Mekanlar ve İnsanlar (Melek BALSEVEN & S.Derya BOSUT)

Mekanlar ve İnsanlar köşemizi bu hafta Koyundere-Ulus Mahallesi´nde bulunan Topsan Toprak San. Tic. A.Ş.´den Argun Yüksel´e ayırdık.

S.D.B: Argun bey kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

Argun Yüksel: 22 Mayıs1962 Menemen doğumluyum. İlk ve ortaokulu Menemen´de okudum. Motor Meslek Lisesi mezunuyum. Yükseköğretim için Ankara Öğretmen Okulu´nu kazandığım halde 80 dönemi karışıklıkları olması yanı sıra işimle de alakalı olarak üniversiteye gitmedim. Hedeflerimiz vardı.

 

S.D.B: Peki yükseköğretime devam etmediğiniz için pişman mısınız?

Argun Yüksel: Yok hiç pişman değilim.

 

S.D.B: Bu mesleği öğrenmeye rahmetli babanızın yanında başladınız sanırım?

Argun Yüksel: Evet, babamız Remzi Yüksel´in eski işletmesinde yaklaşık 16 yaşımda başladım. Bu iş babamızla başladı bizde. Okul çıkışları yanı sıra ve yaz aylarında tamamen çalıştım. Çıraklık eğitimi gibi oldu. A´dan Z´ye bu işin bütün kademelerinden bulunduk.

 

S.D.B: Tezgaha oturduğunuzda kaç yaşındaydınız?

Argun Yüksel: 16 yaşlarında hemen tezgaha oturdum. Onu öğrenmemiz lazımdı. Çokta seviyordum ve hevesliydim.  O dönemlerde çok zorlu şartlarda bu iş yapıldığı için zaten heves olmasa yapılmazdı.  Şu andakiyle kıyas dahi edilemez. Daha sonra bu işi madem severek yapıyoruz diyerek bir takım hedefler koyduk kendimize. Belli seviyelere gelmek istedik. Öncelikle yurtiçinde tanınan ve aranan bir üretici olmaya çalıştık ve bunu başardık gerçekten. Bir dönemler bu piyasada TOPSAN olarak aşağı yukarı yüzde 70 Türkiye piyasasına mal veriyorduk.

 

S.D.B: Hangi yıllardı?

Argun Yüksel: 90´la 2000 yılları arasındaydı. Çünkü fabrikaya başlangıç tarihimiz 95 bizim.

 

M.B: Menemen´de bu işin oluşmasında sanırım hammadde olarak toprağının özelliğinden kaynaklı bir durum var.

Argun Yüksel: Bu yörenin toprağı çok önemli. Ama şöyle söyleyelim ki, bu işe başlanma sebebi eskiden Rumların bu çevrede olması. Bu mesleğin burada başlanmasında birinci sebep o dönemlerde burada yerleşmiş Rumlar. Rumlar bu sanatı yemek, su, turşu ve salça kapları yapımında kullanırken buradaki insanlar da bu işe merak salmış. Bizim atalarımız onların yanında öğrendikten sonra onlar da geri kalan nesillere öğretmişler.

 

S.D.B: Peki babanız kimden öğrenmiş?

