Bugün, 15 Ağustos 2020 Cumartesi


1937 YILINDA MENEMEN (MAYIS ? ARALIK)

Bu haftaki yazımda konu başlıklarımız ve 1937 yılında Menemen´de yaşananlar:

ÖZETLE: 1937 yılında Menemen´de adli olayların çokluğuna şahit oluyoruz. İşlenen cinayetler, kız kaçırmalar, hırsızlıklar bu yıl içinde oldukça fazladır. Menemen ve İzmir´in kesinleşmiş nüfus sayımı sonuçları, çektiği fotoğraflarla Menemen tarihinin araştırılmasına büyük katkıda bulunan Giritli Halil Akgün Bey bu haftaki yazımın birkaç konusunu oluşturmaktadır.

 Bu haftaki yazımda konu başlıklarımız ve 1937 yılında Menemen´de yaşananlar:

ŞARBON AŞISI HAYVANLARI ÖLDÜRDÜ (27 Mayıs 1937) : Menemen´in Kaklıç köyünde toplam 600 koyun ve beygire verilen yeni şarbon aşısı 15 beygirin ölümüne neden oldu. Ziraat Vekaleti laboratuvarlarında hazırlanan yeni şarbon aşısının, sığırlarda boyunlarının bir tarafının, koyunlarda karın altlarının  şişmesine, beygirlerin bazılarında ise ölüme yol açtığı tespit edildi. Şikayetler üzerine beygir sahiplerine yapılacak tetkikten sonra Ziraat Vekaletince tazminat verileceği belirtildi.

 MENEMEN OVASI GEDİZ´DEN SULANACAK (6 Temmuz 1937) : Nafia Vekaletinin gönderdiği su mühen-dislerinin Gediz mıntıkasında yaptığı tetkikler sonucunda hazırlanan rapor Nafia Vekaletine gönderildi. Bu rapora göre proje hazırlanarak derhal ihalesi yapılacak ve eylül ayı içerisinde inşa faaliyetine geçilecektir. Gediz´in temizlenmesi ve Gediz sularından istifade edilerek Menemen ovasının sulanması ilkbaharda mümkün olabilecektir. Gediz´de su seviyesini yükseltmek için regülatörden istifade edilecektir.

 BULGARİSTAN GÖÇMENLERİNE KÖY KURULUYOR (11 Temmuz 1937) : Temmuz ortalarına doğru Nazım vapuru ile Bulgaristan´ın Varna şehrinden gelecek göçmen Türkler için Menemen´de 90 evlik kargir modern bir köy kurulması çalışmalarına başlandı.

 MENEMEN´DE MALİYE, BORCU OLAN BAĞCILARIN ÜZÜMLERİNE EL KOYDU (27 Temmuz 1937): Menemen´de bazı müstahsillerin borçlarından dolayı bağlarındaki üzümlerine maliyece el konulmuş ve bağlara bekçi ikamet edilmiştir. Kooperatif nizamnamesine göre bu haczin mümkün olmadığı Menemen Kaymakamlığına müracaat edilerek bildirilmiş, bu mahsullerin evvela kooperatife ait olduğu  vurgulanmıştır. Durum, ayrıca satış kooperatifleri birliğine de haber edilmiştir.

MENEMEN´DE SU KUYRUĞU (6 Ağustos 1937) : Menemen Belediye Reisi İdris Tınaz´ın, 1930´lu yılların başından 1943 sonuna kadar görev yaptığı süre içerisinde Menemen´in su sorununu çözmek için elinden gelen gayreti gösterdiğini söylemek mümkündür. Tınaz, Menemen´in onlarca yerine sokak çeşmesi yaptırmış, Yamanlar Dağı´ndan borularla getirttiği suyu bu çeşmeler vasıtası ile Menemenli ihtiyaç sahiplerine dağıtmıştır. Ancak, tüm bunlara rağmen yine de su sorunu tam olarak çözülememiş, zaman zaman su kesintileri meydana gelmiştir. Üstteki resim bu sıkıntılı anlardan birini göstermektedir. Belediye karşısındaki bir sokak çeşmesinden su almak isteyen bir grup çocuk tatlı bir rekabet içerisindedir.

 MENEMEN NÜFUSU (18 Ağustos 1937) : İstatistik Umum Müdürlüğünce 1935 yılı nüfus sayımı neticeleri hakkındaki rakamların tasnifi devam etmekle birlikte, İzmir ve Menemen´e  ait rakamlar belli oldu. Tasnife göre, İzmir´in 1935 yılı nüfusu 304.969 erkek ve 291.881 kadın olmak üzere toplam 596.850 olurken, Menemen´in toplam nüfusu ise 36 bin 547 kişidir. Bu sayının 21 bin 222´si erkek, 15 bin 325´i kadın´dır.

