Cumhuriyet Çınarları (S. Derya BOSUT & Melek BALSEVEN)

Cumhuriyet Çınarları köşemizde bu hafta, ilçemizin ilk taksi şoförlerinden, Menemenlilerin Penbegül olarak bildiği Mehmet Penbegül(85) ile geçmişten bugüne keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Cumhuriyet Çınarları köşemizde bu hafta,  ilçemizin ilk taksi şoförlerinden,  Menemenlilerin Penbegül olarak bildiği Mehmet Penbegül(85) ile geçmişten bugüne keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

 

S.D.B: Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Mehmet Penbegül: 1933 yılında Menemen´de Kazımpaşa Mahallesi´nde doğdum. Babam da annem de Girit-Kandiya´dan gelmiş. İlkokulu Şehit Kemal´de okudum. Babam çapa, budak işi yapar, ova işlerine giderdi. Abim Ali ile birlikte iki kardeştik. Aramızda 5 yaş vardı. İlkokuldan sonra sokaklarda boş gezmeyelim diye annemiz esnaf yanına verirdi bizi. Hatta ilkokul bitmeden yaz tatillerinde bile çalışırdık. Kunduracı, berber yanında çıraklık yaptık. Abim de aynı şekilde. Bandocu İbrahim´in tatlıcı dükkanında garsonluk yaptım. Anne babadan gelen bu geleneğe göre, o dönem birçok ailede olduğu gibi yazın okul kapandığı zaman biz de çocuklarımızı esnaf yanına verdik. Neyse 12-13 yaşlarında iken babamla birlikte inekçiliğe başladık, inek aldık. İnekçilikten sonra Kazımpaşa´daki evimizi sattık Seydinasrullah´ta bir ev aldık.

 

?1955´de İstanbul´da askerde ehliyet aldım?

 

S.D.B: Peki şoförlük mesleğine nasıl yöneldiniz?

Mehmet Penbegül: Askere gitmeden 52´de, yiğit lakabıyla anılır Çolak Oğlan diye bilinen bir arkadaşım vardı, soyadı Palaoğlu´ydu. Yaşıtız, o benden evvel mesleğe atıldı. Ehliyet aldı, otobüste çalışıyordu. Çok samimiydik ya otobüse muavin lazım gel, boşsun dedi bana. Zaten meraklanıyordum şoförlüğe. İşi pişirdik, artık imtihana gireceğiz dosya hazırlıyoruz. Ben piyade idim, jandarmaya çevirdiler ve acil beni askere aldılar. Yoksa daha askere gitmeye niyetim yoktu. 53´ün 10´uncu ayında asker olduk. Askerde meslek sordular, şoför muavini dedim. Tunceli-Hozat´ta 8-9 ay kaldık. Oradan dağıttılar bizi İstanbul´a geldim şoför kursuna. Ehliyeti askerde 55´de aldım İstanbul´da, 37 bin 624 sıra numaram. Hala o belgeyi saklarım, benim için çok değerli. Türkiye´de ehliyet alan 37 bin 624´üncü kişiydim yani. Bir de bisiklet ehliyetim de vardı benim, yaşım 15´ti, belediye veriyordu bisiklet ehliyetini. Neyse askerliğe geri dönecek olursak, İstanbul´dan Giresun´a gittim şoför olarak. Giresun´da 20 ay kaldık, sonuçta 30 ay askerlik yaptık. Askerden sonra Menemen´e geldiğimde daha İzmir´de bile ehliyet alınamıyordu. Sadece İstanbul´da ehliyet veriliyordu. 56´ın 4. ayında askerden geldim.

 

? Eskiden aile şoförü tabiri vardı?

 

S.D.B: Taksicilik yaparken unutamadığınız, sizde iz bırakan hadiseler var mı bizimle paylaşabileceğiniz?

