Mekanlar ve İnsanlar (S. Derya BOSUT & Melek BALSEVEN)

Mekanlar ve İnsanlar köşemize bu hafta, Özçağdaş Conta´dan Cemil-Ramazan Usumu kardeşleri konuk ettik.

S.D.B: Öncelikle Cemil bey sizi tanıyabilir miyiz?

Cemil Usumu: 22.9.1955 tarihinde Menemen´de dünyaya geldim. İlkokul ve ortaokulu Menemen´de, meslek lisesini ise Almanya´da okudum.

 

S.D.B: Almanya´ya gidiş hangi yıl oldu?

Cemil Usumu: 1971 yılıydı. Aileden dolayı gittik. İlk önce babam 1963´de Almanya´ya gitti. Annem 1970´de gitti. Annem de gidince rahmetli babaannemle kaldık. Ben de 1971´in sonunda gittim. Hem okul bitsin hem de annem oraya alışsın diye bekledik o bir seneyi. Aslında babamdan önce eniştem gitti, babam da halamı alıp Almanya´ya gitti. Önce inşaatlarda çalıştı sonra Stuttgart´ta devlet hastanesine girdi. Oradan emekli olup ülkeye döndü. Bundan iki sene önce de rahmetli oldu.

 

S.D.B:  Peki siz kaç yaşındaydınız Almanya´ya gittiğinizde?

Cemil Usumu: 16 yaşımdaydım. Ailem orada, bir şeyler yaparız düşüncesiyle Almanya´ya gittim. Ortaokul terktim. İlk gittiğimizde uyum süreciyle geçti. Farklı bir ülke ve sistem bize göre çok farklı o anlamda alışıncaya kadar bir zaman geçti. Her şey bir program dahilinde gidiyor. Önce bir sene bir süpermarkette yardımcı işçi olarak çalıştık. Daha sonra çalıştığım yere okumak istiyorum dedim. Orası da bana yabancıların okuması söz konusu değil dedi. O sefer ben de çıkışımı istiyorum, başka bir yerde çalışacağım dedim. Çıkışımı aldım ve başka bir firmaya gittim ve onlar da aynı şekilde yabancının orada eğitim almadığını deyince orayı da bıraktım. En son çalıştığım firmaya başladım. Orada dil ve mesleği de kapsayan bir eğitim aldım. Bana bir firma buldular. 18´e girdiğimde orada işe başladım.  Başarılı da oldum. Gündüz okuyor 3 ay ders alıyordum, 9 ay da çalışıyordum. Meslek lisesine başlayınca haftanın 1 günü okula gidiyor, diğer 3 gün de çalıştığım yerde pratik yapıyordum. O şekilde 3 yıl sürdü. Normalde 3.5 yıldı ama ben başarılı olduğum için 6 ay ekstra maaş almış oldum. Diplomamızı aldık. Bölümüm kalorifer montajdı. Okul bitince de orada işime devam ettim. O dönem çalıştığım firma 31 şubesi bulunan 1500 kişilik bir firmaydı. Güzel bir para ile işe başladık. Başkaları 1200 mark alırken biz 1800 mark alıyorduk. Kalifiye eleman olduk. Usta başı olma yükselme imkanım da olsa, bizim amacımız Türkiye´ye dönmek ve işimizin başına geçmekti. İlk başta 1978 senesinde biz Almanya´da iken dönünce işimiz hazır olsun düşüncesiyle Çağdaş Konfeksiyonu kurduk. Burada işin başında eniştemiz Eşref Taşkıntuna vardı. 1985 yılında bazı olaylardan dolayı ayrılmak mecburiyetinde kaldık. O zaman kardeşim Ramazan geldi ve işin başına geçti. O süreçte kardeşim Almanya ve Türkiye arasında gidip geliyordu. 1987´de Almanya´dan kesin dönüş yaptım, bu sefer işin başına geçtik ve zor şartlara rağmen başardık. Bizim gibi Almanya´dan gelip hatta yabancısı olduğu bir işte başarılı olmak zor bir süreçti.

