Bugün, 15 Ağustos 2020 Cumartesi


Mekanlar ve İnsanlar

Mekanlar ve İnsanlar sayfamızda bu hafta, Menemen´in ilk erkek-bayan kuaförü Nevzat Ersöz´ü ağırladık.

S.D.B: Öncelikle Nevzat abi seni tanıyabilir miyiz?

Nevzat Ersöz: 1.1.1950 doğumluyum. 4 kardeşin en küçüğüyüm. Doğma büyüme Menemenliyim. Yahya Efendi Sok. daha doğrusu eski ismi ile Yahudi Mah. diye bilinen sokaktaki evde doğdum, büyüdüm ve halen aynı ev olmasa da yerine yenisini yaptığım evde oturmaktayım. İlkokulu Tevfik Fikret´te bitirdim, ilkokul mezunuyum. Başarılı bir öğrenciydim. Aslında okuyabilirdim. Ama babamın ekonomik durumu bozuktu. Köylerde seyyar satıcılık yapardı. Sümerbank açılınca 1957´den sonra o işler de bitti. Bağ bahçe işine gitti. Bize baktı ama okutacak durumu yoktu açıkçası. Dayım erkek berberiydi. Ailem meslek öğrenmem için dayımın yanına beni çırak olarak verdi. Hatta öğretmenim berber dükkanına geldi, beni okutmak istedi, ama olmadı.

 

S.D.B: Menemen´de o dönem bayan berberi var mıydı peki?

Nevzat Ersöz: O zaman ondüleci diye geçerdi, kuaför yoktu. Genelde de evlerde yapılırdı. Dükkanı olan birkaç kişi vardı. Sevim ve Münevver diye bayanlar vardı. Bu arada erkek berberinde çalışsam da bayan berberine çok özeniyordum o yıllarda.

 

S.D.B: Erkek berberinde ne kadar çalıştınız?

Nevzat Ersöz: 16-17 yaşıma kadar erkek berberinde mesleğe devam ettim. Askerden evvel Alsancak´a gittim, biraz evvel de dediğim gibi bayan berberlerine çok özeniyordum. Oralarda çırak alır mısınız diyerek kendime iş aradım. Alsancak´ta eski bir kuaför olan Ali Özdalyan isminde bir kuaför abimiz, Allah rahmet eylesin, onun yanına gidip gelip bir şeyler kapıyordum oradan. Bu arada askerliğim çıktı. 3 ay Sivas´ta acemi birliğinde kaldım. Dağıtımım; Erzurum 9. Kolordu Subay Orduevi Kuaför Salonuna çıktı. Aynı zamanda Orduevi Müdürü´nün postası olarak da askerliğimi yaptım. Kolordu komutanımız paşanın hanımı müşterimizdi, salona geliyordu veya evlerine de giderdim.  Beni çok severdi. Bu çocuk hem kuaför salonunda, hem de misafir hanede görev yapıyor diye paşaya benden bahsetmiş. Bir gün paşa beni çağırdı, oğlum misafirhanede mi kalmak istiyorsun, aslında buraya da çok yakışıyorsun, yoksa kuaför salonunda mı kalmak istersin diye sordu. Neyse kuaför salonunu seçtim. Orada çok güzel, becerikli arkadaşlarım, mesleğin de ustalar vardı. Ankara´nın meşhur Berlin Kuaföründe kalfa olarak çalışan Mehmet Ulutopçu beni çok tuttu. Becerikli olduğumu, bu işi kıvırabileceğimi anladı ve üzerime çok düşerek bana çok şeyler öğretti açıkçası.

 

M.B: Öyleyse asker ocağı sizin için aynı zamanda meslek ocağı da olmuş diyebiliriz.