Mehmet Penbegül: Olmaz mı. Çok şey yaşadım, beni düzelten şeylerdi. Hiç unutmam 22-23 yaşındayım, yeni gelmişim askerden, yıl 56, takside şoför olarak çalışıyorum. Taksinin markası opeldi. Bizim taksi durağı belediyenin önünde. O zaman Menemen´in merkezi orası. 13-15 tane araba var. Keseköy´den bürokratlardan biri geldi ve git köyden yengeni al gel dedi bana. Bu mevzu benim için çok değerli. Unutulmaz. Bir an duraklayınca, biraz da efemsiydi, ne duruyorsun lan diye bana çıkıştı. Abi sen gelmeyecek misin diye sordum. Hayır, hadi yengen bekliyor dedi bana. O dönem tek bir kadının takside yolculuk etmesi mesele, ne demek. Yolda bu benim için servet, bunu tekamül ettirirsem ne mutlu bana diye düşündüm. Güvenmiş bana. Buna benzer bir olay daha yaşadım, Belediye´nin zabıt katibi Hasan vardı, hastane karşısında kuaför var, git benim kızı oradan al dedi. Bunlar da hep beni mi buluyor dedim içimden. Neyse gittim oraya, çaldım kornayı, gelin bindi arabaya, ben başkası da binecek diye bekliyorum. Ne bekliyorsun, ikimiziz demesi hala kulaklarımda. O dönemde, o yaşta, o güveni vermek çok güzel bir şey. Bir unutamadığım olay da, Karaburun Sabahattin´in evinin altında yazıhane döneminde 99 sonrası yani hiç unutmam Karaburun Sabahattin´in kızı annesi ile balkonda oturuyor. Günlerden Perşembe, kız annesine dedi ki, 50 kişi geçti 45´i selam verdi, kim bu. Annesi de aile şoförü kızım, onlar terbiyesi ile meşhurdur dedi. Eskiden aile şoförü tabiri vardı. Çünkü kimsede araba yoktu.

Oğlu Zeki Pembegül: Hiç unutmam biz okula giderken o gün yağmur varsa, babam korna çalardı okula gelen varsa gelsin diye, araba 4-5 kişi alıyorsa, 10 çocuğu toplardı.

 

S.D.B: O dönemin taksi şoförleri kimler diye sorarsak, kimleri sayabilirsiniz?

Mehmet Penbegül: Leblebici Hüseyin, Patlak Yusuf her ikisi de rahmetli oldu. Sarı Mehmet, Deli İkram vardı. Bu saydıklarım benden eskiydi.

 

M.B: Şoförlüğe ilk adım, güzel hatıralarla gidiyor da eşinizle nasıl tanıştınız, ne zaman evlendiniz?

Mehmet Penbegül: 62 senesinde evlendim. İlk evliliğimdi, bu ikinci. Bizim meslek havalı meslek, annem bulmuştu. Görücü usulüydü. O zaman askerden gelsin de, evlendireyim telaşındaydı anneler. Ben geç kalmıştım yani. Şimdi çocuklar kendileri buluyor. Ama maalesef evliliğimiz yürümedi. Bir oğlumuz oldu ama vefat etti, ardından kızımız oldu, O sağ. İkinci hanımım da Keseköy´den aracı vasıtasıyla oldu. Sene 69´da evlendik. Ozan ve Zeki adında iki oğlumuz oldu.

 

S.D.B: Tekrar taksi şoförlüğüne dönecek olursak belediyenin önündeki taksi durağından bu tarafa ne zaman geldiniz?

Mehmet Penbegül: Belediye´nin oradan eski Güzin mağazasının karşısındaki taksi durağına geldik. Yıl 67´diydi.

 

Meslekte 40 sene 

 

S.D:B: Peki toplamda kaç yıl taksi şoförlüğü yaptınız?

Mehmet Penbegül: İlk başta 1 sene kamyonculuk yaptım. 56´nın 4. ayında askerden gelince Seyrekköy kamyonuna girdim, orada 13 ay çalıştım. Derviş Hasan vardı meşhur, onun otobüsü vardı, şoförü kaçmıştı, ona yardım ettim otobüste çalıştım biraz. Ondan sonra minibüs, böyle 4-5 sene dışında geriye kalan tamamı taksicilik. 40 sene dile kolay. Bu mesleği bıraktığımda 92 yılıydı. Çok severek yaptım. Yaşantımız çok güzel gitti. Kazancımız güzeldi. 15 liraya İzmir´e giderdik. O paranın tadını unutamıyorum.

 

M.B: İlk aracınız neydi hatırlıyor musunuz?

Mehmet Penbegül: İlk mal sahibi olduğum sene 63 senesiydi, 60 model iki tane arabam vardı, biri ortak,  biri kendimindi. Toplam 8 araç değiştirdim. Sekiz silindir fındık motor Ford´u hiç unutmam. 85´lik motor, nikelajlı, otomatik vites 62 modeldi onun zevkini unutmuyorum. 7-8 sene kullandım. Sonra onu verdim acenteden sıfır 124 Murat aldım, 75 model. Ford´un zevki bambaşkaydı. İlle de o beyaz Fort araba. Uçak kalkar gibi çalışırdı.

 

S.D.B: Biraz da eski Menemen´i sizden dinlemek isteriz?

Mehmet Penbegül: Mesela şimdi sokağa çıkıyorum ama kimseyi tanımıyorum. Eski Menemen Mango´nun fırını, belediye, kör Mehmet´in fırını (eski Üstün Mandıra´nın önü, Mahkeme Camii çıkışı) oradan bu yana geçiş yok, buralar bahçe. Menemen o kadardı yani. Şimdi çok büyüdü. Ama herkes birbirini tanırdı. İtimat, sevgi, hürmet vardı.

