Mekanlar ve İnsanlar (S. Derya BOSUT & Melek BALSEVEN)

Cumhuriyet Çınarları köşemize bu hafta, asırlık ve çetin yaşamını keyifli sohbeti ve tüm samimiyetiyle bizlere aktaran Salih Sipahi konuk oldu.

S.D.B: Öncelikle Salih Amca kısaca seni tanıyabilir miyiz? Kaç doğumlusun?

Salih Amca´nın kulakları ağır işittiği için sohbetimizin ilk anları kızı Aysel´in tercümanlığında başladı.

Kızı Aysel: 1918 doğumlu. Yıl olarak girdi, ay olarak Temmuz´da 100 yaşına girecek. Selanik doğumlu.

Salih Sipahi söze girdi: Yunanistan-Selanik-Kozana ilçesinin Küçük Matlı köyünde 1918 yılında dünyaya geldim kızım. Şimdi dinle! (sohbet boyunca bunu sık sık tekrarladı) biz orada azıcık hatırlarım zengin bir ailenin insanıydık. Bize orada babama Halispağlar derlerdi, o nedenle babam soyadını Sipahi aldı. Hatırlıyorum 6 yaşındaydım, misafir odamız bile vardı evimizde.

 

S.D.B: Türkiye´ye geldiğiniz mübadele günlerini hatırlıyor musun?

Salih Sipahi: Bilirim,hatırlıyorum. 1924´de Mersin´e vapurla geldik. Mersin´den trenle Niğde-Ulukışla´ya geldik. Ulukışla´dan Niğde´ye geldik. Oraya gelirken Mersin´de kız kardeşimi gömdük. Diğeri de Niğde´de camide öldü. Ürgüp´te anamı gömdük. Babamla beraber bir kız kardeş, abim ve ben 4 kişi kaldık. 5 kardeşin ikisini ve anamı bu yolculukta kaybettik. Kayseri-Tomarza´da halam vardı. Oraya taşındık.  6 yaşından 12 yaşına kadar yani 1930 yılına kadar Tomarza´da yaşadık. Tomarza´da malımıza karşılık mal mülk verdiler. Onları sattık ve Menemen´e geldik.

Kızı Aysel: Önce baba(dedemiz) gelmiş buraya, mahalle bekçiliği yapmış. Zenginlik orada kalmış.

 

S.D.B: Baban o yıllarda ne iş yapmış?

Salih Sipahi: Babam seyyar manavlık yapıyordu. Ben de gevrek sattım. Bazen de babamın yanına geliyordum. Keltere 4-5 karnabahar koyardı. Menemen´in mahallerinde sırtımda kerterle gezer karnabahar satardım.

 

S.D.B: Hiç okula gidebildin mi?

Salih Sipahi: Okulu hiç bilmedim. Okula gidecek halimiz, vaktimiz olmadı, aile dağıldı, anne kardeşler öldü. Yaşamak için büyük mücadele verdik. Kendi kendime harfleri öğrendim. Sonra askerde yazı yazmayı öğrendim.

Kızı Aysel: Çok yokluk çekmişler.

Salih Sipahi: Neyse, biraz zaman sonra babam bir eşek aldı. Menemen içinde eşekle gezerek manavlık yaptım.

 

S.D.B: Bu arada baban evlendi mi?

Salih Sipahi: Babam Tomarza´da evlendi. O da ölünce Menemen´de bir daha evlendi, onun da kızını ben aldım. Bu arada eşekle köylere de gidip manavlık yaptım. Bu yıllarda babam manavlık yapmaz, bana halden mal alırdı. Ben satardım. Sıra geldi bazı zamanlar günde iki kere Seyrekköy´e gittiğim olurdu eşek üstünde. Bunları yaşadım. Yalnız benim kadar azap çeken pek seyrektir (diyerek gözyaşlarına zor mani oldu)

 

M.B: Çok sıkıntı çekmişsin, çokta duygusal bir insansın gördüğüm kadarıyla ama çok şükür bu yaşına kadar Allah sana sağlıkla yaşamayı kısmet etmiş. Nasıl başardın? Zorlukların nasıl üstesinden geldin?

