Mekanlar ve İnsanlar (Melek Balseven-S.Derya Bosut)

Mekanlar ve İnsanlar köşemize bu hafta Aksoy İnşaat´tan Serdar Aksoy´u konuk ediyoruz.

S.D.B: Öncelikle kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

 

Serdar Aksoy: 16 Nisan 1974 Menemen doğumluyum. Eğitim hayatım Menemen´de Şehit Kemal İlkokulunda başladı. Liseyi de Menemen´de okudum. Daha sonra babamın milletvekili seçilmesinden dolayı Ankara´ya geçtik. Selçuk Üniversitesi´nde Kamu Yönetimi okudum. Daha sonra Hacettepe Üniversitesi´nde Yüksek Lisansa devam ettim. Sermeye Piyasaları üzerine yüksek lisans yaptım. O bittikten sonra evlendim. Eşimle üniversite yıllarından tanışıyorduk zaten. Bir süre Ankara´da oturduk. 2 oğlum, 1 kızım olmak üzere 3 tane çocuğum var. Üçü de okuyor. Biz de mücadeleye devam ediyoruz.

 

S.D.B: İş hayatına başlangıcınız nasıl oldu?

 

Serdar Aksoy: Belli bir süre Ankara´da, aşağı yukarı 2 yıllık bir süreçti bu, sermaye piyasaları üzerine devam ettikten sonra, babamızın işi olan müteahhitlik işine tekrar rücu ettik. Ankara´da İncek, Çankaya´da inşaat yaptık. Sonra tekrar Menemen´e dönüş yaptık.

 

M.B: Göçmenlik var mı peki?

 

Serdar Aksoy: Var. Anne tarafı Selanik göçmeni. Baba tarafı Yörük. Hatta annemin annesi Girit göçmeni, annemin babası Selanik göçmeni.

 

M.B: İnşaat sektörü son yıllarda ekonomide başat olan sektör. 200 farklı işkolunun sektör içinde yer aldığı da söyleniyor. Yalnız ev, bina dikilmiyor bununla ilgili çok ciddi bir istihdam da yaratılıyor. Böyle bir sektör içindesiniz. İşinizde sizi güçlü kıldığına inandığınız size özel ne söyleyebilirsiniz?

 

Serdar Aksoy: Bir defa inşaat sektörü ekonominin lokomotifi. İnşaat sektörü durursa Türkiye´de ekonomi durur. Artık tamamen inşaat sektörü üzerine gidiyor ülkemizde ekonomi. Dikkat ederseniz hep Orta Asya´da, Rusya´da ihale alan hep Türk firmaları. Demek ki Türkiye´deki inşaat sektörü diğer ülkelerin bir tık önünde. 1999 depremi sonrası inşaat sektörü hızlı bir atılım içerisine girdi. Kalite hızlı bir şekilde yükseldi. Yasal düzenlemeler geldi. Deprem bir milattı. Ondan sonra inşaat sektörü farklı bir noktaya geldi. Krizden bir fırsat doğdu. Ustalara belgelendirme sistemi geldi. Dışarıdan bakıldığında işte müteahhit kolay iş deniyor, aslında her anlamda çok ciddi risk alıyorsunuz. Maliye´ye karşı, SGK´ya karşı, Belediye´ye karşı ve Bakanlığa karşı sorumlusunuz. İş güvenliği firması ile anlaşmak zorundasınız. Yapı denetim firması ile anlaşmak ve önlemlerinizi almak zorundasınız. Çok ciddi bir koordinasyon işi. Hele de büyümek hedefindeyseniz. Bir sürü bürokratik sıkıntı ile de karşılaşıyorsunuz. Sizin sorunuza dönecek olursak bir müteahhitlik firması için en önemli unsur GÜVEN´dir. Müşterileriniz size referans oluyorsa, iş yaptığınız çevrede güvenilir olarak nitelendiriliyorsanız bu önemli unsurdur.