 

S.D.B: Penbegül soyadı nereden geliyor?

Mehmet Penbegül: Babamlar 4 erkek kardeş, iki de kız varmış toplam 6 kardeşlermiş. Babam nüfusa soyadı almaya gitmiş, cahil, yarım yamalak Türkçesi vardı zaten. Ne koyalım diye sormuş memur. Koy morisi ne korson koy demiş. Morisi demek affedersin ulen demek. Yanakları da pembe pembe idi.  Pembegül olsun demiş memur. Ondan sonra öbür abileri gidiyor nüfusa, memur da demiyor ki Zeki, Penbegül soyadını aldı diye, amcamın göğsü kıllı idi, nüfus memuru kıllı olsun diyor. Gerçi sonra penbegül olarak değiştirdiler onlar da.

 

M.B: Oğullarınızın meslek seçimine müdahaleniz oldu mu?

Mehmet Penbegül: Oğullarımın ikisi de sanat okulunun motor bölümünü bitirdi. 1996 yılında Sarı Hüseyin´in yanında iki kardeş Trafik Takip işinde çalışmaya başladılar. Ozan askere gitti Zeki başladı. Ozan´ın dönmesine yakın THK eski binasının altındaki dükkanı (Emniyet karşısı) tuttuk ve hazırladık. O gün bu gün devam.

 

?Huzurlu bir yaşamım oldu?

 

M.B: Son soru gençlik enerjinizi kaybetmemişsiniz. Hala daha her gün oğlunuzun dükkanına geliyorsunuz, bunu neye borçlusunuz?

Mehmet Penbegül: Kendime çok iyi baktım, bakıldım. Bakımıma büyük ihtimam gösterdim. Annem Fatma hasta oldu, vefat etti. İlk eşimden ayrıldım 3-5 sene babamla bekar hayatı yaşadım. Ama kız evlat gibi babama da baktım. Helali hoş olsun. Çok şakacı bir adamdı. Babam bana Mehmet demez, herkes gibi Penbegül diye seslenirdi. Ama ikinci hanımım gelince pabucumuz dama atıldı,  babam onu çok sevdi, 5-6 sene o da baktı. Mesela yüzü asık olsa gel bakalım Penbegül sana bir şey mi yaptı dermiş. Kızı gibi sevdi. Kısaca huzurlu bir hayatım oldu. Gençken hiç sulu rakı içmedim. Günde iki de nargile içerdim. Yemek saatine de çok önem verirdim. Öğle yemeği saatim 12´yi şaşmazdı. Öğlen beni gören mahallenin kadınları saate bakmadan saatin 12 olduğunu anlarlardı.

 

BİZDE KALANLAR

Menemen Polis Karakolunun karşısında pasajın içerisindeki oğlunun Trafik Takip ve Sigorta İşleri yaptığı mekanına girdiğimizde Mehmet Pembegül Amcamız henüz gelmemişti. Masanın üzerinde hazır bekleyen irili ufaklı siyah beyaz ve bir kısmı rengi solmuş eski fotoğraflar az sonra geçmişe yapılacak sohbet yolculuğunun habercisi gibiydi. Öyle de oldu. Elli bir senelik Menemen Şoförler ve Otomobilciler Derneği Hüviyet Cüzdanı zarif bir el yazısıyla dolma kalemle yazılmış, kibrit kutusundan az büyük tarihin tanıklığını yapmış, ama o da sahibi gibi capcanlı duruyor masanın üzerinde. Yiğit namıyla anılır derler Pembegül Amca samimi, sıcak bakışları ve inanılmaz enerjisi ile geldiğinde biz çoktan fotoğraflara dalmıştık. Çocukluktan ilk gençlik yıllarına, askerlik ve meslek anılarına, eski Menemen ve taksicilik mesleğinin ilk yıllarından günümüze kadar samimi ve sıcak bir sohbet oldu Baba Dostuyla. İlle de o Fort Arabası ondan bahsederken başka bir sevgi vardı gözlerinde. Yaşam enerjisi, coşkusu ve yıllara inat genç tavrıyla o yaşlara gelince böyle olmalıyız dedirtti, tabi ki maşallahımızı da esirgemedik. En önemlisi bunun sırrını verdi bize ?HUZUR GÜZELDİ? İşte  en büyük servet bu sanırım HUZURLU BİR HAYAT ve de her şeye rağmen böyle bir tercihte bulunup, bunu başarabilmek. Ömrüne bereket Pembegül amca eşin, evlatların, torunların ve sevip sevildiklerinle?