Nevzat Ersöz:  Aynen, asker ocağım benim meslek ocağım oldu gerçekten. Neyse 1972´de terhis oldum ve Menemen´e geldim. O zaman kuaförlük sınavları Alsancak´ta Kuaförler Odası´nda yapılıyordu. Yüzde yüz uygulamalıydı. Manken bulmak çok zordu. İzmir´in usta kuaförleri giriyordu sınavlara. Tam 22 kişi sınava girdik ve 4 kişi diploma aldık. Menemen´de de gömlekçi hafız abi dediğimiz rahmetli Halil Bakır´ın dükkanını tuttum. Şu an fotoğrafçının olduğu dükkan. Yani o caddenin ilk dükkanıyım. Sevgi Yolu filan açılmadı daha. Çok büyük cesaretle dükkan tuttum. Çünkü Menemen tutucuydu. O zaman Nermin arkadaşım, kendisini çok saygı ile anıyorum kulakları çınlasın, bir-iki senelik kuafördü. 72´de postanenin yanında dükkanımı açtım ve bekliyorum müşteri gelsin diye. Menemen´in ilk erkek-bayan kuaförüyüm. Benimki çok büyük cesaret isteyen bir girişimdi o dönem için. Bu anlamda çok zor bir şeyi başardım. Yeri gelmişken bu konuda bir hatırımı anlatayım. Çok şeyler yaşadım. İlk açtığım sene köyden bir müşteri geldi, orta yaşlı bir abla, yanında kızı var.  Biz çocuğun kafasını kestireceğiz dedi. Teyzecim kafasını değil, saçını kestirmek istiyorum dersin dedim. Aaaa? sen erkek misin dedi bana. Evet dedim. Yürü kızım diyerek dükkandan çıktı. Erkek kızının saçını elleyecek diye yaptırmadı. İlk seneler böyle zor geçti. Masraf olmasın diye kahveye bile çıkmıyordum akşamları, kazanmıyorsun ki harcayasın. Dükkanın kirası 325 lira, bağ-kur yeni çıkmış 3 aydan 3 aya 156 lira ödenecek. Depresyona girdim. 1 sene sabrettim. Bu süreçte kulakları çınlasın Av. Mediha Törün ablam bana çok yardımcı oldu. İlk müşterimdi. Dükkan açınca tanıştık, daha öncesinde tanışmıyorduk. Ablamdan Allah razı olsun ondan gördüğüm iyiliği unutamam. Adliye´de ne kadar çalışan kızlar, diğer avukat arkadaşları varsa toplar bana getirirdi. Bir nevi dünürcümdür de. Kaçırma bu kızı diyerek benim evliliğime de vesile oldu. Hakkını ödeyemem. Velhasıl Mediha ablamın sayesinde işlerim açıldı. O zaman en çok yapılan iş mizanpli, bigudi ile saçı sarmak ve çok güzel şekil vermekti. Fön, düzleştirici, maşa ile kıvırmak bunlar yoktu. Bu kadar aparat da yoktu, malzeme desen kısıtlı. Bir şişe perma ilacı için Alsancak´a gider, Türk Kimya´dan alırdım. Yavaş yavaş öğrenciler çırak olarak bana gelmeye başladı. Eskiden çıraklar için, eti senin kemiği benim felsefesi vardı. Hatta bir anne vardı ki, bana getirir para verir, ben de çocuğuna verirdim. Size yük olmasın yeter ki meslek öğrensin derdi.

 

M.B: Kaç çırak yetiştirdiniz yaklaşık olarak?

Nevzat Ersöz: 30´ün üzerinde. Mesleğe devam edenler Füsun, Hatice, İlknur, Ayşegül Kuaförler hepsi benim çıraklarım. Karşıyaka´da Kadir Kuaför. Şinasi vardı yeni kapatmış. Yanımda en uzun süre çalışan Işık ve Hatice idi. Bir de o dönem çoğu kuaför yanında çalışan çıraklara para vermezdi. Ben hiç harçlıksız bırakmazdım. Öyle de bir namım vardı. Bir de şunu belirtmeden geçemem, 2006´da felç geçirdim, aşağıda dükkanda çalışan elemanlar var. Kredi kartımdan bankadan hasta halimle para çektirip çırakların haftalığını veriyordum. Küçük oğlumun yedek subay maaşından bile haftalık verdik. Kul hakkı yemeyelim diye gayret gösterdik.

 

M:B: Menemen´de cesaretle bir ilki gerçekleştirerek arkadan gelen bir sürü insana yol da açmış oldunuz aslında.

