ÇÖMLEKÇİLİK GEÇMİŞLE GELECEK ARASINDAKİ DOĞAL BAĞDIR

Kınalı Eller yazı dizimizin üçüncüsünü Belen yolu üzerinde bulunan Smyrna Antik Terra Cotta´da Timur Çetindağ ve Hüseyin Uçar ile gerçekleştirdik.

S.D.B: Merhaba Timur Bey.  Bizi mekanınızda ağırladığınız için teşekkür ederiz. Keyifli bir sohbet edeceğimizi düşünüyorum. Kurumunuzun adı ve bu mesleğe nasıl başladığınız hakkında bize bilgi verir misiniz?

T.Ç: Kurumumuzun adı Smyrna Antik. Bu mesleğe başlamam şöyle gelişti. 1973 yılında komşularımız Mehmet Ali Ursavaş´ın yanına yaz tatillerinde giderek bu işe girdim. İlk nikah şekerlikleri boyayarak başladım. Sonra ortaokulda da yaz tatilleri ve arada cumartesi-pazar da devam ettim. Liseyi bitirinceye kadar bu şekilde çalıştım. Çamuru çok seviyordum. Bu nedenle de bu iş benim mesleğim olacak demiştim. Usta olmak istiyordum zaten ve başardım. Binlik Ali, Hasan Usta, Dündar Usta´da çalıştım. Hepsinden bir şeyler öğrendim. Liseden sonra da devam ettim. 1991 yılında evlendikten sonra işverenliğe karar verdim. Turgutlu´ya ortak gittim. Turgutlu´da sıfırdan tesis kurduk. Hollanda´da yaşıyordu ortağım. İhracat üzerine 3.5 sene orada bu işletmeyi sürdürdüm. Sonra tekrar Menemen´e döndüm. Sonra Foça´da 18 dönüm üzerine Hollandalıların yaptığı bir fabrikayı satın aldık. Almanya´da fuara katıldık. 2-2.5 sene sürdü. Götüremedik. Satmak zorunda kaldık. Sonra Topsan´ı kiraladım. Orayı da bir 3 sene kadar çalıştırdım. Ondan sonra şu anki yeri satın aldım. Bu mekanda 4 senedir ortağım Hüseyin Uçar ile çalışmaktayız.

S.D.B: Siz bu işe çırak olarak başladığınızda eminim ki çok iyi ustalar ve atölyeler vardı.  Bu adamda çok iyi ustaydı diyebileceğiniz unutamadığınız ustalar var mı? 

T.Ç: Olmaz mı? Dündar Usta ve kardeşi Hasan Usta çok iyi sanatkarlar. Tabii onların yanında çok şeyler öğrendim ama ben bunu daha da geliştirdim. Onlardan daha ileriye götürdüm.

S.D.B: Menemen´de farklı bir tarzınız olduğunu biliyoruz. Bunu anlatır mısın?

T.Ç: Senelerce çömlek, saksı imalatı yaptık. Artık farklılaşmak istiyordum. Benim tarzım zaten farklılık yaratmak. Aynı malı yapabilirim ama yüzeysel olarak onun üzerinde değişiklikler yaparak daha değişik şeyler sunma ihtiyacını duydum. 8 senedir antik tarzda çalışıyorum ama çömlekçi aynı boy saksıyı 10 TL´ye satıyorsa ben aynısını şekillendirerek 30 TL´ye satıyorum. Benim farkım burada. Üzerinde işçilik harcıyorum. Ama yakıt maliyetini düşürüyor karımı arttırıyorum. Onlar 100 tane üretiyorsa ben 30 tane üretiyorum. Onlarla aynı karı yapmış oluyorum. Affedersiniz hamallığı düşürmüş oluyorum.

S.D.B: Mesleğe ilk başladığınızda duygu ve düşünceleriniz neydi bugün neresindesiniz?

T.Ç: Mesleğe il başladığımda duygu ve düşüncem mesleği çok seviyordum. Ama ilerde ne olacağını bilemiyordum. Zaman geçtikçe bunu görmeye başladım. Mesleğin kıymetleneceğini, çok iyi paralar kazanacağımızı anladım ki Allah´a şükür çok iyi paralar da kazandık. Bir ara lisede okurken takım elbise kravatlı işler yapayım diye düşündüm. Babam memurdu çünkü. Öyle görmüştüm. Ona da özeniyordum. Ama meslek birden kıymetlenince kopamadım. Lise bitince Mimar Sinan Güzel Sanatlar´da okumak istedin. Olmadı. Olmayınca da bu bizim meslek haline döndü.

S.D.B: Menemen çömlekçiliği hak ettiği yerde mi sizce?

T.Ç: Menemen çömlekçiliği hak ettiği yerde değil. Bu meslekten para kazanıyor muyuz? Tabii ki kazanıyoruz. Ama daha iyi şeyler yapıp, daha çok para kazanabiliriz. Beynimizdeki şeyleri şekillendirip icraata dökmek zorundayız. Ben bunun bir kısmını başardım. 7 sene önce hiçbir şeyim yokken şu an mekanım var. İflas döneminden sonra sıfırdan başladım. Borç aldık, yaptık ve ödedik. Bu tarzı bulmamla başardım. Belki yine başarılı olurdum ama daha çok yorulurduk. Bu yüzden yeni şeylere yönelmeli. Bunun yanında sırlı üretimle yemek kapları yapmaya başladık. Yemek kapları için sağlık raporları aldık. Sağlığa aykırı ürün yapmıyoruz.