 

M.B: Almanya´da yabancı, Türkiye´de Almancı muhabbeti vardır. Gerçekten benim de gözlemlediğim gibi o kültür çatışmasını yaşıyorlar. İki yerin de sistemi farklı. Siz bu geçiş sürecini nasıl atlattınız, sizi başarıya götüren bakış açınız ne oldu? Gerçekten kolay bir şey değil çünkü.

Cemil Usumu: Almanya´da otokontrol sistemi dediğimiz bir şey var. Sana verilen bir iş var. O işi yapmakla mükellefsin. O işi yapmadın mı bir üstün o işi neden yapmadın diye sana soruyor. O da üstüne karşı sorumlu. Bu iş patrona kadar gidiyor ve yalan söyleme gibi bir lüksün de yok. İş ve görev tanımları belirli. Herkes ne yapacağını biliyor. Hiçbir bahane bulamazsın. Öyle bir sistem kurmuş ki Alman, hakikaten insanın hoşuna gidiyor. Ben Türkiye´ye geldiğim zaman bu sistemi kurmaya çalıştım ama en sonunda başaramadım. Almanya´da varsayalım, öyle bir ihtimal çok zayıf ya uyudun kaldın ya da trafikte sorun yaşadın onun için telefon açıp izin almak gerekiyor. Ayrıca diyelim yarım saat geç kaldın işe, adam der ki ya akşam mesaiden yarım saat geç çık ya da maaşından keseceğiz. 5 dakika bile olsa bu böyle. Biz o sisteme göre alıştık, buraya geldik ve işimizin başına geçtik. Tabii çok mücadele verdik konfeksiyonda, benden önce kardeşim Ramazan da bu konuda büyük zorluklar çekti. Biz de aynı şekilde. Ama sonuçta işimizde başarılı olduk. İyi bir isim yaptık Çağdaş Konfeksiyon olarak Menemen´de. Sattığımız ürünler kaliteliydi, yalan dolan yoktu. Müşteriyi hep korumaya çalıştık. Sadık bir müşteri kitlemiz oluşmuştu. Bugün hala daha, açın konfeksiyon da sizden mal alalım, sizin gibi esnaf bulunmuyor diyen çok.

 

M.B: Peki konfeksiyon fikri nereden doğdu?

Cemil Usumu: Biraz önce dedim ya eniştelerden dolayı konfeksiyona yöneldik. Yoksa konfeksiyon işi aklımızın ucundan geçen bir iş değildi. Fırsatları değerlendirdik.

 

S.D.B: Ne kadar sürdü konfeksiyon işi?

Cemil Usumu: 2002´de bıraktık bu işi, Çağdaş Ayakkabı adı altında ayakkabıya çevirdik. O dönem Güzin Kundura´nın kapanması, giyim sektörünün ayağa düşmesiyle biz bu işi kapattık. O arada da 91 yılının sonunda Güneş Conta´dan gelen teklifi değerlendirerek Özçağdaş Contayı kurduk. Hem konfeksiyon işini hem de conta işini bir arada götürdük.

 

S.D.B: Bu konuda da hiçbir bilginiz yoktu sanırım?