Salih Sipahi: Çok çektim, ama Allah bana iki oğlanla, bir kız verdi. 3 çocuğumdan 4 torunum var. Torun çocuğunu da gördüm. Şimdi en mesut günlerimi yaşıyorum. Son yıllarımda çocuklarım sayesinde bu hayata kavuştum. Kızımla beraber oturuyorum. Onun da beyi öldü. Kız başka. Ama bütün kızlar da bir değil, görüyorum ben. (99 yılının Eylül ayından bu yana kızı ile yaşıyor. Ondan önce de 6 sene gelini Şerife ile yaşamış) ( Kızı ve gelininden öğrendiğimize göre uzun yaşamının sırrı olabilecek beslenmesine dair tüyoları:yoğurt ve süt temel gıdası. Damak tadına çok düşkün. O anlamda da dolayısıyla her şeyi yemez ve sofradan tıka basa tok da kalkmazmış)

 

S.D.B: Hanımını ne zaman kaybettin?

Salih Sipahi: 1992 yılında 73 yaşında öldü. Benim hanım benden 6 yaş ufaktı. Hanım öldü kara kara düşünürdüm ne yapacağım diye. Evlatlarım yalnız bırakmadı çok şükür.

 

S.D.B: Hanımla ne zaman evlendiniz, kaç yaşındaydın?

Salih Sipahi: 29 yaşındaydım, hanım da 23 yaşındaydı. Evlenmeden önce hanımla diyalog kurduk, anlaşmalı evlendik.

 

S.D.B: Tekrar çalışma hayatına dönecek olursak manavlık dışında başka işler de yaptın mı?

Salih Sipahi: Esnaflıkta çeşitli şeyler sattım. Zeytinyağı sattım, deri de eski bakır da aldım sattım. Hep seyyardım. Aşure de sattım. Her işe girdim. Ben çok girgindim. Yalnız mektebe gitmedim ama kafam çok çalışırdı, hesabım, dimağım kuvvetliydi, kafadan hesap yapardım.

 

S.D.B: Askerliği nerede ve ne kadar yaptın?

Salih Sipahi: Çankırı´da 3 sene askerlik yaptım.

 

S.D.B: Atatürk´ü gördün mü peki?

Salih Sipahi: Dedebaşı´na yumurta satmaya gittim. Tahminen 33 seneleri, baktım rahmetli Atatürk açık araba ile geçiyor. İyi izlemek için yolun kenarına geçtim. Çokta farkında değildim. 15-16 yaşında çocuktum. Bir daha da görmedim.

 

S.D.B: Kubilay olayına gelecek olursak neler hatırlıyorsun o döneme dair?

Salih Sipahi: Menemen´e yeni gelmiştik biz Kayseri´den. Güneş doğmadan daha Menemen´e mehdiler geldi diye bir yaygara vardı. Onlar 5 kişiydi, bir av tüfeği ve köpekleri vardı. Biri genç, diğerleri 50´li yaşlarındaydı. Asmışlar yeşil bayrağı, diyorlar ki bu bayrağın altından geçen geçer, bize kurşun işlemez. Neyse çok uzatmayalım, çok daha fazla orada kalmadım gidip gevreklerimi satayım dedim. Yalnız bu Kubilay olayında Menemen çok büyük leke aldı ama Menemen´in günahı yok. Muğlalı Mustafa Paşa yönetiminde mahkeme kuruldu. 29 kişiyi astılar. Bu konuda Menemen çok fena yaralandı. Ben de askerde, Menemen´den gittiğim için büyük sıkıntı yaşadım. Öyle bir şey yaşadık ki, çok kötü, Allah bir daha göstermesin.

 

S.D.B: Kaç yaşına kadar seyyarlık yaptın?

