Bugün, 9 Temmuz 2020 Perşembe


Cumhuriyet Çınarları

Cumhuriyet Çınarları köşemizde bu hafta, Köy Enstitüsü mezunu emekli sınıf öğretmeni Aziz Topuz(89) ile keyifli bir söyleşiye imza attık.

S.D.B: Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Aziz Topuz: 1930 yılında Foça-Koca Mehmetler köyünde doğdum. 5 kardeştik, 2 kaldı. En büyük bendim. Babam tarım işçisiydi. İlkokula Koca Mehmetler´de gittim. Benim doğduğum sene 1930´da orada okul açılmış. Zamanın İzmir Valisi Kazım Dirik, çalışkan bir valiydi her yerde eserleri vardı benim çocukluğumda. Foça´nın bütün köylerinde okul açmıştı. Eğitime büyük önem veriliyordu. Hatta o dönem büyüklere bile gece okulları varmış. Yeni alfabe öğretiliyordu. 8 yaşında okula başladım. Orada 5´i bitirdim.

 

S.D.B: Peki Köy Enstitüsü ile tanışman nasıl oldu?

Aziz Topuz: 1945´de annem öldükten sonra 46´da Köy Enstitüsü´nden aradılar, beni istediler ve oraya yazıldım. Köylerde seçkin öğrencileri arıyorlardı. Galiba iyi bir öğrenciydim. 1937´de açılan Kızılçullu Köy Enstitüsü´ne gittim. Yatılı okudum. Rahmetli babam götürdü, beni oraya teslim etti. Kızılçullu Köy Enstitüsü, İzmir´de bu günkü Şirinyer Nato´nun bulunduğu saat kulesi binası var ya, orada idi.

 

S.D.B: Köy Enstitülerini genç kuşaklar için kısaca tanımlayın dersek o yıllara dair neler anlatırsınız?  

Aziz Topuz: Köy Enstitüsü´nün tanımlayacak olursak, kendi yetiştirdiğimiz meyve ve sebzeyi yedik. Babam da bu işleri yapardı, ama çelimsiz bir çocuk olduğum için çocukken bu işleri yapamazdım. Kendi beslediğimiz hayvanların sütünü içtik. Kendi ektiğimiz buğdayın ekmeğini yedik. Kendi okulumuzu kendimiz yaptık. Malzeme devletten, işçilik öğrencilerden, anahtar teslimi. Enstrüman çalmaya becerim yoktu. Tarım, sanat ve kültür dersleri vardı. Yıl 11 ay sürekli okuldaydık. 1 ay tatildi.

 

M.B: Köy Enstitüsü´nde öğretmenleriniz kimlerdi? O dönem seçkin öğretmen de bulmak zordu sanırım?

Aziz Topuz: Başarılı, çalışkan köy öğretmenleri kursa tabii tutuyorlardı. O öğretmenlerden köy enstitülerine de veriliyordu. Bizim öğretmenlerimiz branş öğretmeni değildi. Aynı zamanda ustalarımız da vardı. Mesela bir bahçıvanımız vardı Giritliydi, Türkçe pek bilmiyordu. Duvar ustası, marangoz ve demirci vardı. Atölyeler vardı. Her alanda yetişiyorduk.

 

M.B: Peki kızlar nasıl alınıyordu Köy Enstitülerine, hepiniz erkek öğrenci miydiniz, kızlar da var mıydı?

Aziz Topuz: Kızlar da vardı. Yalnız onların yatakhaneleri ayrı, idarecileri ayrıydı. Dersler beraber idi. Kızlar biraz daha azdı. Bir sınıfta 45-50 öğrenci varsa 10-15´i kızdı. Oradan yetişen başarılı bir kız öğrenci şimdi ismini hatırlayamayacağım, İzmir Kız Lisesine Müdür olarak geldi sonradan. Köy Enstitüsü´nde tahsil gören üç kişiden birisi yüksek öğrenimi tamamlardı. Ancak bizim gibi mali durumu zayıf olan, şehre uzak olanlar tahsilini devam ettiremezdi. Ben de köy öğretmenliği yaptım. O dönem şöyle bir uygulama vardı: 5 yıl başarılı bir şekilde köy öğretmenliğinin ardından, sınava katılacak, sınavı da kazanırsa Gazi Eğitim Enstitüsüne devam ediyordu, önce 2 yıldı sonra 3 yıla çıkardılar.

 

S.D.B: Kaç yıl okudun Köy Enstitüsü´nde?

Aziz Topuz: 5 yıl okudum. 5. sınıfta iken kız öğretmen okulu yaptılar bizim okulu, Türkiye´deki Köy Enstitüleri´ndeki tüm kızları İzmir´e topladılar. Bizi de çeşitli Köy Enstitüleri´ne dağıttılar. Ben Arifiye Köy Enstitüsü´nde bitirdim. Sakarya´ya bağlı idi. Arifiye´den mezun oldum. 51 mezunuyum. Sonra Manisa´ya bağlı Eşme kazası Beyderhan Köyü´ne tayinim çıktı ilkokul öğretmeni olarak. Daha askere gitmemiştim. Aşağı yukarı 19 yaşındaydım. Eşme; önce Manisa´ya, sonra Kütahya´ya, en son da Uşak vilayet olunca Uşak´a bağlandı.

