyetimiz yok. Oysa oraya bir battı-çıktı yapılırsa trafik epeyce rahatlayacak. Ama anladığımız kadarı ile kara yolları da çevre yolu tamamlandığında bu sorunun kendiliğinden ortadan kalkacağını düşünüyor. Bu yüzden talebimizi oyalıyorlar gibi. 2017´nin sonu yada 2018´in başı gibi çevre yolunun Yahşelli´ye kadar tamamlanacağını söylüyorlar. Gidip inceledim. Viyadüklerin ayakları falan hepsi yapılmış. Çevre yolu tamamlandıktan sonra Çanakkale Asfaltı üzerinde buradan Aliağa´ya kadar olan sorunların tamamı için İBB ihaleye çıkacakmış. Bununla ilgili tüm ihale şartnamelerinin hazır olduğu söyleniyor. Çevre yolu bağlandığında Foça, Aliağa ve kamyon trafiği ister istemez buradan akacağı için, Çanakkale Asfaltı şehirler arası bir yol olmaktan çok şehir içi bir yol gibi kullanılacak. Ancak şöyle bir olumsuzluğu var. Menemen 2. defa yer değiştirmiş olacak. Kent Yahşelli´ye doğru kayacak ve gelişecek. Bu taraflar daha sakinleşecek ve gelişimi ister istemez yavaşlayacak.

 

SDB: Darbe girişimi sırasında ve sonrasında sizin bakış açınız ve sorumluluklarınız noktasında neler yaşandı? 

GY: Darbe girişimi akşamı ben Menemen´de değildim. Yıllık izin tatilindeydim. Bir dostumla sohbet ediyorduk. Kızı aradı. Önce olmaz öyle şey dedi. Sonra oğlu da aradı. Geçip olup biteni televizyondan takip etmeye başladık. Evet gerçekten ciddi bir şeyler oluyordu. 12 Eylül Darbesi´ni hatırlıyoruz. Sabah kalktı ki her şey bitmiş. Gördüğümüz şey bir darbe girişiminden çok bir iç savaş provasıydı.  

 

Türkiye´yi parçalamak, bölmek kendilerine göre dizayn etmek gibi. Ama sayın Cumhurbaşkanımızın CNNTürk aracılığı ile telefona bağlanması, insanları sokağa davet etmesi bu işin kırılma nokta oldu. İnsanlar bu çağrıya olumlu karşılık verdi. Ölmeyi göze alarak meydanlara çıktılar. Darbeciler ölmeyi göze alamadıkları için kaybettiler.  Yani inanmak ve inanmamak meselesi. İnananlar kazandılar. Hemen Menemen´i aradım. Emniyet müdürümüz burada bir sorun yok dedi. Askeri birlikten Özgür Albayımı aradım. O da tatildeydi tedbirini almış. Sonradan general oldu. Bulunduğum yerden ilçe ile sürekli irtibat halinde olmak için telefon başındaydım. Millet sokağı istilacılara dar etti. Saat 2 gibi bir şey yapamayacaklarını anlayarak rahatladık. Birincisi millet ve devlet olarak çok büyük bir badire atlattık. İkincisi ise millet olmayı öğrendik. Bunu başaramayan Suriyelilerin, Iraklıların durumu ortada. Bu işe kalkışanlar bir konuda yanıldılar. Bizi bir Mısır, bir Suriye, bir Irak sandılar. Evet darbe girişimi öncesi dışarıya bölünmüş, parçalanmış bir görüntü veriyorduk. Onlar da buna güvenerek planlarını yapmışlar. Tam zamanı diye düşünmüş olmamalılar. Politik iklimi çok zor olan bir coğrafya burası. Bence 15 Temmuz ikinci 1071´dir. Böylece artık Türkleri Anadolu´dan sökmeyi başaramayacaklarını öğrendiler. Bundan sonra yapılacak şey devleti küçültmek olmalıdır. Aslında şu an yapılan da bu. Askeri yapılanmada başladı. Bir de Türkiye Atatürk´ün dediği gibi Şeyhler, Dervişler, Müritler, Meczupların ülkesi değildir. Olmaması lazım. Enerjimiz boşa gidiyor. 