Salih Sipahi: 1948´de manavlığı bıraktım basma işine başladım. Yine eşekle dolaşarak bu sefer basma sattım. Bu arada 1954´de babamı kaybettim. 3 sene basma sattım köylerde. Peşin Aysel kızım rızkıyla dünyaya geldi. Sonra Sebahattin dünyaya gelince ufak bir ev aldım. Yüksel dünyaya gelince de bir bağ aldım. Hepsi rızkıyla geldi. Sebahattin ve Yüksel oğlum askerden gelince ehliyet aldılar. Eşekleri sattım at arabası aldım. Derken Anadol aldık. Ondan sonra biraz daha yeşerdik ve bulduk petrolü(ifadesi ile muzip yönü ortaya çıktı) aldık bir damperli kamyon Yüksel´e. Sebahattin benimle çalışıyordu. Benim yaşım emeklilik için doldu. Biz o zaman bedava emekli olduk. Rahmetli Demirel, Ecevit zamanında 5 sene ödedim.  Emekli oldum ve Sebahattin´e devrettim işi. Velhasıl bu yıllara kadar geldik.

 

S.D.B: Peki ilk geldiğinizde hangi mahalledeydi eviniz?

Salih Sipahi: Mermerli Mahallesinde, sonra Ahıhıdır´a geçtik(İpek Pastanesi sokağı) Mahallenin en fukarasıydım orta zengin oldum.

 

S.D.B: Ama anlattığına göre küçük yaştan başlayarak çok çalışarak bugünlere gelmişsin.

Salih Sipahi: Yağmur çamur dinlemeden çok çalıştım. Çok zorluklar gördüm. Ama dünyada her şey geçicidir. Önemli olan İNSAN olmak. Dedikodu hiç bilmedim. Dürüstlükten hiç ayrılmadım. Bundan gayri tek isteğim sağlık.Çocuklarıma, torunlarıma da tek tavsiyem insan olmaları, dürüstlükten ayrılmamaları. Bir de mazilerini unutmamaları. En büyük zenginlik İTİBAR ve DOĞRULUK. Tatlı dilli olun derim bir de.

 

M.B: Şimdi ne yapmak istiyorsun?

Salih Sipahi: Kızım; dünya tatlı, bunun sonu ölüm de önemli olan kul hakkına girmeden ömrü noktalamak.

 

M.B: Şimdi biri gelse istediğin yaşına geri göndereceğim dese kaç yaşına gitmek istersin?

Salih Sipahi: Geri mi? Yeter gari. Çok teşekkür ederim size, muhabbetinizle ömrüm uzadı, gitmem daha.

BİZDE KALANLAR

Nasıl da masum gülümsüyor, işaret parmağını kaldırıp kaldırıp DİNLE! diyor. İlahi Salih Amca sen çok yaşa emi? Yüz yaşına girmesine aylar kala ziyaretine geldiğimiz evinde kızı ve gelini ile karşılandık, çok güzel bir sohbet oldu. Özellikle eski dostlarını hatırladıkça, onlardan konuştukça ışıldayan gözlerle, sevinçle gülerek o günlere döndü adeta. İnsan yaşlandıkça çocuklaşır derler ya sanırım o mahzunlaşır, sadeleşir, salt sevgiye ?dönüşür´ün kısa ifadesi, en azından bu gün bize Salih Amcadan yansıyan bu. Yaşanmışlıkların damıtılmış haliyle bu günün kıymetini bildiği ve her anını hissettiğini fark ediyoruz, ne geçmiş ne gelecek ne varsa şimdi de var diyor o da. Uzun hayatından kısa hikayelerle geçmişe yolculuk yaptık bu gün de. Temmuz ayında doğum gününde buluşmak dileği ve tekrar görüşmek umuduyla ayrıldığımız evlerinde babasıyla doyasıya bir hayat geçirme şansına sahip bir kız evlatla bıraktık onu.

FOTO Altları:

 

Siyah Beyaz:   1975 yılı Salih-Emine Sipahi çifti

 Foto 3:  Giritli Pala Bıyık Hüseyin´in Melek Balseven´in dedesi olduğunu öğrenince Salih Amca çok mutlu oldu.