 

S.D.B: Tayinin çıktı ve daha 20 yaşında bile değilken öğretmen olarak o köye gittin, kaçıncı sınıfları okuttun?

Aziz Topuz: Birleştirilmiş sınıftı, beş sınıf bir arada. Gittiğim zaman gördüğüm manzarayı anlatayım öncelikle. Okulun camları kırılmış, cam diye bir şey kalmamış. Okulu açtık ki harap. Bir nahiye müdürü bir gün köye geldi, muhtarla birlikte okula geldiler, hava soğuyacak bu böyle olmaz, öğretmenim köy enstitüsü mezunu, camları getir, o takar bunları, ben de camlar takıldıktan sonra gelip bakacağım dedi muhtara. Muhtar da o talimat üzerine işe koyuldu, bir merkebe sarılı camlar geldi. Elimden geliyor, ben de değiştirdim camları.

 

M.B: Peki köylü yardımcı oldu mu o okulun toparlanmasına?

Aziz Topuz: Bak kızım, çocukları okula getirmek problem oluyordu. Çocuklar davar başında, okula gelmiyordu. Bir gün bir hanım geldi. Ağanın karısıymış. Bana bir sıkıntı yaşarsan bana haber ver dedi.  O da şöyle olmuş. Kızı kemik veremi olmuş, beyi kızını İstanbul´a götürmüş, hanımına mektup yazmış, hanım da okuma-yazma bilmiyor, kime bunu okutayım diye düşününce abisi aklına gelmiş, abi şöyle bir mektuba bakmış bu mektubu bana verme böyle mektup okumam ben demiş. Hanımına yazdığı özel mektubu okumak istememiş. Kadın sonra kızlarına okutmuş. Buralar soğuk, yalnız yatılmıyor soba yok, bir şey yok anlamında yalnızlığından dert yanan öyle bir mektup yazmış, abisi de onu görünce mektubu iade etmiş. Kendi bir mektup bile okuyamadığı için köydeki çocukların okumasını istiyordu ve çocukları okula getiririm ben dedi. O kadın bana çok yardımcı oldu, çocukların okula devam etmesini sağladı. Ağa karısı deyince, çocukların tamamı okula geldi.  Ben de sevindim tabii. Çünkü Muhtara diyordum, işleri var hoş gör, idare et diyordu.

 

M.B: Kaç yıl öğretmenlik yaptınız ve nerelere gittiniz?

Aziz Topuz: 30 yıl 2 ay. Uşak´tan sonra Foça-Çakmaklı köyüne geldim. Orada 4 sene kaldım ve asker oldum. Adam kıtlığında yedek subay da oldum. 6 ay Polatlı´da kurs gördüm. 6 ay Malatya´da,  sonra 6 ay da Erzincan´da. Hasbelkader  bölük komutanlığı yaptım. Terhisten sonra Menemen´in Günerli köyüne geldim. 4 sene orada çalıştım. 62´de İrfan Erdem´e geldim. 15 sene orada sınıf öğretmenliği yaptım. 77´ye kadar oradaydım. Neden idarecilik yapmadın diye soracak olursanız, akşam hanımı ile kavga eder, gelir idareciye kafa tutar. O bakımdan idarecilik yapmak istemedim. Durumum idarecilik yapmaya müsaitti oysa. Sınıfımla girdim, sınıfımla çıktım. 78´den 81´e kadar Kubilay´da çalıştım ve oradan emekli oldum. Hiç yoksa Menemen´de 80-90 tane üniversite bitirmiş öğrencilerim var.

 

M.B: Köy Enstitüleri mezunu olarak Köy Enstitüleri´nin kapatılması için ne diyebilirsiniz?

Aziz Topuz: 1950´de Adnan Menderes Başbakan olunca, Van Milletvekili Kıyyas Kartal toprak ağası Adnan Menderes´in huzuruna çıkar. O köy öğretmenlerinin icabına bak, marabalar bizi dinlemiyor der. Bunun üzerine Köy Enstitüleri kapatıldı. Köy Enstitüsü mezunlarını sayacak olursak Hasan Fehmi Güneş, Mustafa Üstündağ, Fakir Baykurt, Mahmut Makal. Köy Enstitülerinden sonra, böyle başarılı öğretmenler yetiştiren Eğitim Enstitülerini de kapattılar ve eğitimi de bitirdiler. Köy Enstitüleri devam etseydi, Köy Enstitüleri 78 kuşağını yetiştirdi ilerici bir kuşaktı o, kısaca 2000´lerde bu sıkıntıları yaşamazdık. Ben Atatürk ilkelerinin savunucusuyum. Bana göre şimdiki kapitalist düzen sömürü düzenidir.  Tüm dünyada devletçilik önde iken biz de sıfır kaldı. Toprak vatandır, vatan anadır, ana satılmaz. Kısaca üretim olmayınca bu ülkenin karnı doymaz.