Cemil Usumu: Evet. İnsanı her sektör ustalaştırıyor, bir yandan da seni mecbur ediyor. Güneş Conta iç pazara çalışıyordu. Dış pazarı biz açtık. 95-96 yıllarında Rusya ile bavul ticaretinin hızlı olduğu dönemde Laleli piyasasında 1-2 firmayla bu işe başladık. Zaman içinde herkes mal istemeye başladı. Büyük işler yaptık. O dönem 24 saat çalışıyorduk, hatta bir ara 50-60 tane personel vardı. Önce Koyundere´deydik. Sonra 98 yılında burayı aldık, binamızı yaptık ve kendi yerimizi kurduk. Bugünlere geldik. Arada krizler de olsa her şeye rağmen Rus bizi kalitemiz nedeniyle her zaman tercih etmekte. Mesela zaman zaman teklifler oldu abi silindir contasını kartondan yapın diye. Katiyen o yollara girmedik. TSE belgemizi aldık. Bir anımızı da paylaşacak olursak, Azerbaycan´dan bir arkadaş geliyor, bizim ambalaj kartonları ile bizi Menemen´de buluyor. Demek bizim malımız Rusya´dan dolayı Azerbaycan´a gidiyor. Oradan da gelip bizi buluyorlar diye kendimizle gurur duymuştuk. Hala da bizle çalışıyorlar.

 

M.B: Tüm bunlar olurken iki kardeş hep bir arada çalışmışsınız, birlikte hareket etmişsiniz. Ekip çalışmalarında uyumu sağlayan noktalar vardır. Sizin aranızda uyumu yakalayan faktör ne? Nasıl bir işbölümü var ki aranızda, iki kardeş yıllardır başarılı çalışmalara imza atıyorsunuz?

Cemil Usumu: Hiçbir zaman işten kazandıklarımızı cebe atalım, kazandıklarımızı yiyelim diye bir şey düşünmedik. Hep maaşlı çalıştık. Hala daha da maaşlı çalışıyoruz. Kardeşim hesaplara, finansal kısma bakıyor. Ben hiçbir zaman bunu niye böyle yaptın diye sormam. Teknik konular, makine bölümü olsun, pazarlama ve diyaloglara ben bakıyorum. Bizdeki sistem şöyle, makine bölümünde bir şey olduğu zaman kardeşim ona cevap vermez. Çünkü o konu alanı değil. Conta ile ilgili durum olduğu zaman da ona kardeşim cevap verir. (Alman disiplini işte bu) Bazen sözüm ona kurnaz müşteriler Ramazan abi böyle söyledi. Derim ki bu konuda Ramazan abin bir şey söyleyemez, ama contada bir şey sorarsan ben de söyleyemem.

 

M.B: Almanya´ya gidip gelenler içerisinden hüsrana uğrayan çok insanlara da tanıklık ettik.

Ramazan Usumu: O da neden derseniz, orada insanlar çok dürüst. Buradakiler de çok çakal. İhtiyacım var diye sana gelenlere inanıyorsun paranı veriyorsun. Almak ne mümkün. Büyük bir emekle kazandığın belli bir para var zaten. Biz de bunları çok yaşadık.

Cemil Usumu: Mesela herkes bizde çok para var zannediyor. Hala daha sizde Almanların parası bitmez diyorlar. Ama ben Almanya´dan geldiğimde cebimde 15 bin mark param vardı. Bunun yanı sıra yalnız 91 yılında bu iş için öz sermayemizi kullandık. 3-5 ay sonra nakit sıkışıklığı yaşadık. Alacağımız var ama zamanı var almak için. İşletmenin giderleri var.  Ne yapalım dedik? Mesela Almanya´dan patronumdan para istedim. Hiç sorgu sual sormadan para gönderdi. Sözümüz senet yerine geçti. 3-5 ay sonra ödedik parasını. Yani bu da bizim için çok büyük bir sermaye. Cepteki paradan daha önemli bir sermaye bu. Zamanında o güveni sağlamışız, baba-oğul gibiydik. Para konusunda Almanlar çok gaddardır ama yine de önemli olan diyaloglar. Biz sermayemizi öyle yaptık kısaca.

Ramazan Usumu: Bizim zenginliğimiz o yani. Hammadde anlamında yurtdışından getirdiğimiz mallara ödeme zamanı hiçbir zaman konuşulmaz. Ödeme zamanını biz belirleriz. Ama onlar da bilirler ki ödeme çok sarkmaz. Normalde peşin para çalışırlar.

