KUBİLAY´I VE ŞEHİT BEKÇİLERİMİZİ ANIYORUZ...

23 Aralık 1930 tarihinde Menemen´de meydana gelmiş talihsiz ve bilinmeyenlerle dolu bir olay...

 

23 Aralık 1930 tarihinde Menemen´de meydana gelmiş talihsiz ve bilinmeyenlerle dolu bir olay...

Senaryosu aylar öncesinden yazılan, başrol ve yardımcı oyuncuları günler öncesinden belli olan bir film gibi. Derviş, Giritli, Mehdi lakapları ile anılan bir zat´ın arkadaşları ile birlikte kalkıştığı bu kanlı olay Menemenlilerin başına öyle işler açtı ki aradan geçen 88 yıla rağmen halen etkileri sürüyor.

 HERŞEY 1930 ARALIK BAŞINDA BAŞLADI...

Manisa´da pek sevilmeyen bir kişilik olan Giritli Mehmet, din adına etrafına topladığı bir düzine müridi ile Manisa´nın Ebekuyu mahallesindeki evlerde zikir geceleri yapıyor, genç Türkiye Cumhuriyetine suikastler düzenlemenin yollarını arıyordu. Bu işi tek başına yapamayacağını bildiğinden kendisine yardımcı olacak kişileri bu zikir gecelerinde bir bir belirlemeye başladı. Bu uzun bir yoldu ve güvenebileceği yoldaşlara ihtiyacı olacaktı. 1930 yılının Aralık ayı başlarında bir zikir sonrasında geceye katılanlardan altısını diğerlerinden ayırdı ve artık büyük günün geldiğini, kendisine mehdiliğin tebliğ edildiğini ve bir-iki gün içinde hepsinin yola çıkmak için hazır olmaları gerektiğini söyledi.

Mehdiye göre, Manisa´dan çıkıldıktan sonra ilk hedef Menemen´di. Burada şeriat ilan edildikten sonra İzmir alınacak, İzmir´den tüm Türkiye´ye hakim olunacak, daha sonra Avrupa zaptedilecek, Çin´e kadar gidilecekti. Bu uzun yolda Giritli Mehmet´e Sütçü Mehmet, Şamdan Mehmet, Emrullah oğlu Mehmet, Nalıncı Hasan, Küçük Hasan ve Çakır Ramazan eşlik edeceklerdi.

 7 ARALIK 1930 SABAHI YOLA ÇIKILIYOR...

Giritli Mehmet önderliğindeki kafile, 7 Aralık sabahı önceden temin edilen silahlarla birlikte Manisa´dan ayrıldı. Önce Paşaköy´e, ardından da Menemen´in Bozalan Köyüne geldi. Her iki köyde de mehdiliğini ilan eden Giritli Mehmet köylülerden kendilerine katılmalarını istedi. Bozalan Köyü dışında kendisine bir de kulübe yaptırtan sahte mehdi, 22 Aralık akşamında köyden ayrıldı. Bu arada durumun kötülüğünü anlayan kafileden Çakır Ramazan firar ederek Manisa´ya geri döndü.

 23 ARALIK SABAHI?

 Kafile, Gediz nehrini kayıkla geçerek Menemen´e geldi. Sabah keskin bir soğuk vardır ve Menemen´deki evlerin bacaları duman tütmektedir. Dört Mehmet ve iki Hasan şehre hızlıca bir giriş yapar ve doğruca Hükümet meydanındaki Müftü Mescitine gider. İçeride sabah namazını kılan 7-8 yaşlıyı dışarı çıkarırlar ve duvardaki ayet yazılı sancağı alarak meydana gelirler. O sırada ovaya gitmekte olan Menemenlileri ve çevrede esnaflık yapanları silah zoru ile ortaya toplarlar. Onları tehdit ederek, ?Etrafınız 70 bin kişilik halife ordusu ile sarıldı, mehdiye katılın, yoksa kılıçtan geçersiniz.? diye bağırırlar. Korkudan oradan kaçanlar da olur, katılanlar da. Kafile bir süre sokakları da dolaşarak taraftar toplamaya çalışır. Bu arada alaydan ve jandarmadan iki yüzbaşı onları bu faaliyetlerinden vazgeçirmeye çalışır. Durum içinden çıkılmaz bir hal alınca Alaydan yardım istenir ve Yedeksubay Öğretmen Mustafa Fehmi Kubilay 26 askeri ile olayı bastırması için görevlendirilir.