 

M.B: Birden zengin olmak isteyen insanlar için sizin sektör cazibe merkezi. Sizin böyle de bir riskiniz var. Maliyetle ilgili spekülasyonlar, bu konuda çok da fazla şehir efsanesi dönüyor. Bazılar gerçek, bazıları abartı. Bütün bu risklerin içinde ayakta kalıp o güveni sağlamayı nasıl başarıyorsunuz?

 

Serdar Aksoy: O biraz sizin ürettiğiniz şeyle ve ürettiğiniz şeyin arkasında durmanızla alakalı bir şey. Ürettiğiniz şeyin arkasında durursanız, sattığınız kişilere geri dönüşlerini yaparsanız. O güven bir şekilde sağlanıyor. Tabii ki bunun için de zamana ihtiyaç var. Menemen İzmir´in kuzeyinin ticaret merkezidir aslında. Ticarette önemli olan da güvendir. Menemen´de pek çok firma bunun üzerine kendisini bina etti. Aksoy İnşaat Aktek

İnşaat´ın devamıdır. Belli bir geleneğin üzerine oturuyor yine. Aktek İnşaat 1981 yılında babam Veli Aksoy ve Hasan Tekin tarafından kuruldu. Menemen´de o zaman toplasanız 3 tane 4 tane müteahhit var ya da yok. İşini ciddiye alan ve etik değerlere bağlı olarak yapıp istikrarlı bir şekilde sürdürenler aslında ayakta kalabiliyor diyebiliriz.

 

S.D.B: Kaç kişiye ekmek verebiliyorsunuz?

 

Serdar Aksoy: Şu an benim 37 tane sigortalı çalışanım var. Dönemsel olarak değişebiliyor. Menemen´de 20 daireli bir inşaatımız var. Bir de Eski Foça´da taş villa yapıyoruz. Orada 12 tripleks taş villa olacak.

 

S.D.B: Sosyo-ekonomik duruma göre ev tercihi değişiyor sanırım.

 

Serdar Aksoy: İzmir´de site kavramı 8-9 yıldır var. Bundan önce yoktu. Kayseri, Konya, Ankara, Antep, İstanbul teknolojik ve kalite anlamında İzmir´in üstündeydi. Oralarda 30 yıl önce site kavramı başladı. Şimdi İzmir site kavramına geçiyor saymış olduğum iller müstakil evlere geçiyor. Dar gelirli gruplar siteye yöneldi TOKİ vasıtasıyla. Orta ve üst gelir grupları müstakile dönmeye başladı. Şu bir gerçek aslında yatay büyüdüğünde kentlileşmek daha fazla kendini gösterir. Avrupa´da da böyledir. İzmir´de yavaş yavaş müstakile gidecek.

 

M.B: İşinizde değişimi nasıl takip ediyorsunuz. Kendinizi neyle besliyorsunuz?

 

Serdar Aksoy: Ben değişimi medyadan ve fuarlardan takip ediyorum. İkisini takip ettiğiniz vakit yeni çıkan ürünler, neye talep artıyor onu da gösteriyor. Bir firma bir şey ürettiği vakit diğer firmalar da üretime başladıysa demekki ona yönelik bir talep var demektir. O kadar dinamik bir toplumda yaşıyoruz ki talepler her zaman değişebiliyor. Eskiden şöyle bir talep vardı: 150-200 m2 bir evim olsun. Şimdi bu küçüldü. 2+1,1+1, mesela 3+1´e talep azaldı. Çünkü toplumun yaşam tarzı değişiyor. Yaş itibariyle bizler hatırlarız misafir odası yasak bölgeydi. Şimdi o olay bitti. Şehirler küçüktü, insanlar birbirine eskiden daha çok tanıyordu, birbirine misafirliğe daha çok gidilirdi. Şimdi kaçımıza kaç kişi geliyor. Büyük eve ne gerek var. Evler yaşam alanıydı, şimdi sığınma alanı oldu. Dışarıya kapandı. Yaşam tarzına göre talepler değişiyor. Şu da var ki müşterilerimden gözlemlediğim kadarıyla, insanlar kendi yaşam tarzına uygun insanlarla yaşamak istiyor. Ev alacaksa orada kimler oturuyor bilmek istiyor. Menemen´e gelecek olursak merkezde oturan kişi mesela Uğur Mumcu´dan almak istemiyor. Böyle bir geçiş çok az.