 

S.D.B: Bir de aile yaşamına değinecek olursak hangi yıl evlendin?

Aziz Topuz: 51´de.İlk görev yerimdeydim Beyderhan Köyünde. Koca Mehmetler´de komşu idik zaten. Pembe ile çocukluktan tanışıyorduk. Aldım kaçırdım onu. 3 yaş küçüktü benden. 2 oğlan 1 kızımız oldu. Küçük oğlum Reşat Doğan Karadeniz Tekniği bitirdi, harita mühendisi oldu, emekli şimdi. Büyük oğlum İhsan Hacettepe´yi bitirdi, sosyolog, alımlar yasaklandı yatay geçiş başladı, tam 80 darbesi öncesi dışarı gitse 1000 lira para veriyorlardı. Doğuya gönderecekler, doğu da tehlikeli, ya işin başına geç dedim, yahut yat sırt üstü ben sana her ay 1000 lira öderim dedim. O da işin başına geçti. O günden bu güne arıcılık yapıyor. Harita Mühendisi de insanlarla uğraşmaktan bıktım deyip abisi ile arıcılık yapmaya başladı. Onun da şöyle bir hikayesi var: oğlan Karadeniz Teknik´te okuyor, o dönem Yüksel Çakmur İzmir milletvekili Gençlik ve Spor Bakanı idi. Ben yurtları temizleyeceğim dedi ve yurtları boşalttı. Ondan sonra 2 ay geçmeden hükümet düştü. Küçük oğlan oradan mektup yazıyor, ya ev tutacağım taksi ile okula gidip geleceğim veya okulu tek edeceğim veya orda ölümü seçeceğim. Şimdi bunların hangisini yapayım, bana bildir baba dedi. Okula devam, ev tut taksi ile git gel dedim. Bunlar öğretmen maaşı ile olmaz diyerek arıcılığa başladım zaten. 60´larda başladım ve yaptığım apartmana Arı ismini verdim. Arı yaptı bunu. Kızım İclal´de liseyi bitirdi. Ege Tarımsal´a yerleştirdim. Evlenince işi bıraktı.

 

M.B: Arıcılık hikayesine başlamanız tamamen ekonomik sebeplerle o zaman?

Aziz Topuz: Menemen´e geldim. 170 lira para alıyorum, ev kira, üç çocuk. Ne yaparsam nasıl kazanırım ve bu çocuklar nasıl okur? Bir arkadaşım gel senle arıcılık yapalım dedi. Köy Enstitüsünde tarım dersinde görmüştük. O zaman fenni kovanlar yeni geliyordu Avrupa´dan. Bilgi sahibiydik. Kızım her şey ihtiyaçtan doğar. İhtiyacın olursa yapılmayacak şey yok. 1964´de 40 kovanla başladım ben arıcılığa. Ama baharda, ustam iyi olmadığından, 40 kovan da öldü. Ondan sonra boş kovanları sattım. 6 tane kovan aldım ve ondan ürettim. Şimdi arıların çerçevelerini hazırlıyorum, vaktim geçiyor.

 

M.B: 89 yılında hala çalışan hayatın içinde biri olarak bu kadar berrak bir zihne sahip olmanızı neye borçlusunuz, bunun sırrı ne?

Aziz Topuz: Doğa ile iç içe olma insanı zindeleştiriyor. Bu yaşa gelmeyi doğaya borçluyum Sadece görme sinirlerimde zayıflama var, onun da tamiri olmuyormuş. Bir de şekerim var. Ona da dikkat ediyorum, ilacım var. Başka da bir rahatsızlığım yok.

BİZDE KALANLAR

Kubbeli Bakkal´ın önünden geçip röportaj yapacağımız adrese yöneldik. İlk sürpriz ! İncir ağacının altında arı kovanları ve bal çerçeveleri arasında bir çalışma tezgahı ve bilin bakalım tezgahta çalışan kim? Aziz Topuz? Cumhuriyet çınarımız? Selamlaşmalar, tanışma derken ikinci sürpriz. Aziz Amcamız emekli öğretmen hem de köy enstitüsü mezunu. Arılar, arıcılık ve geçmişi konuşmak niyetiyle gelmiştik evet. Bu konular da çok değerli ve özel konuştuk da ancak böylesi bir derin mevzu beklemiyorduk. Aziz Bey o berrak zihni ve kocaman yüreği ile eğitim hayatı özelinde ülkemin bir dönemini paylaştı bizimle. İnanılmaz keyifli ve dolu dolu bir sohbet oldu. Her şey ihtiyaçtan doğar diyordu. Arılardan elde ettiği gelirle inşa ettiği Arı Apartmanının alt katındaki işletmelerinin bahçesinde, şimdi ihtiyaçtan olmasa da üretmenin keyfiyle doksana dayanmış yaşına inatla çalışıyor  ve keyfini çıkarıyor emekle, sevgiyle geçen yılların ona verdiklerinin. Tüm aileye güzel yarınlar dileyerek iyi ki diyoruz, iyi ki geç de olsa tanıdık Aziz Öğretmeni.

 

Foto2:  Pembe-Aziz Topuz çifti67 yıllık evliler?