 Ancak iyi niyeti ile konuşarak isyanı bastırmaya çalıştığı bir sırada mehdinin silahı ile vurulur ve başı kesilerek katledilir. Kubilay, hiç kimsenin bu işten zarar görmemesi için işi konuşarak halletmeye çalışmıştır, ancak iyi niyetinin kurbanı olmuştur.

İSYAN BASTIRILIYOR...

Kubilay´ın katledilmesinin ardından alaydan gelen takviye kuvvetler Kubilay gibi hoşgörü göstermezler. Teslim olun çağrılarına ateşle karşılık veren elebaşı asilerden üçünü yere sererler.

 Bu çarpışmada mehdilik hayali ile yanıp tutuşan Giritli Mehmet ile Şamdan Mehmet ve Sütçü Mehmet ölmüş, Emrullah oğlu Mehmet ise başından yaralı olarak yakalanmış, Nalıncı Hasan ile Küçük Hasan firar etmişlerdir. Bu olayda Kubilay´ın yardımına koşan bekçi Hasan bey ve bekçi Şevki bey de şehit düşmüştür.

 FİRARİLER YAKALANIYOR, DİVAN-I HARP KURULUYOR...

 Olayın ardından Kubilay ve şehit bekçiler aynı gün Menemen asri mezarlığında toprağa verilirken firariler de iki gün sonra Manisa girişinde yakalanır. Menemen´de sıkıyönetimin ilan edilmesiyle birlikte Divan-ı Harp Mahkemesi de kurulur. General Mustafa Muğlalı başkanlığındaki Divan-ı Harp Mahkemesi Türkiye´nin birçok yerinden getirilen 2200 kişiyi tek tek sorgular. Bunlardan 606´sı hakkında hüküm verir. 37 kişi idam cezası alırken 40 kişi de çeşitli hapis cezalarına mahkum edilir. 37 idamlıktan 6´sının cezası yaşları dolayısı ile 24´er yıl ağır hapse çevrilir. İki kişi hastalıkları dolayısı ile vefat ederken geriye kalan 28 kişi 3-4 Şubat 1931 gecesi Menemen´in farklı bölgelerinde kurulan sehpalarda Cellad Kara Ali ve muavini tarafından idam edilir. Olayın başlangıcından itibaren hayatını kaybeden kişi sayısı 36´dır.

CEVAP BEKLEYEN SORULAR:

Kubilay Olayı´nın ardından 88 yıl geçti. Ancak halen cevabı bilinmeyen birçok soru var. Bunlardan biri Kubilay´ın ve iki bekçinin mezarlarının bugün nerede olduğudur. Aynı şekilde idam edilen 28 kişinin mezar akibeti de bilinmemektedir. Mehdi ve iki arkadaşının da mezar yerleri meçhuldur. Bir başka bilinmeyen de olayda kullanılan silahların, ayet yazılı sancağın nerede olduğudur. Mehdi´yi bu yola iten arkasındaki güç veya güçler de halen ortaya çıkarılamamıştır.

 OLAYIN MENEMENLİLERE ETKİSİ...

Aradan 88 yıl geçti. Ancak Menemenlileri suçlayan zihniyetler asla değişmedi. Askere giden, üniversitede okuyan, Türkiye´nin dört bir yanında çalışan Menemenliler halen ?Kubilay´ı neden kestiniz?? denilerek hain bir suçlamayla karşı karşıya bırakılıyor. Olayı gerçekleştirenlerin başka bir şehirden geldikleri unutuluyor. Unutulmamalıdır ki daha ilk günden itibaren Menemenliler Kubilay´a ve kendi evlatları bekçi Hasan beye ve bekçi Şevki beye sahip çıkmışlardır. Bugün Kubilay´ın adı Menemen´in bir ilkokulunda, bir caddede yer almakta, devasa anıtı Yıldıztepe´de göğe yükselmekte, her yıl binlerce kişinin katıldığı törenlerle anılmaktadır.

 SON SÖZ: Kubilay Olayını tam 14 yıl araştırarak yazdığım, ?KUBİLAY OLAYI TARİHİ - 40 GÜN? kitabımdan sonra şu fikre varmıştım. Kubilay Olayı onlarca tesadüfün bir araya geldiği, önünü bile görmeyen birkaç maceraperestin Menemen´de gerçekleştirmeye çalıştıkları talihsiz bir olaydı. Kubilay yerine daha tecrübeli bir subay gönderilseydi veya daha ilk anda iki yüzbaşıdan biri silahına sarılabilseydi veya Kubilay´ın beraberinde getirdiği askerleri süngülerini takıp isyancıların arasına girseydi bu olay belki de hiç yaşanmayacaktı.