Nevzat Ersöz: Bu mesleği hakikaten Menemen´de oturtan benim. Erkek olarak bayanlara kuaförlük hizmeti vermek büyük cesaretti. Çok emek verdim. İşyerimi açtıktan bir sene (1973) sonra,  bu işler nasıl olacak diye düşünmekten rahatsızlık geçirdim. Derken 73´de birden müşteri patlaması oldu mu? İşlerim açıldı Allah bereket versin. Hiç unutmam Menemen Lisesi veda gecesi nedeniyle benim dükkandaydı. O kadar yoğundu ki o akşam, aşırı yüklenmeden ertesi gün mide kanaması geçirdim.

 

M.B: Peki mesleğinizdeki teknolojik ve kimyasal değişimleri nasıl takip ettiniz?

Nevzat Ersöz: O değişimlere hep açıktım. Sürekli kullandığım malzemeleri ilk elden alıyordum. Hatta 98´de İtalya´ya gittim. Bir boya firması Türkiye´den 150 kuaförü gönderdi. Menemen´den bir ben gittim. O fuarda çok değişik ürünler gördüm. 72´den 98´e 26 sene de geçmiş, yani mesleğimde olgunluk dönemindeyim. Dükkanda seminerler düzenliyorum. Endüstri Meslek´te pek çok sınavda hocalık yaptım. Nermin kardeşim hariç benden sonraki dönemdeki kardeşlerimin çoğunun diploması benden geçti. Menemen´de, Loreal boyasını kullanan benden başka hiç kimse yok. Mediha ablam için hunca sprey bulundursam da, reçineden sprey de yapıyorduk. Beyaz alkol pahalı, mavi ispirto içine bir damla klorak koyunca oluyordu beyaz ispirto. Beyaz ispirto ile reçineyi karışım yapardım. Şimdiki sert jöle gibi saçı dimdik tutardı. Ucuza getirmek için biraz kimyagerlik bile yaptık. Almancı müşterilerimden yenilikleri takip etmek için dergi isterdim. Yaz aylarında Almancılardan çok kazandım. Alman markı verirlerdi. Bir sefer 37 kişi geldiğini biliyorum.

 

S.D.B: Kendi dükkanınıza ne zaman geçtiniz?

Nevzat Ersöz: Ben 24 sene Halil Bakır abinin dükkanında durdum. 25 senede zaten emekli oldum bağ-kurdan. 95 senesinde evimin altındaki kendi yerime geldim. 2006 senesinde emboli geçirdim. Hastanede yanlış tedavi sonucu sol tarafıma felç geldi, 56 yaşımdaydım. Sağlık sebebi ile işi bırakmak zorunda kaldım. Çok zor günler geçirdim. Atlatacağım dedim, çok bulmaca çözdüm, denizde hareketle 6 ay sonra açtım felci. Ama maalesef 2016´ya gelince en sağlıklı olduğum anda bu sefer de amansız hastalığa yakalandım. Önce böbreğimin biri alındı. 3 ay sonra da bağırsakta kitle görüldü ve o bölge de alındı. O zamandan beri de stoma taşıyorum. Karaciğer için de kemoterapi alıyorum. Her şeye rağmen ben iyi olacağım. İyi olmaya mecburum. Moralim çok güzel. Çünkü Nilgün ablanıza da, çocuklarıma da çok ayıp olur, bana çok iyi bakıyorlar. Onların çabasını görüyorum, özellikle büyük oğlum işini dümenini bozdu. Yanımıza geldi. Her şeye rağmen pozitif bakıyorum hep. Hepinize tavsiyem samimi olarak söylüyorum: bedava olan hayal ve rüya bunu hiç unutmayın. geçmiş küflenmiş, gelecekse bir umut, sen şimdiki haline bak. bunu ilke edinin. Ben şimdiki halime bakıyorum ve erken teşhisin de iyi geleceğine inanıyorum. Şu durumda iyiyim. Günü yaşamaya bakacaksın ve biraz gırgıra alacaksın hayatı. Elindekilerin kıymetini bileceksin. Eğer çok üstüne düşersen, ay hastayım dersen hayatta iyileşemezsin.

 

M.B: Peki eşinizle yollar nasıl kesişti?