 

Birinci önceliğimiz güvenlik:

Güvenlikle ilgili konuya şöyle başlamak isterim. Bizim Menemen´de birinci önceliğimiz güvenlik. Şanslıyım çünkü bu bölgede görev yapan emniyet ve jandarmamız gerçekten çok başarılı. Kent yaşamına çok hakimler. Bir olay olduğunda olayı inceler incelemez kolaylıkla bu olayı şunlar yapmış diyebilecek kadar bölgedeki yaşama hakimler. Çok ciddi bir istihbarat akışı var. Ancak delil olmadığından hemen müdahale edemiyorlar. Delil toplama aşaması tamamlandıktan hemen sonra failleri alıp adalete teslim ediyorlar. Bazı mahallelerimiz terör olaylarına çok daha yatkın. Oraları daha özenle izliyoruz. Gelişebilecek olayları önceden öğrenip, olay olmadan önlemlerimizi alıyoruz. Olayın boyutları büyükse ilden destek istiyoruz. Biz burda olay olacağını ilettiğimiz andan itibaren en kısa zamanda 250-300 takviye polis ve araç gönderiyorlar. Böylece olaylar başlamadan önlenmiş oluyor. Güvenlik güçlerimizin güneydoğudaki operasyonlarda gösterdikleri performans buradaki eylemcilerin caydırılmasında önemli bir faktör. Göreve başladığımızda % 60 olan güvenlik performansı, bugün % 100 diyebilirim. Terör kapsamında sayılabilecek olay ve eylemler 3 aydır neredeyse sıfır seviyesinde. Hırsızlık ve kavgalar da yok denecek oranlarda. Bu bizleri motive eden bir durum. Normalde bizim bölgemizde ikamet eden mülteci yok. Ancak bir ara Asarlık mahallemizde bir ateşli silahla yaralama olayı yaşandı. Şahsın mahalle muhtarında kaydı yok. Ev sahibinin bilgisi yok. Birileri evi kiralıyor, ucuz iş gücü diye gizli getirip burada ikamet ettiriyor. Aslında bunu yapanlar kanunen suç işliyorlar. Aynı zamanda bu insanları gizleyerek mağduriyetlerini büyütüyorlar. Bu tür olayların oranı da çok düşük...

 

SDB: PKK, İŞİD, FETÖ ve diğer terör örgütleri ile mücadele konusunda ne tür çalışmalar içerisindesiniz, bu konuda vatandaşla yardımlaşabiliyor musunuz? Sakıncası yoksa bu konudaki çalışmalarınız hakkında da bilgi verebilir misiniz?

GY: Terör tüm terör örgütlerini içine alan bir kavram. Biz bölgemizdeki tüm terör ihtimallerini istihbarat ağımızla takip ediyoruz. Kim nerede, ne yapıyor, pozisyonu ne, çevresi, ilişkileri, işi gücü, ailesi, yakınları kim varsa hepsini takip ediyoruz. Bölücü terör örgütlerine yakınlığı yada sempatisi olan ailelerin 14-15 yaşındaki çocuklarını bu tür örgütlerin tuzağına düşmemesi için özel bir çalışma yürütüyoruz. Aileleri ziyaret ediyoruz. Sorunu kendileriyle konuşuyoruz, değerlendiriyoruz. Yapılması gerekenleri ve yapılabilecekleri paylaşıyoruz. Onları ve çocuklarını ikna edip daha güvenli bir ortamda hayatlarını devam ettirmelerine maddi manevi olarak yardımcı oluyoruz. Bu çalışmalarımızda hem çok başarılı olduk, hem de ailelerce çok desteklendik. Bu konuda sorunu olan tüm vatandaşlarımızın şikayet yada sorunlarını randevu almaksızın doğrudan beni ziyaret ederek iletmelerini istiyorum. Çocuklarımızın ve ailelerinin zarar görmemesi zamanında birlikte alacağımız önlemlere bağlı.

 

SDB: Eğitim ve tesisleşme ile ilgili çalışmalarınızı öğrenebilir miyiz?

GY: Bugün ülkemizin en önemli sorunlarından birisi de eğitim. Menemen´in eğitim olanaklarını arttırmamız, iyileştirmemiz ve nitelikli hale getirmemiz gerekiyor. Daha da önemlisi yetiştirdiğimiz nitelikli insanlarımızı ülkemizde tutup değerlendirmemiz gerekiyor. Yoksa birileri gelip büyük emeklerle yetiştirdiğimiz nitelikli ürünümüz olan çocuklarımızı elimizden alıp götürüyorlar.