 

S.D.B: Gelelim Ramazan bey kısaca sizi de tanıyabilir miyiz?

Ramazan Usumu: 1960 Menemen doğumluyum. Babam Arnavut, annem Aliağa´nın yörüklerinden Çıtak köyünden. Abimle aramızda 5 yaş var. 3 kız 2 erkek olmak üzere 5 kardeşiz ben ortancalarıyım. İlkokulu Menemen´de okudum. 5´i bitirdikten sonra 8´inci ayın 7´sinde, 1971 yılında, Almanya´ya gittim. Biz Almanya´ya giden ikinci kuşaktık. Abim benden 3-4 ay sonra geldi. 1972´de Almanya´da okula başladım. Önce Almancayı öğrenmek için bir yıl eğitim aldım. Sonra da 6´dan 9. sınıfa kadar okudum. Meslek lisesine gitmedim. Daha doğrusu istediğim mesleği bulamadım. Ben kameraman olmak istiyordum o zamanlar veya televizyon tamirciliği de olabilir. O alanların eğitimi için liseden sonra fakülte vardı. O bizim için zordu. Olmadı. Ama ben de orada ticarete atıldım. 77-83 yılları arası fotoğrafçılık yaptım. Gazinolarda sahne alan zamanın meşhur birçok sanatçısının fotoğrafını çektim. Ayrıca 76-83 yılları arası milli folklorcu olarak Silifke, Antep yörelerini oynadım, yarışmalara katıldık. Değişik alanda birçok işe girdim. Sene 84´ün sonunda 24 yaşında Türkiye´ye geldim. Çağdaş Konfeksiyona ben de ortak oldum. Babam, abim ve ben oraya devam ettik. Babam 1993´de geldi, emekli olmuştu. Annem de 87´de emekli oldu.

 

S.D.B: Başka işler de yaptınız sanırım?

Ramazan Usumu: 88´de, şu anki Ümit Bebenin olduğu yerde çok güzel bir bilardo salonu açtık. 89´da Menemen´de hamburger salonu açtık. Bunları Menemen´de ilk yapan biziz. Menemen´e ilk uyduyu getiren benim. Menemen uydulu televizyonu ilk bilardo salonumuzda izledi. 91-92´de contayı kurma aşamasında hakikaten büyük zorluklar çektik. Bunları da başardık. Rusya´dan dolayı 95-96-97 bizim en hızlı çıkış dönemimizdi. Türkiye´de de marka olmaya başladık. Ülke genelindeki 3 bin-4 bin contacı arasında kısa zamanda ilk 10´a girdik. Mantar üzerine çalışan tek firmaydık. Damga makinesini Türkiye´de ilk biz yaptık. Tüm malzemelerimiz geri dönüşüme çok uygun. Onun için de maliyetimiz çok düşüyor. Zayiatımız sıfır. Hammaddeyi yurtdışından birinci elden alırız. Makine, üretim anlamında yenilikleri takip edebilmek için uluslararası bütün fuarları takip ederim. 

Cemil Usumu: Maliyet artışları nedeniyle işletmecinin alım gücü düştüğü için özelikle son 3 senedir biz de kendi tedbirlerimizi aldık. Küçüldük. Yine de rutin olarak çalışıyoruz. Türkiye´de personel sizi yoran en büyük sorun, sistem, artı Türkiye´nin istikrarsızlığı bunu takip ediyor. Bizim avantajımız kiralarımızın olmaması ve işlerimizi çok yaymamız diyebiliriz.

 

 

M.B: Peki Çin mallarının size etkisi oldu mu?

Ramazan Usumu: Büyük oldu. Çin´e Hindistan da dahil. Müşteri Çin ve Hindistan´ın rakamını bize gösterdi. Biz de izah etmeye çalıştık. Tabii ki pazar daraldı. Ama şimdi yavaş yavaş kalite arayanlar dönüyor. Bizim avantajımız kirada değiliz. Bu arada Almanya´da geçen yıl oğluma Pizza Restoranı açtık. Orada da bir ayağımız var. Devamlı gidiyoruz. Karşıyaka´da Estetik Merkezimiz, Bayındır´da fidanlığımız bulunmakta. Yumurtaları tek bir sepette toplamıyoruz.