Nevzat Ersöz: Allah razı olsun hayat arkadaşım, her şeyimi paylaşan, baktıkça gözümden anlayan insan birbirimizi seviyoruz ve biz 41 yıllık evliyiz. 38 ve 36 yaşında iki oğlumuz var. Çok sıkıntılar çeksek de Allah´a şükür mutlu bir hayatımız oldu. Nilgün yanımda manikürcü kalfa olarak çalışıyordu. Hayatta iyi ki yapmışım dediğim ilk şey gönlüme göre eşimi bulmam oldu. Onun bana verdiği enerji ve sevgisi gerçekten mesleğime de yansıdı. Ben bu anlamda insana yatırımı sevdim yaşamım boyunca. Fakir bir ailenin çocuğu olduğum için okuyamadım ama çocuklarımı okutmak istedim. Allaha çok şükür, Allah herkese öyle evlatlar nasip etsin. İkisi de üniversite mezunu. Her şeyden evvel dürüst ve vizyonlu birer insan yetiştirdim. Bu, gerek benim, gerekse de anneleri için büyük bir gurur. İnsan; şükrü ve Allah bereket versin demesini biliyorsa başarılı olur. Bir de tabii ki her şeyin başı sağlığı müsaade etsin.

Nilgün Ersöz: Nevzat beni hiç üzmedi, sıkmadı. Çok memnunum. Allah bin kere razı olsun. Allah başımdan eksik etmesin.

 

M.B: Siz Menemen´de marka olmuş bir isimsiniz.  Bunca yıllık hayat ve mesleki tecrübeden sonra, hayata yeni atılan ve marka olma yolunda ilerlemek isteyen gençlere nasihatiniz ne olur?

Nevzat Ersöz: Yeni yetişen neslin ilk defa yanında çalıştığı ustasına karşı sevgi, saygı ve sadakati olması lazım. Bu şart. Gerçekten bu mesleği ilerde severek yapmak istiyorsa yeniliklere açık olmalı, gerek görsel medyadan gerekse de basından ve internetten yenilikleri takip etmeli. Ustasına güveniyorsa onun dediklerini ilke alıp, çok fazla para hırsına kapılmadan yoluna öyle devam etmesi önemli. Yoksa herkes dükkan açar. Şimdi çıraklık kanununda da tam uygulama olmuyor, kalfalık diploması alan dükkan açıyor. Bu yanlış bir defa, bunun denetiminin çok iyi sağlanması lazım devlet tarafından. Yetenekli, bilgili, gerçekten hak eden mekan açmalı. Çırak olmadan kalfa, kalfa olmadan usta, usta olmadan da usta öğretici olamazsın. Bu sınavları bir kere başarı ile vermeleri lazım. İşini sevecek, iş yerinde sık değişiklik yapıp yeniliklere açık olacak ve bir de tabii ki dürüstlükten ayrılmayacak. Bir fön çekiyorum, kaş alıyorum hemen dükkan açayım olmasın. Çünkü kendileri zorlanırlar. Hayat şartları zor, maliyetler yüksek günümüzde.

 

BİZDE KALANLAR

Hayal kurmak bedava, rüyalar bedava. Geçmiş küflenmiş, gelecek bir umut, sen şimdiki haline bak? Bunları ilke edinin . Bu sözlerin sahibi doğduğu, hayatını geçirdiği evde bizleri misafir eden Nevzat Ersöz Bey. O İlkeleri başarmış, onlarca meslek erbabı yetiştirmiş, Menemen´in marka olmuş bir ismi. Sevdiği işi, hayatını birlikte geçirdiği eşi, gurur duyduğu evlatları, minnetle andığı ustaları, sevgiyle yad ettiği dostluklarıyla keyfine doyulmaz bir sohbet ortamını yarattılar bize eşi Nilgün Hanımla. Aydınlık evin aydınlık yüzlü sakinleriyle geçen güzel muhabbetimizin buraya yansıyan kısmıyla sizleri de yıllar öncesine bir seyahate çıkardığımızı umuyoruz. Nevzat Abimizin de yaşama sevinci ile atlattığı onca badireden her zaman çıktığı gibi yine zaferle çıkacağına inanarak, sağlıklı günlerde ailesi ve sevdikleriyle mutlu hatıralar biriktireceğine olan inancımızı paylaşıp, tekrar görüşmek dileği ile evlerinden ayrılıyoruz.

 

Foto2: 1972 yılında açılış fotosu? 

Foto5: 1987