Emlak vergilerinin bir kısmı kentin tarihi yapılarının restorasyonu için bir fonda toplanıyor. Bir gün valimizin davetiyle Urla´ya gittim. Orda yapılan bir sokak restorasyon çalışmasının açılışı vardı. Urla´nın bir hanfendi belediye başkanı var. Baktım valimizin etrafından hiç ayrılmıyor. Çünkü restorasyon için kaynağı valilik sağlıyormuş. Ben bunu öğrenince valimizin yanına sokuldum ve sordum ?Sayın valim bize bir şey var mı?? dedim. O da ?Git çalışmanı hazırla yapalım? dedi. Biz de restore ettirmek istediğimiz yerleri belirledik ve sunduk. İki tanesi cami ve en kısa zamanda restorasyonuna başlanıyor. Gazez ve Mahkeme Camileri. 3.sü ise Şehit Kemal Ortaokulu. Şehit Kemal´in projesi ihale edildi. Restorasyon projesi ihaleyle bir mimarlık ofisine verildi. Bu da tamamlanmak üzere. Ancak buranın restorasyonu ancak bir sonraki eğitim öğretim yılına yetiştirilecek. Şehit Kemal´in restorasyonu İzmir Valiliği, diğer iki caminin restorasyonu ise Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yaptırılıyor. 

 

Eski hükümet konağımızı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı´na tahsis ettik. Onlar tüm Bakırçay Havzası´na hizmet verebilecek şekilde yapılanacaklar. Bir müdürü ve 50 personeli olacak. Bunlar Menemen sınırları içerisinde organize olacaklar. Bergama ve Dikili´ye kadar bu hizmetleri verecekler. Burada aile içi şiddet gören kadınlara psikolojik danışmanlık hizmetleri veren kadın sığınma evleri yapacağız. Aynı zamanda bu tür problemler yaşayan kadınların talebi doğrultusunda kendilerini takip edeceğiz. Aynı bünyede bakıma muhtaç çocuklar için, çocuk sığınma evi yapılacak. Kamu görevlilerimizin yardımı ile çocuklar ve kadınlarımızın aile ortamında yaşayabilecekleri bir sistem oluşturulacak. Ayrıca bu organizasyon çatısı altında uyuşturucuyla mücadele için bir servis bulunacak. Aynı zamanda hasta ve yatalak vatandaşlarımıza evde bakım hizmetleri de verilecek. 

 

OÇEM´e yatılı bölüm:

Örneğin Sabahat Akşıray Otistik Merkezi´nden Engelli Olimpiyatları´na katılan çocuklar var. Çok güzel şarkı söyleyen çocuklar var. Mehter takımında olan çocuklar var. İşin doğrusu onlar engelli değil, sadece özel çocuklar. Bunun topluma doğru anlatılabilmesi için önce bizlerin meseleyi doğru anlamamız gerekiyor. Ayrıca bakanlık Sabahat Akşıray Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi´nde bir yatılı bölüm yapacak. Ufak tefek hukuki eksikleri var. Onlar da giderildikten sonra yapımına başlanacak. Sabahat Akşıray Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi´nin varlığı da Menemen için çok önemli. Çünkü bölgenin tamamına hizmet veriyor. Bu tür sorunları olan aileler hastaları için düzenli tedavi desteği almak ve hastalarının yakınında olmak için Menemen´e taşınıyorlar. Bu tesis alanında hem Türkiye´nin hem de Avrupa´nın en önemli merkezlerden biri. Bu tür çocukların bakımı oldukça zor. Ben arada fırsat buldukça gidiyorum. Çocuklar arasında 20-25-30 yaşında olanlar var. Üç dört öğretmen bunları zor zapt edebiliyor. Menemen´e yerleşen aileler, çocukları bu tesise 6-7 saat eğitim için bırakırken, kendileri de biraz nefes alıp normal hayatlarını sürdürebiliyorlar. Bu da sosyal devlet olma anlayışının en güzel örneklerinden birisi... Tesisin olanakları arttırıldıkça ihtiyaç durumunda hastalar gece de tesise bırakılabilecekler. 