 

M.B: Kısaca yaptığınız işin sosyolojik, ekonomik, etik ve teknolojik olmak üzere 4 boyutu var. Bu 4 boyutu iyi yöneten kalıcı olur diyebilir miyiz?

 

Serdar Aksoy: Aslında öyle.  İzmir´de site mantığından kurtulma nasıl oluyor.

Üst üste binalarda otursa da yine de yeşil bir alan istiyor. Hem klasik Ege mimarisi istiyor aynı zamanda o moderniteyi de yaşamak istiyor. Foça´daki projemiz de tam da ona onay verecek bir proje. Menemen´de de yaptığımız inşaatta maliyete bakmadan taş kaplama yapıyoruz. Geçmişle bağı koparmamak adına şehrin hafızasını yaşatmak önemli bizce.

 

S.D.B: Son olarak hedefiniz nedir desek?

 

Serdar Aksoy: Foça bizim ufkumuzu açtı aslında. Şu an 6 tane villa bitti, 6 tanesi de bitme aşamasında. İki ay sonra bitmiş oluyor. Peyzaj çalışmalarını da yaptık. Önümüzdeki süreçte yaptığımız çalışmalarda konsept çalışmak istiyorum. Sürüden ayrılarak çalışmaların farklılaştırmak istiyorum. Şu anda da çizimine başladık. Menemen´de bir projemiz var. Eğer anlaşırsak orada da konsept bir çalışma yaratmak istiyoruz. Bina şeklinde değil, daha çok Menemen çeperinde, hem de Menemen´e yakın peyzaj çalışmalı olacak.

 

BİZDE KALANLAR

Bu haftaki mekanımız Serdar Aksoy´a ait müteahhitlik ofisi. Kamu Yönetimi konusunda lisans ve Sermaye Piyasaları konusunda yüksek lisans yapmış olan Serdar Bey baba mesleğini sürdürme kararı almış. Temelleri seksenli yılların başından atılmış olan aile işini yıllardır başarı ile sürdürüyor. Kendisine bağlı 200´den fazla alt sektörün ürettiği mal ve hizmetlere talep yaratan ?ekonominin lokomotifi? bir sektör olan inşaat sektörünün içerisinde. İşinin zorluklarının ve sorumluluklarının bilincinde olduğunu ifade eden Serdar Bey bu konuda sürekli kendilerini yenileme ve fark yaratma çabası içerisinde olduğunu belirtiyor. ?İnsanların yaşam tarzları ve beklentileri değişiyor, bizlerin de bu değişimi yakalamamız kaçınılmaz. Ev yaşantısında, sosyal hayatta ve teknolojide olan her değişim işimizi etkiliyor, konsept projelerle, insanların tercih ve beklentilerine cevap verebilen güvenli, konforu yakalayabilmek ve bunu kentsel dokuyu bozmadan yapabilmek için emek veriyoruz? diyerek kendilerini ifade ediyor. Konforlu bir nostalji yaşayabileceğimiz, kimlik sahibi, güvenli yaşam alanlarının oluşması için samimi gayret gösteren Serdar Bey´e çıktığı ve başarı ile yürüdüğü bu yolda hedeflerine ulaşması için iyi dileklerimizi sunarak mekândan ayrılıyoruz.

 

Foto: Serdar Aksoy´u kızı Melis Aksoy´la da görüntüledik.

 

Foto: 5 yaşında olmasına rağmen büyük başarı ile fotoğrafımızı çeken Melis Aksoy sayesinde röportajımızı görüntüledik.