Argun Yüksel: Babasından öğrenmiş. Babam buranın yerlisiydi. Dedem Antalya´dan buraya gelmiş. Bu meslekte ben üçüncü, oğlum da dördüncü kuşak oluyor. Oğlum üniversitede Dış Ticaret Bölümünü bitirdi ama beraber çalışıyoruz. Dış ticaret ve finansman işlerimize bakıyor. Türkiye´de belli bir seviyeye geldikten sonra bu meslekte dış piyasaya açılmak gibi bir hedefim vardı. 90´lı yıllarda küçük küçük partiler halinde dışarı mal satabildik. O dönemde kendi imkanlarımla Almanya´daki bahçecilik fuarlarına önce gözlemlemek için gittim. Sonra da 93 yılıydı Frankfurt´taki fuarda katılımcı oldum. Ardından da 95 yılında bu fabrikanın temelini attık. Onunla birlikte yurtdışı hacmimizi arttırmaya başladık. Bununla beraber iç piyasadaki varlığımızı daralttık. Çünkü hedef tamamen yurtdışına açılmaktı. Almanya ile uzun yıllar çok ciddi firmalarla çalıştık. Şimdi de İngiltere ağırlıklı olmak üzere bahçecilik sektöründe İngiltere´nin ilk 10 firmasına saksı, doğal taş ve ahşap ürünler veriyoruz. 10 yıl kadar oluyor toprak saksı işine doğal taşı da ilave ettik. Yaklaşık 5 yıldır da ahşap bölümünü kurduk bu fabrikada. Ahşap çiçeklikler yapıyoruz. 12 ay üretim için üretimimizi çeşitlendirdik. Üretimimizin yüzde 90´ının yurtdışına satıyoruz. Ağırlıklı İngiltere olmak üzere Almanya ve Hollanda oluyor. Bu sene ilk defa Suudi Arabistan´a mal satımı yaptık. Yurtiçinde de eskiden gelen artık müşteriden öte arkadaşlığa dönüşen Antalya, Bodrum, İzmir, Bursa ve İstanbul´dan müşterilerimize ürün satıyoruz. Menemen´in yoğurt kabı meşhur mesela. İlk gıda temaslı ürünü üretebilir yetki belgesi için yaklaşık 1,5 yıl uğraşarak Dokuz Eylül ve Ege Üniversiteleri ile Tarım ve Köy İşlerinde analizler yaptırarak toprak kaplarda gıda üretilebilir veya satılabilir diye Türkiye´de ilk belgeyi alan firmayız. Aynı zamanda marka tescilimiz de var o konuda. O ürünleri de iç piyasadaki firmalara satıyoruz.

 

M.B: Bu işin hammaddesi toprak sonuçta. O konuda neler söylemek istersiniz?

Argun Yüksel: Toprak bulmada sıkıntı çekilse de benim için hammaddeden ziyade birinci sırada insan faktörü geliyor. Yetişmiş insan bulmak maalesef çok zor. İşin içine girince sadece toprak saksı değil, ahşap üretimde de sıkıntı yaşıyoruz. Şu an marangoz ustası arıyoruz. Bu konuda sadece etrafa değil çuvaldızı kendimize de batırıyoruz. Buraları göremeyip, bize sonradan hizmet edecek yetişmiş elemanı nasıl yetiştirebiliriz konularını hep elimizin tersi ile geriye ittik, bugünü yaşadık. Aslında kendimizde de suç var. Bu konu ile ilgili geçmişte çok çaba içinde bulundum. Ne kadar dernek varsa yönetimin de yer aldım. Çok çalıştım. Bizler de dahil ikinci, üçüncü adımları atamadık bir türlü. Portekiz´den gelen alıcımız da kendi yaşadıklarını anlatarak geçmişte bizi uyarmıştı. Maalesef bu adımları atamadık. Herkes hazır lokma bekliyor. Menemen bu konuda bence sıfır. Bir tek ihracata devam eden biziz. İhracatı da şöyle görürüm. 12 ay boyunca ihracat yapman lazım. Menemen olarak hak ettiğimiz yerde asla değiliz. Çok alıcılar getirdim Menemen´e. Adamlar o kadar iyi ticareti biliyorlar ki burada kendilerine hizmet olamayacağını, o mantalitenin olmadığını anladılar. Hepsi şimdi Uzakdoğu´da. Zaman kaybına rağmen oradan çalışıyorlar. Maalesef Menemen´i bu seviyeye getiremedik. Çok fırsatlar kaçırıldı. Gelir miydi. Gerçekten iyi yerlere gelirdi. Artık zor gelir geriye.

 

M.B: Bu arada dedesinin adını ve mesleğini taşıyan Remzi Yüksel´e dönecek olursak. Senin bu mesleği seçmende en büyük faktör ne oldu?