S.D.B: Sizi engelleyen temel sorunlarınız nelerdir desek?

T.Ç: Temel sorunumuz toprak. Bence yok oldu. Şu an insanlar ellerindeki stokları kullanıyorlar. Ama Menemen´de dağların, tepelerin ev dolması gün geçtikçe toprak bulma sorununu arttırdı. 10 sene sonra Menemen´de çömlekçiliğin dışardan toprak getirerek devam edeceğini düşünüyorum. Çok zor durumdayız. Şu an ben toprak bulamıyorum. Antik ürünlerim için İstanbul´dan toprak getiriyorum. Menemen´de toprak meselesi iç açıcı değil. Bize lazım olan toprağın çıktığı Koyundere ve Asarlık bölgesi ev dolmuş. Toprak alacak yer yok. Bu büyük sorun.

S.D.B: Menemen´in toprak kalitesi için ne dersiniz?

T.Ç: Menemen´in toprağının en büyük özelliği rengi. Pişince kırmızı çıkması. Bence başka bir artısı yok.

S.D.B: Teknolojinin gelişimi mesleğinize nasıl yansıdı?

T.Ç: Yaklaşık 6 ay önce elektrikli fırın yaptırdık. Bunun için 250 kw´lık trafo kurduk. Eskiden bunları yapamazdık. Elektrikli fırınla sırlı ürünlerimi yapıyorum. Ama her şeye rağmen yine de bizim işte insan faktörü birinci sırada. En büyük faktör işçilik. Ustalık ölmez. Bizim işte insan olmadan olmaz.

S.D.B: Yetişmiş eleman ihtiyacınızı nasıl karşılıyorsunuz ve yetişmiş eleman sıkıntınız var mı? Bu konuda neler söylersiniz?

T.Ç: İşler zaten bozuk. Yetişmiş eleman bulmak zor. Ama ortağım olan kayınbiraderim ve eşimin de yardımıyla aile şirketi gibiyiz. Artık her meslek öyle oldu zaten.

S.D.B: Yaptığınız işin bir de sanatsal boyutu var. Bir sürü üniversitenin bu konuda bölümü var. Hiç okullarla, üniversitelerle, sanat çevreleriyle bir diyaloğunuz var mı? Varsa nasıl? Stajyer öğrenciler geliyor mu? Deneyimlerinizden faydalanmak isteyenler oluyor mu?

T.Ç: Koyundere´de Seramik Meslek Yüksekokulu açıldı, açılışa gittik. Öğrencilere kartlar verdim. Ama hiçbiri gelmedi. Dönüşüm olmadı bize. Teorik açıdan bizden daha iyi şeyler öğreniyor olabilirler ama pratikte biz çok daha iyiyiz. Aramızda bir iletişim olmadı.

S.D.B: Çömlekçiler Köyü kurulması fikrini son yıllarda duyuyoruz yöneticilerden. Bununla ilgili düşünceniz nedir?

T.Ç: Gençler için iyi olabilir ama insanlar zaten kendi fabrikalarını kurmuşlar. Bana bir faydası olmaz. Ben zaten ürettiğim ürünü satıyorum. Menemen tanıtımı olur. Kurulmasın diye bir şey de söylemem. Olursa memnun olurum.

S.D.B: Ürettiğiniz ürünleri nerelere yolluyorsunuz? Hangi sektörler, ne amaçla sizden ürün alıyor?

T.Ç: Ürettiğimiz ürünleri Bodrum, Antalya, Kıbrıs, Marmaris, Fethiye ve İstanbul´a yolluyoruz. Sahil kesimine gidiyor bizim ürünler. Genelde sırlı yemek kapları, şelaleler, antik toprak saksılar yolluyoruz. 

S.D.B: Son olarak sohbetimizin sonunda bizim unuttuğumuz, sizin bunu da söylememde fayda var dediğiniz bir şey var mı? Sohbetimizi nasıl toparlamak istersiniz?

T.Ç: Ben bir kez daha tekrarlamak istiyorum ki çömlekçilerin en büyük sorunu toprak ve bu vesile ile sevgili Kaymakamımıza ve Belediye Başkanımıza da sesleniyorum. Eğer çömlekçiliği bir nebze daha ileriye götürmek istiyorsak büyüklerimiz bu soruna bir an önce el atmalı. Bunun altını önemle çizmek istiyorum. Çözülmezse Menemen kaybeder. Vergimizi ödüyoruz. Halkımız ve devlet kazanıyor. Bunu çözmemiz gerekiyor. Hammadde sorunu yüzünden son 4 aydır ettiğim zararın haddi hesabı yok. Toprak denemeleri yaparken ürün kaybı yaşadım. En son İstanbul´dan toprak almaya karar kaldım.

S.D.B: Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Çok keyifli bir sohbet oldu.