 

Menemen´e rehberlik araştırma merkezi:

Ayrıca bizim normal öğrencilerimiz arasında da özel eğitime ihtiyacı olanlar var. Bu sayı Türkiye ortalamasının çok üzerinde. Biz bu sorunun giderilebilmesi için bir rehberlik araştırma merkezi talebinde bulunduk. Bize verilen cevapta nüfusunuzun 157 bin civarında olduğu, böyle bir tesisin yapılabilmesi için ilçe nüfusunun en az 200 bin olması gerektiği yönündeydi. Biz talebimizde ısrar ettik. Her toplantıya katıldık, her platformda ihtiyacımızı dile getirdik. Ve sonra yeni bir il milli eğitim müdürü geldi. Görebildiğimiz kadarı ile epeyce cevval birisi. Biz durumumuzu kendisine detaylı olarak anlattık. O da talebimizi tekrar incettikten sonra derhal yapalım dedi. Yazısını da resmi olarak yazdırdı, onayladı ve bize teslim etti. İnşallah yakın bir zamanda ilçemize bir rehberlik araştırma merkezi kazandırmış olacağız. Rehberlik araştırma merkezi çok önemli çocuğun bir rahatsızlığı olmasa bile; aileler kopup geldikleri yerlerin gelenek, görenek ve değer yargılarıyla buradakiler arasında sıkışıp kalıyorlar. Aile bireyleri bunun üstesinden kendi başlarına gelemediklerinde ya şiddete yöneliyorlar yada küsüp kendi kabuğuna çekiliyorlar. Bu da onların geldikleri kentle uyumunu geciktiriyor, eğitimine ve sosyal yaşamını olumsuz yönde etkiliyor. İşte tam da burada rehberlik ve araştırma merkezi devreye giriyor. Burada verilecek destekle bireylerin yeni hayatlarına daha kolay adapte olmaları sağlanıyor, ruhsal durumlarının güçlendirilmesine yardımcı olunuyor. Bugün her okulumuzda desteğe ihtiyacı olan bu tür çocuklarımız var. Sosyal devletin en önemli çalışma alanlarından birisinin de bu olduğunu düşünüyorum.

 

Eğitim için çağrı...

Bugün sabah Fade Fide´den bir yetkili bana geldi. Bir talebi olduğunu söyledi. Lütfen yer gösterin anaokulu yapmak istiyorum dedi. Bizim daha önce temeli atılmış ama belli sorunlardan dolayı atıl duran bir yerimiz vardı, oraya götürüp gösterdim. Adam her şeyi ben yapacağım sadece kimse işime karışmasın yeter dedi. 2017 yılına kadar tamamlar size teslim ederim dedi. Bu bir iş adamı. Duyarlılığı gereği topluma yararlı olmak istiyor. Hatta istediğiniz birinin ismini okula verebiliriz dedik. Bize verdiği cevap şuydu. ?Ben yaptığım iyiliğin duyulmasını istemiyorum?. Bu tavır beni çok memnun etti. Menemen´de bu tür hizmetler yapmak isteyen çok sayıda iyilik saver olduğunu düşünüyorum. Önemli olan onları harekete geçirecek güveni ve mesajı verebilmek. 

 