Remzi Yüksel: Çocukluğumdan bu tarafa babamla birlikte gelip gidiyordum. Bu ortamda büyüdük diyebiliriz. Onun dışında ticaretin olması beni buraya çeken en büyük etkendi. Dışarıda çalışmayı hiç düşünmedim. Memnunum.

 

S.D.B: İhracatta sıkıntı yaşıyor musunuz şu aralar ülkenin içinde bulunduğu durum nedeniyle?

Argun Yüksel: Hiçbir sıkıntı yaşamıyoruz. Müessese olarak bizi çok seviyorlar. Bir bağ kurduk. Ülkede yaşanan her kötü olaydan sonra arıyorlar. Bu güzel ülkede deden böyle şeyler oluyor diye üzülüyorlar. Yabancılar ticarette güvene çok dikkat eder. Duygu ile hareket etmez. Kurumsal çalışırlar. İşinizde iyi ve kaliteli değilseniz, iyi paketlemeniz yoksa ve iyi servis veremiyorsanız sizle çalışmaz. Doğru hizmet verirsen hiçbir sıkıntı yaşamazsın. Sıfır zayiatla toprak saksı teslim ediyoruz İngiltere´ye. Buna herkes hayret ediyor. Ama gözlemleme çok önemli. Paletli paketleme yoktu Menemen´de. Her sene Almanya fuarına gittim. Bu da bize çok artı kattı. Tekniğini orada gördük, öğrendik ve sürekli kendimizi yeniledik. Şu an İran pazarına girmek var aklımızda.

 

M.B: Burada çalışan işçi sayınız kaç?

Argun Yüksel: Döneme göre değişiyor. Bizde yaklaşık 20 civarında sabit çalışanımız var.

 

BİZDE KALANLAR

Menemen Çanakkale asfaltı üzerinde kırsal alanda geniş bir işletme. Girişi itibarıyla çeşit çeşit toprak kaplar, ahşap bahçe aksesuarları ve birbirinden güzel doğal taşlarla bezeli. Aynı sergi kompozisyonu görüşme yaptığımız çalışma odasında da mevcut. Sohbet sırasında her bir köşede sergilenmiş birbirinden güzel toprak ve ahşap aksesuarlara kayıyor gözümüz. Toprağın çamura; çamurun objeye dönüşümü ve dünya pazarlarında bir Türk Markası oluş hikâyesinde tam da bir kültürel miras, emek ve akıl sacayağını görüyoruz. Bu coğrafyada önce kaliteli toprak var olmuş, Rum ustalar elinde o hammadde işlenmiş bir sanat doğmuş. Yüz yıllar boyunca usta çırak ilişkisinde Yüksel ailesinin büyük dedesine ulaşmış o sanat, ondan oğluna geçmiş. Oğul atölyesinde devam ettirmiş baba sanatını. Üçüncü kuşak Argun Bey ticari başarısı ile geliştirmiş işi, atölye TOPSAN fabrikasına dönüşmüş ve önce Türkiye pazarını sonra Avrupa ve gelecekte Dünyaya bir Türk Markası olarak sirayet edecek işinde dördüncü kuşak olan oğlu Remzi Bey ile el ele vermişler. Bu arada işin içine ahşap ve taş aksesuarlar da girmiş. Buraya kadar her şey güzel, ah bir de yeni ustalar yetişse. Çamuru, ahşabı ve taşı işleyecek ustalara ihtiyaç var, o ustalar yetişsin ki bu güzel kültürel miras kuşaktan kuşağa gelişerek aktarılabilsin. Bu konuda işveren ve eğitim kurumlarının bir çözüm üretmesi kaçınılmaz diyoruz. Ekmeğini taştan topraktan çıkarmak değiminin çok yakıştığı bu aileye kültürel mirasımıza sahip çıktıkları, ihracatçı olarak ülke ekonomisine sağladıkları katkı için çok teşekkür ediyor ve başarılarının kuşaklar boyu devam etmesini diliyoruz.