 

M.B: Almanya´da niye kalmadınız?

Ramazan Usumu: Biz vatan diye döndük. Hakikaten Menemen´i çok seviyoruz. Almanya´yı da çok seviyoruz, orada da arkadaşlarımız var. Ama ekmeğimiz buradaymış.

Cemil Usumu: Çocuk yaşta oraya gittiğimiz için buluğ çağında oraya alıştık ve sevdik. Ama vatan hasreti ve memleket hasreti burnumuzun direğini çok sızlattı. Yazları izne geleceğim ya son bir ay zaman geçmiyordu. Buraya geliyorsun 3 hafta geçiyor son hafta canımız sıkılıyor, çalışmaya alışmışız, izin bitse de Almanya´ya gidelim işimize bakalım diyorduk.  Bu yıllarca böyle geçti. Bir yerde kazandığımız parayı vatanımızda değerlendirelim dedik. Allaha çok şükür geldik. Bugünkü şartlarda bizim yerimizde olan Almancı arkadaşlar bizim gibi yükselemediler.

 

S.D.B: Son olarak sosyal anlamda dernek çalışmaları da yapıyorsunuz. Dernekle tanışmanız nasıl oldu?

Cemil Usumu: Ahmet Egeli, Coşkun hoca ile birlikte beni çalışmalara davet etmek için gelmişti. Ben de koroya katıldım. Derken bu işleri daha iyi nasıl yaparız, finansal anlamda nasıl destekleriz diye kafa yormaya başladım. Onlar esnafa gidiyordu biz sanayiciye gittik. Böylece dernek rahatladı. Gel zaman git zaman yöneticilik yapmaya başladık. Başarılı bir yemek organizasyonu yaptık. Balkan gezisi, konserler ve folklor yarışmalarımızın da takvimi belli. Minik efemiz Kazım´ın yanı sıra dernek bünyesine 3 tane daha ilave çocuğumuz katıldı. Ailelerden büyük ilgi var. Bu sene büyük bir ihtimalle ramazan girmeden 13 Mayıs´ta Haykıran´da Köy Şenliğimizi yapacağız.

 

BİZDE KALANLAR

Almanya´da Yabancı; Türkiye´de Almancı? Bu tanımlama yetmişli yıllarda ekmeğinin peşinde Almanya´ya göç etmiş ardından uzun süre orada kalmış Türk işçiler ve aileleri için kullanılmış pek de haksız olmayan bir genel durumu anlatır. İstisnai bir ikinci kuşak Almancı ve sonrasında Türkiye´ye kesin dönüş yapmış Usumu ailesinin konuğu olduk bu hafta. Ramazan ve Cemil USUMU kardeşlerle yaptığımız keyifli ve bir o kadar ders alınası bir sohbet oldu. Onlar çocuk yaşlarda ailelerinin peşinden gittikleri o yabancı diyardan ciddi deneyim ve gözlemlerle dönmüş, Menemen ticaret hayatına yirmi yılı aşkın bir sürede oldukça önemli katkılar sağlamışlar. Üstelik Almanya´da sağlam bağlar ve dostluklar kurup, Türkiye´de de yerli yatırımcılar olmayı başararak. Girişimci ruhları, ticari becerileri ve Alman iş disiplinini harmanlamış kendi iş modellerini oluşturmuşlar. Bu haftaki röportajdan herkesin alacağı dersler var diye düşünüyorum. Usumu kardeşlere işlerinde ve sosyal çalışmalarında ve istihdam yaratan faaliyetlerinde ulusal ve uluslararası ticari hayatlarında başarılar diliyoruz.