Bizim eğitim için, eğitim kurumlarımız için her türlü desteğe ihtiyacımız var. Örneğin; bizim Lise Yolu´nda bir Endüstri Meslek Lisemiz var. Gerçekten çok kapsamlı bir tadilata ihtiyacı var. Pozisyonu çok güzel bir okul. Merkezi bir yer. Metroya çok yakın. Burada yapılacak, tadilat, tamirat oldukça kapsamlı ve detaylı olduğu için bu tür durumlarda bir değil bir kaç işletme bir araya gelerek, el ele vererek çözüme katkıda bulunabilirler. İşin resmi ayağında bizi ilgilendiren ne varsa destek vermeye hazırız. İşin maddi ayağını yardımseverlerimiz çözsün, bürokrasideki sorunları biz çözelim. Bu konuda destek vermek isteyen tüm vatandaşlarımızı bekliyorum. İşletmelerin bu tür harcama bedelleri kadar vergi muafiyeti var. İzmir´in talihsizliklerinden birisi de eski tarihi binalarının çok, ancak bakımsız olması. Bu yıl Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin önemli bir bölümünü Güney Doğu´ya gönderilecek. Bunu hepimiz biliyoruz. Yakılan yıkılan okulların tekrar eğitime hazır hale getirilebilmesi için. İş böyle olunca bizim eğitim bütçesindeki payımız da oldukça azalacak. Büyükşehir yasası ile birlikte kaymakamların imkanları yok seviyesine çekildi. Eğitim ile ilgili daha yapılması gereken çok iş var. Mevcut imkanlarımızı daha nasıl verimli kullanabiliriz onun peşindeyim. Örneğin Kubilay İlkokulu çok sıkışmış. Ben o okulun eski bina resmini gördüm. Gerçekten çok güzelmiş. Onu yıkanlara yazıklar olsun. Ne dertten yıkılmış ki. Hadi yıkanlara yazıklar olsun da, ona sahip çıkmayanlara ne demeli... O binaya gerçekten yazık olmuş. Şöyle bir düşüncemiz var. Bizim Yahşelli´de bir kampüs alanımız var. Orada Halide Gencer Ticaret Meslek Lisesi, Anadolu Lisesi, Gazi Ortaokulu ve ilkokulu, İmam Hatip Lisesi ve bir de Yahşelli´nin içinde yarım kalan bir okul var. Onun da epeyce karışık bir hikayesi var. O da bir şekilde tamamlayıp eğitime dahil edeceğiz. Orada okulların ortasında oldukça büyük bir alan var. Oraya da çok amaçlı bir kapalı spor kompleksi yapmayı teklif ettik. Projeleri hazır, yerimiz uygun. Her şey hazır. Menemen içinde ki Kız Meslek Lisesi´ni, Gazi Ortaokulu ve ilkokulunun oraya taşımayı düşünüyoruz. Ben Kız Meslek Lisesi´ne gittim. Koridorları çok dar ve bir bahçesi bile yok. Öncelikle orayı taşımayı istiyoruz. Ama önce uygun bir yer bulmamız gerekir diye düşünürken, bu 15 Temmuz süreci yaşandı. Bu süreç bize bazı yeni ve önemli çözüm imkanları doğurdu. Devletin el koyduğu FETO´cu terör örgününün okulları bizim ihtiyacımızı gidermek konusunda tam bir fırsat oldu. Böyle 100´ün üzerinde derslik var. Yamanlar Koleji ve Çapa Koleji binalarında fazladan 80 derslik var. Bir fen lisesi Yamanlar´da  bir tane de Menemen Çapa´da açmayı planlıyoruz. Ayrıca bir tane de sosyal bilimler lisesi açmayı istiyoruz. Bununla birlikte ciddi ilkokul sıkıntımız var. Bu arada o ihtiyacımızı da giderelim istiyoruz.  

 