MUSEVİLERE BERAAT (20 Ağustos 1937) : Menemen´de Türklüğe hakaret ettikleri iddia edilen Musevi vatandaşlar Raşel ve Kaden haklarında mahkemece takibat yapılmaması yönünde karar verildi. (Bşb. Arş.)

BİR KADIN KOCASINI AŞKINA ÖLDÜRTTÜ (7 Ekim 1937) : Menemen´in ............. Köyünde müthiş bir cinayet olur. Cinayet şöyle gelişir. Zeliha, Menemen´in birkaç kilometre ilerisindeki ......köy´de oturan otuz beş yaşlarında üç çocuk anası bir kadındır. Kocası ise 55 yaşlarında Mehmet oğlu Necip´tir. Bayan Zeliha´nın yine aynı köyden Sepet Ahmet, Çoban Osman, Fehmi ve Nurullah ile arkadaşlığı vardır. İddiaya

göre arkadaşlıklar bir ara ileriye gitmiştir. Cinayetten bir müddet önce Zeliha arkadaş meraklısı olduğu için Sepet Ahmet´in kardeşi Hasan ile tanışıyor.

İddiaya göre onunla da arkadaşlığını ilerletiyor. Kocasının evde bulunmadığı sıralarda bile Hasanla evinde laubali bir şekilde şakalaşıyor! Bir gün Zeliha kocasından şikayet ediyor: -?Hasan? diyor. ?-Kocam beni fena halde hırpalıyor. Güya ahlaksızlık yaptığımdan, yabancı erkeklerle konuştuğumdan bahsediyor. Ben artık bu hallerden bıktım? Bu sözleri söyleyen kadının Hasan´a müthiş bir teklifte bulunduğu, kocasını öldürmesini teklif ettiği de söyleniyor. Bu ölümün gerçekleşmesi halinde Zeliha Hasan´a varacağını, mesut bir hayat geçirmek imkanlarını elde edeceklerini söylüyor.

Hasan böyle bir hayatı arzulamakla beraber, ölüm işine aklı yatmıyor ve teklifi reddediyor. Ancak, ileriki zamanlarda ilişkinin boyutu büyüyor ve Zeliha bir teklif daha yapıyor. ?-Bir fırsat var. Kocam komşu köyüne gidecek. Sen de git ve bu işi becer.? Hasan, bu kez teklifi kabul eder. Hadise günü Hasan güya tesadüfen gelmiş gibi Zeliha´nın ve kocası´nın içerde olduğu bir sırada eve gelir. Necip´e nereye gittiğini sorar. Komşu köyüne gideceğini öğrenince de, ?-Ne iyi, ben de gidecektim. Beraber gideriz? demiştir. İki yolcu yola çıkacakları sırada Zeliha aşığına bir bıçak verir, ancak bıçakla öldürmemesini, sopa ile işini bitirmesini söyler. İki yolcu yolda giderlerken Necip, Hasan´dan abdest bozmak için müsaade ister. Tam işini yaparken Hasan, Necip´in yere bıraktığı bastonu alarak var gücüyle ensesine, kulaklarına indirmeye başlar. Zavallı ihtiyar, bu darbelerin tesiriyle hayata gözlerini yumar. Hasan hadiseyi müteakip eve dönmüş, bıçağı ve Necip´in cebinden aldığı 2. bıçağı Zeliha´ya vermiştir. Herşeyin olup bittiğini anlayan Zeliha ?Nasıl oldu?? diye sorunca Hasan herşeyi olduğu gibi anlatmıştır. Duruma el koyan jandarma tahkikat neticesinde cinayet faillerini ortaya çıkarır. Hasan suçunu itiraf etse de Zeliha inkar eder.  Mahkeme ertelenir.

DAVA SONUCU : 16 Mart 1938 tarihinde sonuçlanan dava sonucunda Ağır Ceza Mahkemesi taammüden adam öldürmek suçundan Hasan´ı idama bedel 30 yıl ağır hapse mahkum ederken, Hasan´ı bu suça teşvik ettiği hakkında delil mevcut olmayan Zeliha´nın beraatine karar verir.

FECİ KAZA! TREN MEMURUNU TREN PARÇALADI (9 Ekim 1937) : Menemen civarında Muzaffer adında bir gencin ölümüyle neticelenen bir tren kazası meydana geldi. Sabah erken saatlerde Manisa´dan İzmir´e hareket eden 1106 numaralı yolcu katarı Menemen İstasyonuna yaklaştığı sırada Devlet Demiryolları İdaresi tarafından stajyer olarak bilet kontrolünde çalıştırılan Muzaffer adlı genç trenden düşerek tekerlekler altında can verdi. Muzaffer´in trenden nasıl düştüğü anlaşılamamıştır. Olay, İzmir Müddeiumumi´ne (Savcılık) haber verilmiş ve muavin Nadir Ener tahkikata başlamıştır.