Bir tane de anaokulu açacağız. Bunu da yamanlar binası bünyesinde yapmayı planlıyoruz. Tüm bu yeni tesisleri 15 Temmuz ismi ile açmaya karar verildi. Böylece Gazi okulunun öğrencilerini buraya aktarabileceğiz. Bu boşalacak yere de Nene Hatun Mesleki ve Teknik Lisesi´ni (Kız Meslek Lisesi) taşıyacağız. Buradan boşalan yeri de Kubilay´a vereceğiz. Amacımız tam gün eğitime geçmek. Böylece çocuklarımız sabahın 6´sında yollara düşmek yerine, saat 08.30´da derslerine girip, akşama kadar derslerine devam edecekler. Eğitimle ilgili planımız bu. Bunları da bu eğitim öğretim dönemine mutlaka yetiştirmek istiyoruz. Bir de Menemen´de aynı kapsamda el konulan Fatma Ana Yurdu var. Şu anda orası da mühürlü. Orası da vatandaşlardan toplanan paralarla yapılmış bir yer olduğu için vatandaşın malı. Artık devlet adına tescilli. Almak için girişimlerde bulunduk. Orayı da ilkokul olarak düzenlemeyi istiyoruz. Bu girişimlerimizle ilçemizin merkezdeki eğitim sıkıntısını giderebileceğimizi düşünüyorum. Ayrıca hiç bir kayıtta görünmeyen bir yer daha var. Onu da Menemen´in eğitim ihtiyacının çözümüne katmak için çalışıyoruz. Adı Selçuk Öğrenci Yurdu. Onları da teslim alma aşamasındayız. Bir de Kasımpaşa´da bir yer var. Oraları da  alabilmek için gerekli yazışmalarımızı tamamladık. Eğitim açısından en büyük sorunumuzdan birisi de halihazırda var olan ancak uzun zamandır çürümeye terk edilmiş öğretmenevi binası. Kayıtlarda Milli Eğitim Vakfı diye bir vakfın malı olarak görünüyor. Hikayesi ise çok eski ve karışık. Bu vakıf gidip arsa sahibine arsanızı bağış yaparsanız, biz buraya bir öğretmen evi yapmak istiyoruz demişler. Arsa sahibi de arsasını bu vakfa bağışlamış. Vakıf milletin katkıları ile binayı yapmış. Bittiğinde tesisin tüm hakları vakfın olmuş. Vakıf bu binayı bir dönem öğretmen evi olarak kiraya vermiş. İşletmeci zarar edince kiralarını ödeyememiş. Sonra tesis kapanıyor ve şu an üzerinde satılık ibaresi ile çürümeye bırakılıyor. Oysa burası vatandaşın bağışı ve katkılarıyla yapılmış bir yer. Ben ilk geldiğimde öğretmen evi tabelası vardı. Bu neyin nesi diye sordum, bana bu hikayeyi anlattılar. Ben de o vakfın genel merkezini aradım genel müdürü ile görüştüm. Kendimi tanıttım. Hocam hikayenizi öğrendim. Burası zaten vatandaşın bağışı ve halkın katkılarıyla yapılmış bir yer dedim. Ben buraya bir anaokulu açmak istiyorum, sen burayı bana ücretsiz olarak ver, tamiratlarını yapıp burayı anaokulu olarak açalım, çok ihtiyacımız var dedim. Çünkü orda 2600 mevcutlu 9 Eylül diye bir okulumuz var. Çok kalabalık. Bir şekilde orayı rahatlatmamız gerekiyor. Bunu da sadece bu tesisi hizmete dahil edebilirsek

yapabileceğimizi söyledim. O da tamam kaymakam bey sen bize bir yazı yaz, bakalım. dedi. Yazıyı yazdım. 3 ay sonra cevap geldi veremeyeceklerini belirtmişler. Ama vazgeçmeye hiç niyetim yok. Orayla ilgili talebimizde ısrarcı olacağız. Ayrıca Sekon´ların orda da bir binamız var. O binayı da inceliyoruz. Orasıda kağıt üzerinde vakıflara tescilli. O vakıflardan bir heyet gelecek. Görüşmelerimiz sırasında talebimi kendilerine ileteceğim. Binayı bir inceleteceğiz, sorun yoksa oraya hızla bir anaokul olarak hazırlayıp açmayı istiyoruz. Ancak binada sıkıntı var ve ciddiyse tekrar vakıflardan milli eğitime tahsis ettireceğim. Milli Eğitim´den ödeneğini çıkarttıktan sonra da orayı sil baştan yapmayı istiyoruz. En geç seneye ya yeni bir okul, ya da 9 Eylül´e bağlı yeni bir ek bina olarak hizmete açacağız.

 

SDB: Sosyal yaşamı zenginleştirecek çalışmalarınız var mı?