BİR GENÇ KIZI ZORLA KAÇIRMA OLAYI (28 Ekim 1937) : Menemen´in .......köyünden Medine, komşusu sadık ve karısı bayan Akide ile birlikte bir akşam hayvan üzerinde bağ kulesinden köye gitmek üzere ayrılmıştır. Medine ve Akide, sepetçi deresine geldikleri sırada Kazım, Ahmet, Hasan, Arif ve Ali ile karşılaşmışlardır. Bunlardan Kazım iki kadını hayvandan zorla indirerek Medine´yi kaçırmaya teşebbüs etmiş, bayan Akide de bu duruma itiraz etmiştir. Hadise yerine bayan Akide´nin eşi yetişince Kazım kızı kaçırmaktan vazgeçmiştir. Fakat, hadise zabıtaya ve adliyeye aksettirilmiş ve Kazım tevkif edilmiştir. Yapılan muhakeme sonucu suçlu Kazım, Medine´nin nişanlısı olduğunu iddia etse de genç kız böyle bir nişandan haberi olmadığını, ancak Kazım´ın kendisini sık sık takip ettiğini anlatmıştır. Mahkeme bazı şahitlerin de çağrılması için ileri bir tarihe ertelenir.

 ELİ UZUN BELEDİYE BEKÇİSİ (11 KASIM 1937) : Menemen´de bakkal Mehmet´in bağından üç metre uzunluğunda tulumba borusunu çalan belediye bekçilerinden Ali Çakmak adliyeye verildi.

 BİR İSKAN MÜRACAATINA KABUL (11 KASIM 1937) : Bulgaristan vatandaşı İsmail´in Menemen ilçesinin Süzbeyli köyünde babasının yanında oturmasına dair İskan Müdürlüğüne yaptığı müracaat kabul edildi.

MENEMEN BELEDİYESİ´NİN 2. PAZAR TEKLİFİ (13 KASIM 1937) : Menemen Belediyesi, kazada kurulan halk pazarının gerek yer darlığı sebebiyle gerekse nüfus artışından dolayı ihtiyaca cevap verememesinden dolayı Vilayet´e bir müracaatta bulunur. Belediye, müracaatında Menemen´de haftada iki defa pazar kurulmasını ve ikinci bir ?pazar? günü kabulünü istemiştir. Vilayet´in meseleyi tetkik etmesinden sonra konunun Umumi Mecliste görüşüleceği belirtilmiştir.

 6 YIL ÖNCEKİ CİNAYET ÇÖZÜLDÜ (15 KASIM 1937) : 1931 yılında Menemen´in ............... köyünde işlenen bir cinayet´in faili altı sene sonra bir köylünün ihbarı üzerine yakalandı. İsmail oğlu Ali ismindeki bu kişi 6 yıl önce yanında çalıştığı Hüseyin Ağa´yı çoban ücreti yüzünden otuz yerinden bıçaklayarak öldürmüştü. Daha sonra firar ederek Bergama´nın Kozak nahiyesine gelen ve burada da çobanlık yapan çoban Ali, bir köylünün ihbarı üzerine derhal yakalanmış ve suçunu itiraf etmiştir. Suçlunun muhakemesine başlanacaktır.

 1937 YILINA AİT BAZI GÖRSEL FOTOĞRAFLAR

 Menemen´de Fotoğrafçılık konusundaki en eski isim kuşkusuz Halil İbrahim AKGÜN´dür. Girit kökenli bir aileden gelen Halil Bey, 1920´li yıllardan başlayarak 1960´lı yıllara kadar binlerce resim çekmiştir. Halil İbrahim AKGÜN, Menemen´in o yıllardaki en iyi fotoğrafçısıdır. Aile fotoğraflarından, Manzara fotoğraflarına, Resmi tören fotoğraflarından, spor fotoğraflarına kadar hemen her görüntüyü objektifine yansıtır. O günün kısıtlı imkanlarına ve malzeme yokluğuna rağmen çektiği fotoğraflar sayesinde bugün Menemen Görsel Arşivi´ne sahibiz ve siz okurlarımızla paylaşabiliyoruz.

Aşağıdaki fotoğraflar Halil Bey´in 1937 yılında çektiği aile resimlerinden sadece ikisidir.

Aşağıdaki fotoğraf havuz ve üstündeki küçük bir fıskiye etrafına canlı çiçekler ve bitkiler koyarak oluşturduğu stüdyosunda çekilmiştir. Stüdyoda su tulumbası bile bulunmaktadır. Bu görüntü ile birçok Menemenli şahsi fotoğraf çekilmiştir.

Aşağıdaki diğer fotoğraf ise bir cemiyet toplantısında çekilmiştir. Halil İbrahim Akgün sadece Menemen değil, kazaya bağlı köyler ve Aliağa´da da fotoğraf çekimlerinde bulunmuştur. Fotoğrafçılık´tan sonra ise Elektrik Tesisatçılığı ve Kırtasiyecilik yapmıştır. 1908 doğumlu olan Halil İbrahim Akgün, 1988 yılında vefat etmiştir.