GY: Bülent Ecevit bulvarı ile ilgili bir düşüncem var. O bulvarın bir şekilde uzatılıp kamulaştırarak eski İzmir yolu denilen yerden geçip tekrar Çanakkale asfaltına bağlanması lazım. Orada Taşhanımız var. İçinde bir çok şeyi barındırıyor. Ama etkin bir biçimde kullanılmıyor. Bugünkü koşullarda insanlar o han için Çanakkale yolundan çıkıp oraya gelmezler. Ama duble yolu olan, trafik ve park sorunu giderilmiş güzel bir bulvarda bizim yoğurdumuz, çömleğimiz, hanımefendilerin yaptığı işler para eder. Böyle bir düzenleme ilçenin tanıtımına da katkıda bulunur. Böyle bir çalışma ile birlikte oradaki eski yapı örnekleride korunup, onarılıp yeniden düzenlenecektir. Böylece kentin geçmişini bugüne taşıyan, yaşayan bir gezi güzergahı elde edilmiş olur. Ben bir yıldır şu kanaatteyim. İnsanlar Foça´ya gidiyorlar. Neden gidiyorlar? Deniz var diye. Akıllarında hiç bir şey kalmaksızın dönüyorlar. Çünkü aslında Foça´nın cazip bir şeyi yok. Geçen pazar ben Foça´ya gittim. Trafik neredeyse buradan Eski Foça´ya kadar tıkalıydı. Ben de o trafiğe takıldım. Bir gün Foça yolu yapılacak ama ne zaman bilen yok. Oysa bu güzergahta insanlar bir mola verebilmeli. Dikkatimi çekmişti. Bizim yol üzerinde bir tane yoğurtçumuz var. Bilenler orada duruyorlar. YAyran içip yorgunluklarını atıyorlar. O küçük yoğurtçu da zaten oradaki mobilyacıların arasına sıkışıp kaybolmuş. Tüm olumsuzluklarına rağmen orayı bilen duyan insanlar oradan geçerken özellikle durup bir şeyler alıyorlar. Aslında Menemen´in yapabileceği çok şeyi var. Mesela benim zaman zaman dışarıdan konuklarım geliyor. ?Hadi yemek yemeğe gidelim? dediğim zaman ?bize menemen mi yedireceksin? diye şakalaşıyorlar. Ama biz Menemen´de köfte dışında bir şey bulamıyoruz. Menemen´I bu kısır döngüden çıkarmamız gerekiyor.

 

SDB: Son olarak kentteki insanlara mesajınız nedir?  

GY: Bizler kamu çalışanlarıyız. Amacımız vatandaşımıza kamu hizmetlerinin sorunsuz, etkin, şeffaf ve tarafsız olarak verilmesini sağlamak. Bu devlet memuru olarak bizlerin, hem millete hem de devlete karşı olan sorumluluğumuz. Görevini yerine getirmeyen, işini savsaklayan memurlar varsa vatandaş bize yazılı olarak müracaatta bulunsun. Bunun dışında ilçemizin ekonomik durumu, kültürel yapısı, sportif durumu hakkında kimin ne fikri, önerisi varsa bize gelsin... Bizden ne katkı istiyorlarsa imkanlarımız dahilinde seve seve yapmaya, bizi aşan durumlarda birlikte ilgili yerlere götürmeye hazırız. Hayırseverlerimizin çok istekli olduğunu ancak bürokrasinin labirentleri ve yokuşu gösteren prosedürlerden çekindiklerini biliyoruz.  Lütfen korkmasınlar. Onlara her konuda yardımcı olacağız. Kendilerinden sadece maddi ve manevi destek bekliyoruz. İşin zor tarafını biz takip edeceğiz. Bu konuda sayın belediye başkanımız da çok açık. Elbirliğiyle Menemen´in tozunu almamız gerekiyor. Yaşam kalitesi yüksek, huzurlu, mutlu, güvenli bir Menemen´i el birliği ile birlikte yaratacağız. Vatandaşlarımıza da bu konuda önemli sorumluluklar düşüyor. Etrafa gelişigüzel çöp atmamaları, atanları da uyarmalarını bekliyoruz. Ayrıca transit geçen araçlardan çöp atıldığını gördükleri taktirde, plakasını alıp mümkünse bir fotoğrafını çekerek bize iletsinler gerisini biz halledeceği. 

 

Spor kulüplerimizin sıkıntılarını kabaca biliyorum. Büyükşehir Yasası bizi maddi olarak çok kısıtlasa da kulüplerimizin ihtiyaçlarını önemli ölçüde karşılayacak kadar seçeneklerimiz var. Önümüzdeki günlerde tüm semt kulüplerimizle toplantıda bir araya gelmeyi istiyoruz. Sorunlarını kendileriyle konuşacağız. Kaymakamlığımız, Belediyemiz ve Spor Gençlik İl Müdürlüğümüz aracılığı ile ihtiyaçlarını planlayıp çözmeyi istiyoruz.  

 

SDB: Sohbetimizi nasıl toparlamak istersiniz?

GY: Özgür basın ve medyanın ne kadar önemli olduğunu bu 15 Temmuz sürecinde bir kez daha anladık. Bu konuda da dayanışma içerisinde olmak isteriz. Bize kendimizi ve çalışmalarımızı anlatma imkanı verdiği için Menemen´in Sesi Gazetemize ve çalışanlarına teşekkür ediyor, başarılarınızın devamını diliyorum.

 

Haber:S.Derya BOSUT